Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.正師子吼言:『我生已盡,梵行已立,所作已辦,不受後有。
Bunun ardından Cebrail bir çığlıkla inkârcıları helak etti.從此以後,阮惠認為阮有整是政治投機分子,深惡其為人。
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.在官不为矫洁之行,凡有馈赠者,辞多受少,故人不厌其取。
Soğukluğun sağ tarafında helalar, solda ise usturalık yer alır.热的食物要放在桌子的右边,凉的食物放在左边。
Her ikisi de birbirlerine haklarını helal ederler.夫妻有彼此的遺產繼承權。
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.奧羅莫穆斯林因宗教緣故不吃豬肉。
Bazı eylemler ise mübah, helal, küçük günah veya büyük günah olarak değerlendirilir.又教使自隱,有小過者,當治道百步,則罪除。
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!普與匡義入白太祖,諸將已擐甲執兵,直扣寢門曰:『諸將無主,願策太尉為天子。
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.길잡이는 사람에게 행복을 약속하는 대신 그것을 외면한 이에게는 용서가 없다.
Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir.또 오딘은 인간의 전쟁에도 관여하여 승리와 패배를 결정하였다.
Helal ve hayırlı işler Allah'ın adıyla, ve O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda yapılan işlerdir.그 언약의 말씀을 순종할 때 하나님께 영광이요 축복과 생명이 따르는 것이다.
Pişman olmadan helalleşilirse Riya olur.북한이 반발하지 않는다면 당연히 찬성해야지.
M. Nedim Hazar, Ferhat Barış takma (müstear) adı ile kitaplar yazmıştır: Bizi Helak Eder misin Allahım!仁任下般若獄, 臺諫巡衛府雜治之, 般若指新創中門, 號曰, “天若知吾寃, 此門必頹!”
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."불법집회를 일으키는 것은 책망받을 것이니 신중하지 못합니다."라면서 이성을 되찾아서 진정하도록 설득했다.
Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.אמרו: נאמר לו דבר אחד (דבר של עצה), (אולי) לו ישיב אותנו לארצנו.
Dünya Helal Birliğiאתר ברית עולם
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.חלב מרוכז אינו אלא תרכיז של חלב.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Освен в семейството, те ходят да сурвакат и по други роднини и съседи.
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.Sadrži veću količinu bjelančevina nego obično mlijeko.
Ilk yerleşim merkezi Helaldı´dır (yukarki Helaldı).Vznikli prvé mestá (Oš, Uzgeň).
Yurduma helal olsun."Na svidenje v nebesih!«.
Dünya Helal BirliğiMednarodna drsalna zveza
Ama sıradan bir süt değil helal süt olmalıdır.Tavrin je najti v človeškem mleku, ne pa v kravjem mleku.
IUCN Helarctos malayanus olarak geçmektedir.Vikiteka „IUCN Red List - Helarctos malayanus“.
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?"Begrijpen jullie dan niet dat alles wat men eet naar de maag gaat en tenslotte in het riool terechtkomt?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Các ngươi chưa hiểu vật gì vào miệng thì đi thẳng xuống bụng , rồi phải bỏ ra nơi kín sao ?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Các ngươi chưa hiểu vật gì vào miệng thì đi thẳng xuống bụng, rồi phải bỏ ra nơi kín sao?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Či nerozumiete, že všetko to, čo vchádza do úst, ide do brucha a vyhadzuje sa von do stoky?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Ettekö käsitä, että kaikki, mikä käy suusta sisään, menee vatsaan ja ulostuu?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Forstår I endnu ikke, at alt, hvad der går ind i Munden, går i Bugen og føres ud ad den naturlige Vej?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Insen I icke att allt som går in i munnen, det går ned i buken och har sin naturliga utgång?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Jeszczeż nie rozumiecie, iż wszystko, co wchodzi w usta, w brzuch idzie, i do wychodu bywa wyrzucono?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?입으로 들어가는 모든 것은 배로 들어가서 뒤로 내어버려지는 줄을 알지 못하느냐
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Mégsem értitek-é, hogy minden, a mi a szájon bemegy, a gyomorba jut, és az árnyékszékbe vettetik?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Não compreendeis que tudo o que entra pela boca desce pelo ventre, e é lançado fora?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Nerozumíte-liž, že všecko, což v ústa vchází, do břicha jde a vypouští se ven?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Ne umete li, da gre vse, kar prihaja v usta, v trebuh in se meče ven?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?¿No entendéis que todo lo que entra en la boca va al estómago y sale a la letrina
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Non capite che tutto ciò che entra nella bocca, passa nel ventre e va a finire nella fogna
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Nu înţelegeţi că orice intră în gură merge în pîntece, şi apoi este aruncat afară în hazna?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Skjønner I ikke at alt det som kommer inn i munnen, går i buken og kastes ut den naturlige vei?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Tidak tahukah kalian, bahwa yang masuk ke dalam mulut turun ke dalam perut, dan kemudian keluar lagi
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Δεν εννοειτε ετι οτι παν το εισερχομενον εις το στομα καταβαινει εις την κοιλιαν και εκβαλλεται εις αφεδρωνα;
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?еще ли не понимаете, что все, входящеев уста, проходит в чрево и извергается вон?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Не разбирате ли, че всичко що влиза в устата, минава в корема, и се изхвърля в захода?
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?Чи ще не зрозуміли, що те, що входить в уста, йде в живіт, і звергаєть ся в одхідник;
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?העוד לא תשכילו כי כל הבא אל הפה יורד אל הכרש וישפך משם למוצאות׃
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?ألا تفهمون بعد ان كل ما يدخل الفم يمضي الى الجوف ويندفع الى المخرج.
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?豈 不 知 凡 入 口 的 、 是 運 到 肚 子 裡 、 又 落 在 茅 廁 裡 麼
‹‹Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz?豈 不 知 凡 入口 的 、 是 運到 肚子 裡 、 又 落在 茅廁裡麼
Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.@techsoc: Aquí está una foto del cuerpo de Hrant.
Aracı kurum da ilgili müşterisi ile helalleşti. . . . .その株を証券会社に返し、それをこの人に、 返しました。 これらの人は、何が起こったのか知らなかった。
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Prends toi en mains.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Σύνελθε.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Опичай си добре ума.
Diğerlerinde, baş örtüleri yasaklandı Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.En otros, la carne kosher y halal van a prohibirse en un santiamén.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Czasem zabrania się mięsa ubitego zgodnie z prawem religijnym.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Dans d'autres, on interdit la viande cachère et halal, au moment où nous parlons.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.Di negara lain, kosher dan makanan halal dilarang, saat ini.
Diğerlerinde, koşer ve helal et yasaklandı, biz burada konuşurken.În altele, mâncarea kosher şi halal este interzisă, chiar în timp ce vorbim.