Ana içeriğe geç
Sözlük

he ile cümle

he kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Her zaman onun yardımını isteyebilirsin.You can always ask for his help.
Bana her zaman güvenebilirsin.You can count on me any time.
Her zaman bizzat özür dilemelisin.You should always apologize in person.
Her zaman bana uygun olacaktır.Any time will suit me.
Sözlüğümü her zaman kullanabilirsin.You may always use my dictionary.
Her zaman başını sokacak bir evin olacak.You'll always have a roof over your head.
İstediğin herhangi bir günde gel.Come on any day you like.
Size yardım etmekten her zaman mutlu olacağım.I will be glad to help you anytime.
Ben her zaman evde bekliyorum.I'm always on call at home.
Her zaman yapacak bir şey vardır.There is always something to do.
İşi her zaman terk edebilirsin.You can always quit the job.
Beni her zaman arayın.Call me anytime.
Ben her zaman sana yardım etmeye hazırım.I am always ready to help you.
Okuma için her zaman vakit bulabiliriz.We can always find time for reading.
Herhangi biri sana inanabilir mi?Can anyone believe you?
Ne zaman ve nerede hediyeyi aldın?When and where did you receive the gift?
Hediyeyi ne zaman ve nerede aldın?When and where did you receive the gift?
Acele et! Hepimiz seni bekliyoruz.Hurry up! We are all waiting for you.
Her halükarda, yarın gideceğim.I will leave tomorrow, in any event.
Her durumda, ben görevimi yaptım.In any case, I did my duty.
Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.In any case, you have to leave early, whether you like it or not.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Teyze Isabel cömerttir ve bize bir sürü hediyeler verdi.Aunt Isabel is generous and gave us a lot of presents.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Her şey iyi gitse bile bunu cumartesiden önce bitiremeyiz.We cannot finish it before Saturday even if everything goes well.
Her acil durumda her zaman Holmes'e güvenebilirsin.You can always count on Holmes in any emergency.
Hele şükür gittiler!Good riddance!
Hayır, onu henüz yazmadım.No, I haven't written it yet.
Ann bu hediyeyi bana verdi.Ann gave me this present.
Anne Henry'nin önerisini kabul etti.Anne accepted Henry's proposal.
Anne Henry'nin teklifini kabul etti.Anne accepted Henry's proposal.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Böyle bir adama güvenrseniz sahip olduğunuz her şeyi kaybedersiniz.If you trust such a fellow, you'll lose everything you have.
Anderson ailesi dışında herkes gelecek Perşembe akşamı partiye gidiyor.Everybody except the Anderson family is going to the party next Thursday evening.
Herhangi bir alerjiniz var mı?Do you have any allergies?
Her şeyi dikkate aldım.I have taken everything into consideration.
Endişeli ev hanımı telefonun zilini duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
Bir seyahat acentesi, gezimiz için her şeyi düzenledi.A travel agent arranged everything for our trip.
Bir araştırmaya göre her yıl 53.000 Amerikalı pasif içicilik sonucu ölüyor.A study reports that 53,000 Americans die each year as a result of secondhand smoke.
Herhangi bir alkollü içki içme.Don't drink any alcohol.
Alkol tüketimi her yıl artıyor.Alcohol consumption is increasing every year.
Her şeyi olduğu gibi görmeye çalış.Try to see things as they are.
Her şey doğanın kurallarına tabidir.Everything is subject to the laws of nature.
Her şey tabiat kanunlarına tabidir.Everything is subject to the laws of nature.
Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Her yere baktım ama cüzdanımı bulamıyorum.I've looked everywhere, but I can't find my wallet.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
Sergiye her çeşit insan geldi.All sorts of people came to the exhibition.
Her durum bireysel analiz gerektirir.Every situation requires individual analysis.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onun davranışı mazur görülebilir.Taking all things into consideration, his conduct can be excused.
Her şey göz önüne alınırsa, o iyi bir öğretmen.All things considered, he is a good teacher.
Her çocuk bir bebek gibi davranılmasına karşı çıkar.Every child objects to being treated like a baby.
Her çocuğun aynı eğitim fırsatlarına sahip olması zorunludur.It is essential that every child have the same educational opportunities.
Her şeye bir limit vardır.There is a limit to everything.
Her şey göz önüne alındığında, babamın hayatı mutlu bir hayattı.All things taken into consideration, my father's life was a happy one.
Sanırım her şey yolunda gidiyor.I think everything is going well.
Amerikalılar hem federal vergiler hem de devlet vergileri öderler.Americans pay both federal taxes and state taxes.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
Amerika'da her kasabada bir kütüphane bulunmaktadır.Every town in America has a library.
Amerika'da her kasabanın bir kütüphanesi vardır.Every town in America has a library.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod