Tom o konuda konuşmak için hazır değildi.Tom wasn't ready to talk about it.
Ben bu konuda konuşmaya hazır değilim.I'm not ready to talk about it.
Sana kahvaltı hazırlayacağım.I'll make you breakfast.
Mary konservatuvarda ses sınavı için hazırlanıyor.Mary is preparing for her audition at the conservatory.
Hazinenin nereye gizlendiğini bilmiyorum.I don't know where the treasure was hidden.
Tom ne yazık ki hazırlıksızdı.Tom was woefully unprepared.
Biz ne yazık ki hazırlıksızdık.We were woefully unprepared.
Onlar ne yazık ki hazırlıksızdılar.They were woefully unprepared.
Mary için bir hediye hazırlıyorum. Onun bunu beğeneceğini umuyorum.I'm preparing a present for Mary. I hope she'll like it.
Tom ve Mary hâlâ hazır değil.Tom and Mary still aren't ready.
Her şeye hazır olmalısınız.You've got to be ready for anything.
Tom Mary'yi affetmeye hazır.Tom is ready to forgive Mary.
Biz Tom'un ziyareti için hazırlanıyoruz.We're getting ready for Tom's visit.
Onun için hazır mısınız?Are you ready for that?
Laura ona bayıldı ve o onun ayakkabı bağlarını öpmeye hazırdı.Laura adored him, and he was ready to kiss her shoe-strings.
Bunun için hazırdım.I was ready for it.
Ben saat 2.30'da gitmek için hazır olacağım.I'll be ready to go by 2:30.
Tom'un hazır olacağını düşünüyoruz.We think Tom is going to be ready.
Sen buraya geldiğinde gitmeye hazır olacağım.I'll be ready to go when you get here.
Tom bunun için hazırlanacak.Tom will be prepared for it.
Biz çok iyi hazırlanmışız.We're very well prepared.
Biz kesinlikle hazır olacağız.We'll definitely be ready.
Yarışa hazır mısın?Are you ready for the race?
Biz yardım etmeye hazırız.We're ready to help.
Biz oynamaya hazırız.We're ready to play.
Bir dilin kelime hazinesi sınırsızdır.The vocabulary of a language is unlimited.
Biz iyi hazırlık yaptık.We've prepared well.
Tom bırakmaya hazır değil.Tom isn't ready to quit.
Buna hazırız.We're ready for that.
Biz hazırız, sanırım.We're ready, I think.
Hazır olduğunuzu umuyoruz.We hope that you're ready.
Biz hazırlanmış olacağız.We'll be prepared.
Tom yapılması gerekli olan ne varsa yapmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he was ready to do whatever was necessary.
Onun için hazırlık yapmak zorundayız.We have to prepare for that.
Tom vazgeçmek için hazır olmadığını söylüyor.Tom says he isn't ready to give up.
Tom hazır olduğundan emin olmadığını söylüyor.Tom says he isn't sure he's ready.
Öğrenciler test için hazırlanmakla meşguller.The students are busy preparing for the test.
Biz onun için hazırlıklı değiliz.We're not prepared for that.
Tom'un okul için hazırlanması gerekiyor.Tom needs to get ready for school.
Eğer hazırsanız şimdi gideceğiz.We'll go now if you're ready.
Gitmek için hazır olmak zorunda olacağız.We'll have to be ready to go.
Biz onun için hazırlanıyoruz.We're getting ready for that.
Biz sadece neredeyse gitmeye hazırız.We're just about ready to go.
Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.Libraries are real treasures for avid readers.
Daha fazla ödemeye hazırlıklı olmalılar.They need to be prepared to pay more.
Onun için hazır olmak zorundayız.We've got to be ready for that.
Onun için hazırlıklı olmak zorundayız.We have to be prepared for that.
Biz neredeyse gitmeye hazırız.We're just about ready to leave.
Biz sadece onu yapmak için hazırlanıyoruz.We're preparing to do just that.
Biz hareket etmek için hazırlanmak zorundayız.We've got to be prepared to act.
Sen döndüğünde biz hazır olacağız.We'll be ready when you get back.
O riski almaya hazırız.We're prepared to take that risk.
Yeni bir şey için çok hazırız.We're so ready for something new.
Neredeyse hazır olduğumuzu düşünüyorum.I think we're almost done.
Haziran ayında her gün durmadan yağmur yağar.In June, it rains day after day without stopping.
Tom daima hazırlıklıdır.Tom is always prepared.
Biz gelecek hafta için hazırlanmak zorundayız.We have to get ready for next week.
Onların hazır olduğundan emin olmak zorundayız.We have to make sure they're ready.
Ben gitmek için hazırlanıyorum.I'm getting ready to leave.
Tom'a yardım etmek için hazırım.I'm prepared to help Tom.