Tom hazırlanıyor.Tom is getting ready.
Tom kahvaltı hazırlıyor.Tom is making breakfast.
Tom neredeyse hazır.Tom is nearly finished.
Tom oldukça hazırlıklı.Tom is quite prepared.
Tom şimdi hazır.Tom is ready now.
Tom alt katta bavul hazırlıyor.Tom is upstairs packing.
Senin hazırlanmaya ihtiyacın var.You need to get ready.
İncile göre, Üç Kıral parlayan bir yıldız tarafından Hazreti İsa'ya yol gösterildi.According to the Bible, the Three Kings were guided to Jesus by a shining star.
Hiç kimse büyük bir kelime hazinesi olan bir deliden daha tehlikeli değildir.No one is more dangerous than a fool with a large vocabulary.
Ben sonuçları kabul etmeye hazırım.I'm prepared to accept the consequences.
Tom sonuçları kabul etmeye hazır.Tom is prepared to accept the consequences.
Üç gün içinde hazırlayabilirim.I can have it ready in three days.
Akşam yemeği hazır zaten. Ne zaman evde olacaksın?Dinner's ready already. When are you going to be home?
Öğretmenim sunumumu hazırlayışımla daha fazla zaman geçirmemi söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my presentation.
Her şey için hazır olmak zorundasın.You have to be prepared for anything.
Bu yemeği nasıl hazırlıyorsun?How do you prepare this dish?
Barış istiyorsan, savaş için hazırlan.If you want peace, prepare for war.
Buna hazır mıyım bilmiyorum.I don't know if I'm ready for this.
Programı ben hazırlamıyorum.I don't make the schedule.
Kendime yiyecek bir şey hazırladım.I fixed myself something to eat.
Hazırlıklı bir konuşma yaptım.I had a speech ready.
Yaşlı insanlar, zorunda kalırlarsa torunları için fedakârlıkta bulunmaya hazırdırlar.The elderly people are ready to sacrifice for their grandchildren, if they have to.
Elmalar henüz toplamak için hazır değil.The apples are not ready to pick yet.
Saatlerdir hazırım ben.I've been ready for hours.
Tom'u okul için hazırlamalıyım.I've got to get Tom ready for school.
Yapacak hazırlıklarım var.I have preparations to make.
Bir liste hazırladım.I've prepared a list.
Hazırlanmaya başlamalıyım.I have to start getting ready.
Umarım mücadeleye hazırsın.I hope you're up to the challenge.
Ben sadece bunun henüz hazır olmadığını varsaydım.I just assumed that it wasn't ready yet.
Ne zaman hazır olacağımı bilmiyorum.I don't know when I'll be done.
Hazır olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm ready.
Tom'un hazır olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is ready.
Tom geldiğinde hazır olmalıyım.I need to be ready when Tom arrives.
Hazırlanmaya gitsem iyi olur.I'd better go get ready.
Okul için hazırlanmak zorundayım.I've got to get ready for school.
Ben sadece hazır olduğumu umuyorum.I just hope I'm ready.
Ben sadece onu hazırladım.I just made it up.
Gömülü hazineyi nerede bulacağımı tam olarak biliyorum.I know exactly where to find the buried treasure.
Bunu halletmek için hazır olmadığını biliyorum.I know you're not ready to deal with this.
Hazırlanmak için biraz daha zamana ihtiyacım var.I need more time to prepare.
Hazırlanmak için zamana ihtiyacım var.I need time to prepare.
Hazır olmadığımı fark ettim.I realized I wasn't ready.
Dilbilgisinde ve kelime hazinesinde, bazı lehçeler standart dilden önemli ölçüde farklıdırIn grammar and vocabulary, some dialects differ significantly from the standard language.
Ben bunun için hazırım.I'm ready for this.
Valizlerimi zaten hazırladım.I've packed my suitcases already.
Hazır olabileceğimi sandığımı söyledim.I said I think I might be ready.
Hazır olmadığımı söyledim.I said I wasn't ready.
Bu sabah Tom'un raporu hazırladığını gördüm.I saw Tom working on the report this morning.
Hazır olduğunu görüyorum.I see you are ready.
Hazır olmalıydım.I should've been ready.
Sanırım zaten toparlandın ve gitmeye hazırsın.I suppose you're already packed and ready to go.
Sanırım bir dakika içinde hazır olacağım.I think I'll be OK in a minute.
Sanırım hazırım.I think I'm done.
Sanırım bir değişiklik için hazırım.I think I'm ready for a change.
Sanırım Tom hazırlanıyor.I think Tom is getting ready.
Sanırım Tom hazır.I think Tom is ready.
Sanırım neredeyse hazırız.I think we're about ready.
Tom ve Mary de hazır bulundu.Tom and Mary were also present.
Gıda yakında hazır olacak.Food will be ready soon.