Melike, elçileriyle Süleyman'a hediyeler gönderir.Al-Quran merujuk pada utusan malaikat dan manusia "rasul" sebagai gantinya.
6 Aralık tarihinde birçok ülkede çocuklara hediyeler verilir.Pada hari pestanya pada tanggal 6 Desember, ia membawa berbagai macam hadiah untuk anak-anak.
Beraberinde hediyeler olur.Mereka akan bertukar hadiah.
Hediyelerini de geri vermek için çok uğraştı ancak Yakup zorla kabul ettirdi.Ia ingin mencicipi sedikit saja masakan itu, namun Yakub menolaknya.
Onu ziyaret eder, hediyeler getirir ve kurban adayarak lütuf dilerlerdi."Ia memperkenalkan diri kepada orang-orang yang lewat, dan meminta mereka agar mau menjadi penggemarnya.
Yemek sırasında çikolata hediyeleri ve samimi ilişkilerin eksikliklerinden yakınırlar.Trong bữa ăn, họ thường "kể lể" về việc thiếu các mối quan hệ thân mật và quà tặng sô cô la.
Tabi gönderilen hediyelerin de karşılığı ona göre olurdu.Ngoài ra, mỗi khách hàng mới sẽ được tặng một món quà tương xứng tùy theo số tiền gửi.
Beraberinde hediyeler olur.Hà Nội trao tặng.
Aynı zamanda ona verdiği edebi hediyelerle ona görgü kazandırdı.彼女にもらったプレゼントの絵本を今でも大事にしている。
Bu hediyeler sadece altın ve para değildir.贈り物は現金とは限らない。
Melike, elçileriyle Süleyman'a hediyeler gönderir.マルヤムの子マスィーフ・イーサーは,只アッラーの使徒である。
Ona göre sevgiyi ifade etmenin tek yolu pahalı hediyelerden geçiyordu.それは贈り物を通じて愛情を表現する一つの手段である。
Lavantayla ilgili hediyeler almaya bayılırım.プレゼントを贈ることが好きである。
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.ソロモンも女王に対して贈り物をしたほか、彼女の望むものを与えた。
Geleneksel değerlerden, doğum günlerinde alınacak hediyelerden hoşlanmazlar.誕生日プレゼントは捕手に嬉しいものが多い。
Soranlara, “Hediyeler az, ben şimdi bu beylere ne vereceğim” dedi.」の問いに当選者が「今日は○○してました」と答えると、「プレゼントはどなたと使いますか?
Yemek sırasında çikolata hediyeleri ve samimi ilişkilerin eksikliklerinden yakınırlar.子供らは毅の贈物のチョコレートに有頂天になる。
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.トーマスはファンからの高価な贈り物を受け取った。
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.そして、二人はお互い一両もの大金を賭けていた。
Bebege beyaz kiyafet giydirilir, dümbelekli çalgili eğlence düzenlenir, gelenler çeşitli hediyeler getirir.ノウルーズになると人々は新しい白い服を着、特別な料理を作り、若者たちは互いに贈り物を贈り合う。
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.マーセルは家へ帰り残骸を彼の家族に見せた。
Gelinin kayınbabası ve kayınvâlidesi geline verecekleri hediyeleri ismen arzederler.新郎新婦が、それぞれの両親へ花束を贈呈する。
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.世界各地に出張し、お土産を持ち帰る。
Hem babaannem hem anneannem bu hediyeleri alırdı.おじいさんとおばあさんを捕まえ人質にしていた。
Raul ve Leslie düzenlenen tanışma partisinde birbirlerine hediyelerini takdim ederler.劳尔和莱斯利在见面会上交换了礼物。
Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir.聖誕老人則會出現,把聖誕禮物放於聖誕樹下。
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.而祂們也各自給予了各種族不同的「禮物」。
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.在小說結尾狄雲達成了丁典的遺願,與摯愛終於团圆。
Tabi gönderilen hediyelerin de karşılığı ona göre olurdu.他所有收到的礼物也都被他分给他人了。
Lavantayla ilgili hediyeler almaya bayılırım.喜歡收集小贈品。
Bunun üzerine elçi eşliğinde imparatora hediyeler gönderildi.这时带着天皇特赦令的特使赶到。
2006 yılının Yılbaşı gününü ise Kolombiyalı mültecilerle hediyeleri dağıttığı San José, Kosta Rika'da geçirdi.2006 年,白襪以賈西亞和費城費城人交易Gavin Floyd及Gio Gonzalez。
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.今天的典礼,就是给我的宴食。
Konuklardan alınan değersiz hediyeler de yardımcı olmaz.밤, 팬으로부터의 선물이 닿지 않는 일이 있다.
