Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.利未 子孫 中 有 亞希雅 、 掌管 神殿 的 府庫 、 和 聖物 的 府庫
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.A za väčšie bohatstvo ako poklady Egypta považoval pohanenie Kristovo, lebo hľadel preč od toho na odplatu.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Égyiptom kincseinél nagyobb gazdagságnak tartván Krisztus gyalázatát, mert a megjutalmazásra tekintett.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.idet han agtede Kristi Forsmædelse for større Rigdom end Ægyptens Skatte; thi han så hen til Belønningen.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.in je imel sramoto Kristusovo za večje bogastvo nad zaklade egiptovske: kajti gledal je na povračilo.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.그리스도를 위하여 받는 능욕을 애굽의 모든 보화보다 더 큰 재물로 여겼으니 이는 상 주심을 바라봄이라
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.người coi sự sỉ nhục về Ðấng Christ là quí hơn của châu báu xứ Ê-díp-tô, vì người ngửa trông sự ban thưởng.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.og aktet Kristi vanære for en større rikdom enn Egyptens skatter; for han så frem til lønnen.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.und achtete die Schmach Christi für größern Reichtum denn die Schätze Ägyptens; denn er sah an die Belohnung.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Větší sobě pokládaje zboží nad Egyptské poklady pohanění Kristovo; nebo prohlédal k hojné odplatě.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.Za większe pokładając bogactwo nad skarby Egipskie urąganie Chrystusowe; bo się oglądał na odpłatę.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.більшим багацтвом над Єгипецькі скарби вважаючи наругу Христову; озиравсь бо на нагороду
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.בחשבו את חרפת המשיח לעשר גדול מאצרות מצרים כי הביט אל הגמול׃
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.حاسبا عار المسيح غنى اعظم من خزائن مصر لانه كان ينظر الى المجازاة.
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.他 看 為 基 督 受 的 凌 辱 、 比 埃 及 的 財 物 更 寶 貴 . 因 他 想 望 所 要 得 的 賞 賜
Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.他 看為 基督 受 的 凌辱 、 比 埃及 的 財物 更 寶貴 . 因 他 想望 所要 得的 賞賜
Muazzam hazinelerin bizim için mevcut olduğunu anlamak için bir dakika..Un momento para reconocer los inmensos tesoros que tenemos disponibles.
Muazzam hazinelerin bizim için mevcut olduğunu anlamak için bir dakika..Un moment pour reconnaître les immenses trésors dont nous disposons ...
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.A Šebuel, syn Geršoma, syna Mojžišovho, knieža nad pokladmi.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Był Sebuel, syn Giersona, syna Mojżeszowego, przełożony nad skarbami.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.c`était Schebuel, fils de Guerschom, fils de Moïse, qui était intendant des trésors.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.có Sê-bu-ên , con_cháu Ghẹt-sôn , là con_trai của Môi-se , làm quan cai_quản khung_thành .
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.có Sê-bu-ên, con cháu Ghẹt-sôn, là con trai của Môi-se, làm quan cai quản khung thành.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.era Şebuel, fiul lui Gherşom, fiul lui Moise, care îngrijea de vistierii.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.in Sebuel, sin Gersoma, sinu Mojzesovega, je bil poglavar nad zakladi.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.모세의 아들 게르솜의 자손 스브엘은 곳간을 맡았고
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.niin Sebuel, Geersomin poika, joka oli Mooseksen poika, oli aarrekammioiden esimies.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.så var Sebuel, sønn av Moses' sønn Gersom, overopsynsmann over skattene.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.så var Sebuel, son till Gersom, son till Mose, överuppsyningsman över skatterna.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Sebuel dari kaum Gersom, anak Musa, adalah pengawas harta benda Rumah TUHAN
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Sebuel, filho de Gérsom o filho de Moisés, que era chefe dos tesouros.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Sebuel hijo de Gersón, hijo de Moisés, era jefe sobre los tesoros
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Sebuel pak syn Gersoma, syna Mojžíšova, přední nad poklady.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Sébuel pedig Gersonnak, a Mózes fiának fia a kincs fõgondviselõje volt.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Subaèl figlio di Gherson, figlio di Mosè, era sovrintendente dei tesori
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.var Sjubael, en Søn af Moses's Søn Gersom, Overopsynsmand over Skattene.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.war Sebuel, der Sohn Gersoms, des Sohnes Mose's, Fürst über die Schätze.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.ο μεν Σεβουηλ ο υιος του Γηρσωμ, υιου του Μωυσεως ητο επιστατης επι τους θησαυρους.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Суваил, син на Гирсама, Моисеевия син, бе надзирател над съкровищата.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Шевуил, сын Гирсона, сына Моисеева, был главным смотрителем за сокровищницами.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.ושבאל בן גרשום בן משה נגיד על האצרות׃
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.كان شبوئيل بن جرشوم بن موسى وكان رئيسا على الخزائن.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.摩 西 的 孫 子 革 舜 的 兒 子 細 布 業 掌 管 府 庫
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.摩西 的 孫子 革舜 的 兒子細 布業 掌管 府庫
Müze çok geniş bir koleksiyona sahip, bugün bulunduğumuz bölümde ise kraliyet hazineleri var.Reliquien und Juwelen.
Müze çok geniş bir koleksiyona sahip, bugün bulunduğumuz bölümde ise kraliyet hazineleri var.Релікварії і коштовності.
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.여호와의 전과 왕궁 곳간에 있는 은금을 취하여 앗수르 왕에게 예물로 보내었더니
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.ויקח אחז את הכסף ואת הזהב הנמצא בית יהוה ובאצרות בית המלך וישלח למלך אשור שחד׃
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.فاخذ آحاز الفضة والذهب الموجودة في بيت الرب وفي خزائن بيت الملك وارسلها الى ملك اشور هدية.
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.亞 哈 斯 將 耶 和 華 殿 裡 和 王 宮 府 庫 裡 所 有 的 金 銀 、 都 送 給 亞 述 王 為 禮 物
RABbin Tapınağında ve sarayın hazinelerinde bulunan altın ve gümüşü armağan olarak Asur Kralına gönderdi.亞哈斯將 耶和華 殿 裡和 王宮府 庫裡 所有 的 金銀 、 都 送 給亞 述王 為禮 物
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.(118:14) На пути откровений Твоих я радуюсь, как во всяком богатстве.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Aku gembira mengikuti perintah-perintah-Mu, seperti memiliki segala macam harta
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Cînd urmez învăţăturile Tale, mă bucur de parc'aş avea toate comorile.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Ich freue mich des Weges deiner Zeugnisse wie über allerlei Reichtum.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Ik ben zo blij als ik veel over U mag spreken. Dat maakt mij blijder dan aardse rijkdom.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Inkább gyönyörködöm a te bizonyságaidnak útjában, mint minden gazdagságban.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Jag fröjdar mig över dina vittnesbörds väg såsom över alla skatter.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Jeg glæder mig over dine Vidnesbyrds Vej, som var det al Verdens Rigdom.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Je me réjouis en suivant tes préceptes, Comme si je possédais tous les trésors.