Tom başlamaya hazır.Tom is ready to start.
Tom gitmeye hazır.Tom is ready to leave.
Tom kendini en kötüsüne hazırlıyor.Tom expects the worst.
Tom ve Mary hazır.Tom and Mary are done.
Onlar senin için hazır.They're ready for you.
Yatmaya hazır mısın?Are you ready for bed?
Buna hazır mıyız?Are we ready for this?
Neden hazır değilsin?Why aren't you ready?
Neden hazır değilsiniz?Why aren't you ready?
Biz onlar için hazırız.We're ready for them.
Param hazır mı?Do you have my money?
Biz senin için hazırız.We're ready for you.
Biz neredeyse hazırdık.We were almost done.
Tom hâlâ hazır değil.Tom's not ready yet.
Tom hazır olmalı.Tom should be ready.
Henüz hazır değil misin?Aren't you done yet?
Henüz hazır değil misiniz?Aren't you done yet?
Hazır mısın, Tom?Are you ready, Tom?
O henüz hazır değil.It's not done yet.
Hazır değildik.We weren't ready.
Henüz hazır mıyız?Are we done yet?
Akşam 11'de kapı zillerini çaldığında onlar yatmaya hazırlanıyorlardı.They were getting ready to go to bed when I rang their doorbell at 11pm.
Acele et ve hazırlan.Hurry up and get ready.
Bir sonraki sorun için hazır mısın?Are you ready for the next problem?
Hazır mıyım?Am I ready?
Ben hazırım; ya sen?I'm ready. And you?
Pizza'nın hâlâ hazır olmadığına inanamıyorum.I can't believe that the pizza still isn't done.
Uçak hazır.The airplane is ready.
Şimdi hazır olamazsın, ama zamanla olursun.You may not be ready now, but you will be, in time.
Yaklaşık on dakika içinde Tom bizim için hazır olacak.Tom will be ready for us in about ten minutes.
Hazır olduğunuzda başlayacağız.We'll start whenever you're ready.
Gerçekten hazır mısınız?Are you guys actually finished?
En kötüsü için hazırız.We're prepared for the worst.
Sipariş vermek için henüz hazır değiliz.We're not ready to order yet.
Ben uyandım ve kahvaltımı hazırlamak niyetindeyim.I've woken up and I intend to prepare my breakfast.
Hazır olacak mısın?Will you be ready?
Tom ben onu istediğimde asla hazır değildir.Tom is never on hand when I want him.
Takım maça hazır.The team is ready for the match.
O burada saklı bir hazine olduğunu söylüyor.She says there is a hidden treasure here.
Sabah kahvaltıda kendime patlıcanlı yumurta hazırladım.I've prepared eggplant and egg for my breakfast.
Arkadaşlar her zaman birbirlerine yardım etmek için hazırlıklıdırlar.Friends are always prepared to help each other.
Akşam yemeği hazır olmak üzere.Dinner is about ready.
Masayı hazırlamak için kimin sırası?Whose turn is it to set the table?
Sen hazır olduğunda gideceğiz.We'll leave when you're ready.
Sen hazır olur olmaz gideceğiz.We'll leave as soon as you're ready.
Geri döndüğümde her şeyin hazır olmasını istiyorum.When I return I want everything to be prepared.
Birkaç tane hamburger hazırlayacağım.I'm going to prepare some hamburgers.
Kendimi geliştirmek için her şeyi yapmaya hazırım.I'm prepared to do anything to better myself.
Ben bunun için üç yüz dolar teklif etmeye hazırım.I'm willing to offer three hundred dollars for it.
Ordum hazırlanıyor!My army is getting ready!
Onlar asbestten yapılmış su haznelerinin bir sağlık riski doğurabileceğini söylüyorlar.They say that water tanks made from asbestos can pose a health risk.
O, yemek hazırlamayı sever.She loves cooking.
Büyükbabam bir korsandı, bir hazine avcısıydı.My grandfather was a pirate, a treasure hunter.
Masayı hazırlamam gerekiyor mu?Do I need to set the table?
Birçok şey kibirli bir aptaldan daha hazin değil.Not many things are more pathetic than an arrogant fool.
Tom bu sefer daha hazırlıklı bu yüzden onu yapabilmeli.Tom is better prepared this time, so he should be able to do it.
Tom ve Mary mutfakta akşam yemeği hazırlıyorlar.Tom and Mary are in the kitchen, preparing dinner.
Kendinizi savaş için hazırlamalısınız.You must prepare yourselves for battle.
Tom ceketini aldı ve ayrılmak için hazırlandı.Tom got his coat and prepared to leave.
Onlar başka bir saldırı için hazırlanıyorlar.They're preparing for another attack.