Lavantayla ilgili hediyeler almaya bayılırım.편의점에서 팔고있는 오징어를 좋아한다.
Tabi gönderilen hediyelerin de karşılığı ona göre olurdu.조조도 그 명성을 듣고는 당귀를 선물로 보낼 정도였다.
Süleyman kraliçeye hediyelerle karşılık verdi ve "ne isterse alabileceğini" söyledi.솔로몬왕은 스바 여왕에게 그녀가 가져온 선물 못지않게 푸짐한 선물을 주고 또 그녀가 요구하는 것은 무엇이든지 다 주었다.
Hediyeleri benim elimden geçer, ve ben onlara geri hediye yapmakla sorumluyum.종이접기가 자신있고, 만든 것을 선물 해 주기도 한다.
Beraberinde hediyeler olur.חלוקת מתנות.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.שתי המלכות שלחו אחת לשנייה מתנות רבות.
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.רבקה הזדרזה לשוב לביתה ולהודיע לבני משפחתה על האורח.
Oralara senelik hediyeler gönderilmiştir.שלב שליחת המתנות.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.לעיתים קרובות הם יהיו לבושים בבגדים אלגנטיים.
Bu hediyeler sadece altın ve para değildir.ספריות הן לא רק לבנים ואבן יותר.
Fox, daha sonra 205 Live programında isimsiz birinden hediyeler almaya başlamıştı.След това Фокс започва да получава подаръци от анонимен подател на 205 На живо.
Ancak bu insanlardan yaşlı adam ve kadın hızlıca ölünce 4 çocuğu hediyelerle adaya geri yollandı.След като възрастните хора умират, четирите деца са изпратени обратно на острова с много подаръци.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Приходите от тях са дарени за благотворителни цели.
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.Tijekom djelovanja kolegi je primao razne darove od svojih bivših pitomaca.
Ona göre sevgiyi ifade etmenin tek yolu pahalı hediyelerden geçiyordu.S vremenom shvaća da je njezina ljubav zapravo bila tek ljubav prema darovima koje joj je donosio.
Konuklardan alınan değersiz hediyeler de yardımcı olmaz.Darovi neprijatelja nisu darovi i ne donose dobro.
Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir.Od 20. storočia sa pod stromček kladú aj vianočné darčeky.
Adet üzere delikanlılar kızlara çeşitli hediyeler getirirler, kızlar da onlara ten ten helvası verirlerdi.Dievčatá im prinášajú rôzne dary, aby si ich naklonili.
Bu günde herkese sürpriz hediyeler verdiler, gerçek olmayan haberler ürettiler.Najprv všetci prítomní mlčali, prekvapení tým, čo sa stalo.
Kullanıcılar isterse "hediyeler" kutusunu profillerinde de gösterebilir.Používatelia môžu tiež vidieť návštevníkov svojho profilu.
2006 yılının Yılbaşı gününü ise Kolombiyalı mültecilerle hediyeleri dağıttığı San José, Kosta Rika'da geçirdi.Božič leta 2006 je preživela s kolumbijski begunci v San Joséju, Costa Rica, kjer je delila darila.
Bu hediyelerin başında çiçekler ve çikolata gelir.Darila navadno vključujejo vrtnice in čokolado.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.Poleg tega so se taka oblačila pogosto dajala kot darila v diplomatske namene.
En zengin gömüt hediyeleri bir kremasyon mezarda ele geçmiştir.Verjetno so njegovi najvrednejši steklarski recepti odšli z njim v grob.
Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.Kljub temu je svojo mlado kraljico in njeno družino osipaval z darili.
Burada kullanılan ikonografi sembolik bir biçimde karşılıklı hediyelerin verilmesi şeklindedir.Hibridna ikonografija se zato razvije kot poskus zastopati oba vidika.