Biz hazırdık.We were ready.
Biz hazır değiliz.We're not done.
Ben telafi etmeye hazırım.I'm ready to make amends.
Masayı hazırlamana yardım etmesi için erkek kardeşine seslen.Call your brother to help you set the table.
Herkes hazır mı? Başlayalım.Is everybody ready? Let's make a start.
Ben de hazırdım.I was ready too.
Ben de hazırım.I'm ready as well.
Yemek hazır!Food's ready!
Kimse o hazineyi bulmayacaktır.Nobody will find that treasure.
Ne tür bir hazine arıyorsun?What type of treasure are you looking for?
Bugünkü sınav için iyi hazırlandın mı?Are you well prepared for today's exam?
Onun davanın kesin bir raporunu hazırlaması gerekiyor.He needs to make an accurate report of the case.
Sen hazırdın.You were ready.
Peynirin hazmedilmesi kolay değildir.Cheese isn't easy to digest.
Servisler hazır olacak.Shuttles will be available.
Tom'dan başka hiç kimse hazır değildi.Nobody but Tom was ready.
Öğle yemeği hazır olacak.Lunch will be available.
Onlar yardıma hazırdılar.They were cooperative.
Ne hazine!What a treasure!
Bu köprünün kullanıma hazır hale gelmesi yıllar sürebilir.It could take years before this bridge is ready to use.
Gecikmeler için hazır ol.Be prepared for delays.
Ben hazır hissediyorum.I feel ready.
Tom, Mary'nin hazır olmasını sabırsızlıkla bekledi.Tom waited impatiently for Mary to get ready.
Parti için hazırlan.Get ready to party.
Daha fazlası için hazır olun.Get ready for more.
Biz olanlar için hazır değildik.We weren't prepared for what happened.
Soru beni hazırlıksız yakalamıştı.I was surprised by the question.
Bilgi masasında biletler ücretsiz olarak hazır.Tickets are available for free at the information desk.
Hareket etmek için hazır ol.Be prepared to leave.
O politikaları kim hazırladı?Who made those policies?
Toplantıya hazırlanmak için üç saatimiz var.We have three hours to prepare for the meeting.
Herhangi bir acil durum için hazır olmamız gerek.We need to be ready for any emergency.
Daha fazla ödemeye hazır olman gerekiyor.You need to be prepared to pay more.
Daha fazla ödemeye hazırlıklı olmalısınız.You need to be prepared to pay more.
Tom, Mary'nin doğum günü için özel bir akşam yemeği hazırlamak istedi.Tom wanted to prepare a special dinner for Mary's birthday.
Tom mutfakta kahvaltı hazırlıyor.Tom is in the kitchen preparing breakfast.
Hazırlanmış olsan iyi olur.You'd better be prepared.
En kötüsü için hazırlanın.Prepare for the worst.
Durmak için hazırlıklı ol.Be prepared to stop.
Tom hazır olduğunu söyledi.Tom said he was ready.
Bize bir yemek hazırlıyorlar.They're preparing a meal for us.
O, memleketine dönmek için hazır değildi.She wasn't ready to return to her hometown.
O düğüne hazırlanırken çok fazla zaman ve enerji harcadı.She spent so much time and energy preparing that wedding.
O, evlilik için hazır değildi.She wasn't ready for marriage.
O, o taahhüt için hazır olmadığını hissetti.She felt she wasn't ready for that commitment.
Onlar parti için yiyecek hazırlıyorlar.They are preparing the food for the party.
Tom cevabını hazırladı.Tom had prepared his answer.
Saldırmaya hazırdık.We were ready to attack.
Salatayı hazırlar mısınız?Could you prepare the salad?
Tom mahkemeye gitmeye hazırlanıyordu.Tom was prepared to go to trial.
Tom zor bir meydan okumayla yüzleşmeye hazır olduğunu söyledi.Tom said he was ready to face a tough challenge.
Tom şarkı söylemek için hazırdı.Tom was ready to sing.
Tom Mary'nin kasasını çalmak için bir plan hazırladı.Tom formulated a plan to steal Mary's safe.
George'un kız kardeşi benim için biraz sandviç hazırladı.George's sister made some sandwiches for me.
Inday tarafından hazırlanmış öğle yemeği beni çok doyurdu.The lunch prepared by Inday filled me very much.
Nanay tarafından hazırlanan viand lezzetlidir.The viand prepared by Nanay is delicious.
Mary kendi Cadılar Bayramı kostümünü hazırladı.Mary made her own Halloween costume.
Sonunda, Tom bana hazineyi nereye gömdüğünü söyleyecek.Eventually, Tom will tell me where he buried the treasure.
Tom'un gelecek sefer daha iyi hazırlanmış olması gerekiyor.Tom needs to be better prepared next time.
Gömülü hazineyi hâlâ arıyor musun?Are you still hunting for buried treasure?