Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Суваил, син на Гирсама, Моисеевия син, бе надзирател над съкровищата.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.Шевуил, сын Гирсона, сына Моисеева, был главным смотрителем за сокровищницами.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.ושבאל בן גרשום בן משה נגיד על האצרות׃
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.كان شبوئيل بن جرشوم بن موسى وكان رئيسا على الخزائن.
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.摩 西 的 孫 子 革 舜 的 兒 子 細 布 業 掌 管 府 庫
Musa oğlu Gerşomun soyundan Şevuel tapınak hazinelerinin baş sorumlusuydu.摩西 的 孫子 革舜 的 兒子細 布業 掌管 府庫
Müze çok geniş bir koleksiyona sahip, bugün bulunduğumuz bölümde ise kraliyet hazineleri var.Reliquien und Juwelen.
Müze çok geniş bir koleksiyona sahip, bugün bulunduğumuz bölümde ise kraliyet hazineleri var.Релікварії і коштовності.
O bizim ortak hazinemizdir.우리의 집합적인 재산입니다.
O bizim ortak hazinemizdir.la memoria colectiva; es nuestro tesoro colectivo.
O bizim ortak hazinemizdir.זה האוצר הקולקטיבי שלנו.
O bizim ortak hazinemizdir.إنه كنزنا الجماعي.
O bizim ortak hazinemizdir.私たちは 子どもたち
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."A ona na to, "Ne, to Lego je poklad."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."A ona povedala: "Nie, Lego je ten poklad."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."Dan dia berkata, "Bukan, lego-lah harta ayah."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego.""Édes, te vagy az én kincsem." Azt felelte:
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."E ela disse: "Não, o Lego é que é o tesouro."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."E lei "No, i Lego sono il tesoro."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."En ze zei, "Nee, de Lego is de schat."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego." (Gülüşmeler)Et elle m'a dit, " Non, le Lego est le trésor. " (Rires)
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego." (Gülüşmeler)Lego e comoara. " (Râsete)
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."I ona powiedziała, "Nie, Lego jest skarbem."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."그러자 제딸는 "아니, 레고가 보물이죠" 라고 하더군요.
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."Und sie sagte: "Nein, das Lego ist der Schatz."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."Và con bé nói, "Không, Lego mới là kho báu."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."Y ella dijo: "No, los Lego son el tesoro".
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."Και εκείνη είπε, "Όχι, τα Lego είναι ο θησαυρός."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."А вона відповіла: "Ні, скарб - це Леґо".
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."А она ответила: "Нет, сокровище — это Лего".
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."И тя отвърна: "Не, Легото е съкровището."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."היא אמרה לי "לא, הלגו זה האוצר שלך."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."وقالت، "لا، لعبة ليغو هي أغلى شيء."
O da dedi ki, "Hayır, hazine olan Lego."(笑)
O hazineyi satmaya çalıştığınızda ortak pazarlar daha çok verim bekleyecek. - -A veřejné trhy, když se snažíte prodat ten dluhopis, potom očekávají vyšší výnos.
O hazineyi satmaya çalıştığınızda ortak pazarlar daha çok verim bekleyecek. -それからに期待します。 高い利回りを。
Onlar da bizim ilk hazine sekreterine pek sıcak bakmamışlarDe tog ikke godt imod ideen om en privat bank.
Onlar da bizim ilk hazine sekreterine pek sıcak bakmamışlarMan war kein besonders großer Fan von unserem ersten Finanzminister.
Onlar da bizim ilk hazine sekreterine pek sıcak bakmamışlarNie podeszli zbyt łaskawie do naszego pierwszego Sekretarza Skarbu.
Onlar da bizim ilk hazine sekreterine pek sıcak bakmamışlarΔεν ήταν και πολύ ευγενικοί απέναντι στον πρώτο μας γραμματέα των οικονομικών.
Onlar da bizim ilk hazine sekreterine pek sıcak bakmamışlarНе са се отнасяли много мило с нашия първи секретар.
Onlar hazinedir.Jolies fille.
Onlar hazinedir.Loro sono un tesoro.
Onlar hazinedir. Ortalama olanlar.A csinibabák - ők a ékszereik.
Onlar hazinedir. Ortalama olanlar.Son un tesoro.
Onlar hazinedir.Son un tesoro.
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.Například státní pokladniční poukázky jsou likvidní cenný papír nebo likvidní aktivum.
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.Por exemplo , o tesouro do governo tem uma seguranca liquida ou um bem liquido
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.Наприклад, казначейські цінні папери — це ліквідні активи або цінні папери.
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.على سبيل المثال، سندات الخزينة هي ضمانات مالية أو أصول ذات سيولة
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.髭剃り入れは流動性資産とはいえない・・・
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açApri un documento di esempio di vocabolario
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açAvaa sanastoasiakirja
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açEin Beispiel-Vokabeldokument öffnen
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açMinta szógyűjtemény megnyitása
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açOdpre obstoječi dokument besednjaka
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açOuvrir un document d'exemple de vocabulaire
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açΆνοιγμα ενός εγγράφου παραδείγματος λεξιλογίου
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açОтваряне на речник
Örnek bir sözcük hazinesi belgesi açОткрыть образец словаря