Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Moștenirea noastră este mult mai mult decât memoria noastră colectivă - este comoara noastră colectivă.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Nasze dziedzictwo to coś więcej niż tylko zbiorowa pamięć... to nasz zbiorowy skarb.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Notre héritage est bien plus que notre simple mémoire collective -- c'est aussi notre trésor collectif.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.O nosso Património é muito mais do que a nossa memória coletiva, é o nosso tesouro coletivo.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Ons erfgoed is veel meer dan ons collectieve geheugen, het is onze collectieve schat.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Unser Kulturerbe ist viel mehr als unser kollektives Gedächtnis - es ist unser kollektiver Schatz.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Warisan kita lebih dari sekedar kenangan kolektif -- ini adalah harta karun kolektif.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Η κληρονομιά μας είναι κάτι πολύ περισσότερο από τη συλλογική μας μνήμη -- είναι ο συλλογικός μας θησαυρός.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Наследие наше куда богаче, чем просто коллективная память это коллективное сокровище
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Нашето наследство е много повече от колективната ни памет -- то е нашето колективно съкровище.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.(118:14) На пути откровений Твоих я радуюсь, как во всяком богатстве.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Aku gembira mengikuti perintah-perintah-Mu, seperti memiliki segala macam harta
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Cînd urmez învăţăturile Tale, mă bucur de parc'aş avea toate comorile.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Ich freue mich des Weges deiner Zeugnisse wie über allerlei Reichtum.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Ik ben zo blij als ik veel over U mag spreken. Dat maakt mij blijder dan aardse rijkdom.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Inkább gyönyörködöm a te bizonyságaidnak útjában, mint minden gazdagságban.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Jag fröjdar mig över dina vittnesbörds väg såsom över alla skatter.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Jeg glæder mig over dine Vidnesbyrds Vej, som var det al Verdens Rigdom.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Je me réjouis en suivant tes préceptes, Comme si je possédais tous les trésors.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.내가 모든 재물을 즐거워함 같이 주의 증거의 도를 즐거워하였나이다
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Me he gozado en el camino de tus testimonios más que sobre toda riqueza
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Minä iloitsen sinun todistustesi tiestä, niinkuin kaikkinaisesta rikkaudesta.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Na ceste tvojich svedoctiev sa radujem ako jakémukoľvek bohatstvu.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Nel seguire i tuoi ordini è la mia gioia più che in ogni altro bene
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Over dine vidnesbyrds vei har jeg gledet mig, som over all rikdom.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Regozijo-me no caminho dos teus testemunhos, tanto como em todas as riquezas.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Tôi vui mừng về đường chứng cớ Chúa, Như thể vui mừng về của cải hiếm hiệm.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Tôi vui_mừng về đường chứng_cớ Chúa , Như_thể vui_mừng về của_cải hiếm hiệm .
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Veselim se pota pričevanj tvojih kakor vseh zakladov.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.W drodze świadectw twoich kocham się więcej, niż we wszystkich bogactwach.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Z cesty svědectví tvých raduji se více, než z největšího zboží.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.Εν τη οδω των μαρτυριων σου ευφρανθην, ως δια παντα τα πλουτη.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.В пътя на Твоите изявления се радваха толкова, Колкото във всичкото богатство.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.בדרך עדותיך ששתי כעל כל הון׃
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.بطريق شهاداتك فرحت كما على كل الغنى.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.我 喜 悅 你 的 法 度 、 如 同 喜 悅 一 切 的 財 物
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler.我喜悅 你 的 法度 、 如同 喜 悅 一切 的 財物
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.De traditionele geneeskunde is een schatkist aan rijkdom.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.자, 이 부문에서는, 제 말은, 이 부문이 보물 단지 같은 부를 가지고 있습니다.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Olyan terület ez -- úgy értem, hogy a gazdagság kincsesbányája lehet a hagyományos orvoslás területe.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Tu także tkwi skarbnica bogactwa, właśnie w obszarze tradycyjnej medycyny.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Vamos, esta es un área - quiero decir, que hay un rico tesoro en el área de la medicina tradicional.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Κι αυτός ο τομέας -η παραδοσιακή ιατρική- είναι πραγματικό χρυσωρυχείο.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Сега това е място -- искам да кажа, че има цял куп богатство в областта на традиционната медицина.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Традиционная медицина — это та область, в которой зарыт драгоценный клад.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.וזה תחום- יש פה אוצר בלום של הון בתחום של הרפואה המסורתית.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.إن في هذا المجال -- يعني هنالك كنوز من الاكتشافات الغنية في مجال الطب التقليدي.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.伝統薬の領域にです この領域にアフリカ人を集結させ
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Allora, vediamo un po' il tesoro di Ed.
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Echemos un vistazo al tesoro de Ed...
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Katsotaan nyt Edin aarretta...
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Lad os så se, hvad Ed gemmer.
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Obejrzyjmy teraz skarb Eda.
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Vad är nu Eds skatt?
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Vamos ver o tesouro do Ed...
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Για να δούμε τον θησαυρό του Εντ...
Şimdi Ed'in hazinesine bir bakalım...Давай посмотрим на сокровище Эда...
Sonra, çilli kız hazine avlarına kendi başına gitti.Alors, la jeune fille sans taches de rousseur est allée à la chasse au trésor seule.
Sonra, çilli kız hazine avlarına kendi başına gitti.Also ging das Mädchen ohne Sommersprossen allein auf Schatzsuche.
Sonra, çilli kız hazine avlarına kendi başına gitti.Aşa că fata fără pistrui s-a dus în căutare de comori de una singură.