Ana içeriğe geç
Sözlük

he ile cümle

he kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bay Kawabata her yıl evine bir mektup yazıyor.Mr Kawabata writes a letter home every year.
Bazı baskı hataları var fakat her şeyi hesaba katarsak iyi bir kitap.There are some misprints, but all in all, it's a good book.
Trafik kazaları her geçen yıl artıyor.Traffic accidents are increasing year by year.
Parkın her yanı ağaçlık.The park is well wooded.
Herkesin önünde küfretmeyin.Don't swear in public.
Bir hesap açmak istiyorum.I'd like to open an account.
Hesabımı kapatmak istiyorum.I want to close my account.
İşte benim hesap numaram.Here's my account number.
Beğen veya beğenme, bunu hemen yapmalısın.Whether you like it or not, you must do it at once.
Beni her zaman arayabilirsin.You can call me any time.
İstediğin herhangi bir elbiseyi seç.Choose any dress you like.
Hoşlandığınız herhangi bir elbiseyi alın.Buy any dress you like.
Herkesin mutluluk arama hakkı vardır.Everybody has the right to seek happiness.
Okulun yakıldığına dair haberler şehirde hemen yayıldı.The news that the school had been burned down soon spread though the town.
Okul müdürü mezunların her birine diplomasını sundu.The principal presented each of the graduates with diploma.
Okul müdürü mezun öğrencilerin her biri ile el sıkıştı.The principal shook hands with each of the graduating pupils.
Akla gelebilecek her yolu denedim.I have tried every means imaginable.
Sana hava yoluyla bir doğum günü hediyesi gönderiyorum.I am sending you a birthday present by air mail.
Gitmiyorum ve hepsi bu kadar.I'm not going, and that's that.
Her nereye istersen gidebilirsin.You can go wherever you want to go.
Her zaman gitmek istediğin okula kabul edildiğin için tebrikler.Congratulations on being accepted to the school you've always wanted to go to.
Her şeyi şansa bırakma.Don't leave everything to chance.
Satır aralarını okumak her zaman kolay değildir.It is not always easy to read between the lines.
Konuşmacı her beş dakikada bir notlarına başvurdu.The speaker referred to his notes every few minutes.
Oyun her halukârda oynanacak.The game will be played rain or shine.
Her halukârda yarın başlayacağım.Whether it rains or shines, I will start tomorrow.
Hong Kong bürosunda herkes nasıl?How's everyone at the Hong Kong office?
Ben her zaman kredi ile pahalı ürünler alırım.I always buy expensive items on credit.
Amerika Birleşik Devletleri'nde her on yılda bir nüfus sayımı vardır.In the United States there is a census every ten years.
Hemen şimdi sana geliyorum.I'm coming to you just now.
Birisi dünya standartlarında bir atlet olmak için her gün pratik yapmalı.One must practice every day in order to become a world-class athlete.
Uluslararası olmak isteyebilmemize rağmen hepimizin limitleri var.Although we may want to be international, we all have our limits.
Milliyeti ne olursa olsun herkes uygundur.Everyone is eligible regardless of nationality.
Bütün ülke haber tarafından heyecanlıydı.The whole country was excited by the news.
Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.Blackboards are not always black.
Hepsi çıksın.Let it all out.
Hemen şimdi bir suşi bara gitmeye ne dersin?How about going to a sushi bar right now?
Hemen gitmek zorunda mıyım?Do I have to go right now?
Onu hemen yapsan iyi olur.You had better do it right now.
Hemen yola çıkarsan saat altıya kadar varırsın.If you start at once, you'll arrive by six o'clock.
Hemen şimdi yola çık.Set off right now.
Bugünlerde herkesin çiçeğe karşı bağışıklığı var.Everybody is immune to smallpox nowadays.
Şu anda kapıdaki içeri gelen kız her zaman geç kalıyor.The girl coming in at the door now is always late.
Yağmurun her işareti var.There is every sign of rain.
Şu anda çok şiddetli bir deprem her an olabilir.We may have a very severe earthquake any moment now.
İki ülke arasında her an bir ticari sürtünme ortaya çıkabilir.Trade friction might arise between the two nations at any moment.
Senin şu anki sorunun her zaman aklımda.Your present trouble is on my mind all the time.
Şu anda her şey iyi gidiyor.Everything is going well at present.
Motor henüz bize hiçbir sorun çıkarmadı.The engine has given us no trouble as yet.
Şu ana kadar her şey iyi.Everything is fine so far.
Şimdilik her şey yolunda gidiyor.As yet, everything has been going well.
Henüz işi tamamlamadım.As yet, I have not completed the work.
Şimdiye kadar her şey yolunda.It is all right so far.
Şimdiye kadar her şey iyi.It is all right so far.
Henüz bilgimiz yok.We have no information as yet.
Şimdiye kadar her şey başarılı.So far everything has been successful.
Bu sabah her zamankinden bir saat erken kalktım.This morning I got up an hour earlier than usual.
Sonunda her şeyin iyi sonuçlanacağını ümit ediyorum.I hope everything will turn out well in the end.
Keşke metro her sabah çok kalabalık olmasa.I wish the subway wasn't so crowded every morning.
Bu sabah uyandığımda, ebeveynlerimin her ikisi de işe gitmişti.When I woke up this morning, both of my parents had gone to work.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod