he ile cümle
he kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Planlarımız henüz somut değil.Our plans are not yet concrete.
Biz doğal olarak heyecanlandık.We naturally got excited.
Bizim takımda olman konusunda heyecanlıyız.We are excited about having you on our team.
Sevkiyat henüz geldi mi?Has the shipment arrived yet?
Hazırlanmayı henüz bitirdin mi?Have you finished packing yet?
Gelin alçaltılmış gözlerle ve ona bakan herkesle odaya geldi.The bride came into the room with lowered eyes and with everyone staring at her.
Çiçekler büyümeye başlıyor ve her şey yeşil oluyor.The flowers are beginning to grow and everything is becoming green.
Çiçekler her zaman kabul edilebilir.Flowers are always acceptable.
Çiçekleri sulamama gerek yoktu. Bitirdikten hemen sonra yağmur yağmaya başladı.I needn't have watered the flowers. Just after I finished, it started raining.
Salı sabahından önce her şeyi bitirmelisin.We must finish everything before Tuesday morning.
Dünya'ya en yakın benzemede Mars hepsinden en ilgi çekici olanı.Mars is all the more interesting for its close resemblance to our Earth.
Her an bir yangın meydana gelebilir.A fire may happen at any moment.
Yangın olursa diye el altında her zaman bir kova su bulundur.Always keep a bucket of water handy, in case of fire.
Ateş her zaman tehlikelidir.Fire is always dangerous.
Rüzgarla körüklendiği için, alevler her yöne yayıldı.Fanned by the strong wind, the flames spread in all directions.
Yangın evin her tarafına yayıldı.The fire spread throughout the house.
Bilimciler gezegenler arasındaki uzaklıkları kolayca hesaplayabilir.Scientists can easily compute the distance between planets.
Onların sığırlarının hepsi şişman.Their cattle are all fat.
Biz hemen hemen aileyiz.We're practically family.
Her zaman ailemle birlikte Avustralya'ya gitmek istedim.I've always wanted to go to Australia with my family.
Bir sürü kadın hem evde çalışırlar hem de dışarı çalışmaya giderler.Lots of women both run a home and go out to work.
Her iki bina da yandı.Both buildings burned down.
Her ev diğerine bağırma mesafesindedir.Each house is within shouting distance of another.
Evde herkes sessizdi.All was silent in the house.
Evdeki her kapı kilitlidir.Every door in the house is locked.
Bir aile tartışmamız olduğunda, kocam her zaman benim yerime annesiyle taraftır.When we have a family argument, my husband always sides with his mother instead of me.
Yaz tatilinden hemen sonra sınavlara gireceğim.I'll have exams right after the summer holidays.
Venedik'teki San Marco meydanı yazın hep turist kaynıyor.St Mark's Square in Venice is always swarming with tourists in the summer.
Ne sıklıkta her yaz denizde yüzmeye gidersin?How often do you go swimming in the sea each summer?
Her yıl binlerce yabancı Japonya'yı ziyaret eder.Thousands of foreigners visit Japan every year.
Uygulama ile her şey sonunda daha kolay olur.Everything eventually gets easier with practice.
Her şeyin bir sonu olması gerekir.All things must have an end.
Her şeyin bir sonu olmalı.All things must have an end.
Her şeyde elinizden geleni yapın.Do your best in everything.
Her şeyde elinden geleni yapmalısın.You should do your best in everything.
Her şeyde en iyini dene.Try your best in everything.
Herkes ne olduğunu öğrenmek için merak içindeydi.Everybody was anxious to know what had happened.
Ne sıklıkla diş hekimini görmen gerekir?How often do you have to see the dentist?
Her ne yaparsan yap, elinden gelenin en iyisini yapmalısın.Whatever you do, you must do your best.
Her ne yaparsanız yapın, başarılı olacağınızdan eminsiniz.You are sure to succeed, whatever you do.
Koşmayı dünyada her şeyden daha çok seviyorum.I love to jog more than anything else in the world.
Görev başka her şeyden önce gelmeli.Duty should come before anything else.
Her şeyden önce güvenliği sağlamalısın.You should put safety before everything else.
Güvenlik başka her şeyden öncelikli sağlanmalıdır.We must put safety before anything else.
Güvenliği başka her şeyden önce sağlamalıyız.We must put safety before anything else.
Her şeyin ötesinde arkadaşlarına sadık olmalısın.You must, above all, be faithful to your friends.
Her şeyden önce, sabırlı olun.Above all, be patient.
Her şeyden önce sağlıklı olmalıyız.Above all, we must be healthy.
Her şeyden önce, birbirinize yardım etmelisiniz.Above all, you must help each other.
Her şeyden önce kendine iyi bak.Above all, take care of yourself.
Her şeyden önce sağlıklı olmak istiyorum.Above all, I want to be healthy.
Her şeyi unutanlar mutludur.Those who forget everything are happy.
Bazen her şey yanlış gidiyor.Sometimes everything goes wrong.
Her şey şimdi sizin için hazırdır.Everything is now ready for you.
Her şey umduğumdan daha iyi gitti.Everything went better than I had expected.
Size herhangi bir şekilde hizmet edebilirsem memnun olurum.I will be glad if I can serve you in any way.
Onun hayatta kalması için her şeyi denedim.I tried everything to keep him alive.
Her fırsatı değerlendir.Catch as catch can.
Herhangi bir güçlük durumunda bizi arayın.Call on us in case of any difficulties.
Herhangi bir şey olur.Anything will do.