Ben cesaret için size hayran.Občudujem za vaš pogum.
Ben cesaret için size hayran.Podziwiam za odwagę.
Ben cesaret için size hayran.Saya mengagumi Anda karena keberanian Anda.
Ben cesaret için size hayran.Te admiro por su valentía.
Ben cesaret için size hayran.Te admir pentru curajul tău.
Ben cesaret için size hayran.Tôi ngưỡng mộ lòng can đảm của bạn.
Ben cesaret için size hayran.Σας θαυμάζω για το θάρρος σας.
Ben cesaret için size hayran.Аз ти се възхищавам за смелостта.
Ben cesaret için size hayran.Я восхищаюсь вами за ваше мужество.
Ben cesaret için size hayran.Я захоплююся вами за вашу мужність.
Ben cesaret için size hayran.ולהתחיל חיים חדשים. אני מעריץ אותך על האומץ שלך.
Ben cesaret için size hayran.サンキュー。 私は手掛かりを持っていなかった。私は、おそらく、縮約形ない
- ben değilim - bir film yıldızı ve 9.5 milyondan fazla takipçisi ve hayranı var.저는 아니고요, 한 영화배우입니다 그리고 그녀는 950만명이 넘는 팔로워, 또는 팬을 보유하고 있습니다
- ben değilim - bir film yıldızı ve 9.5 milyondan fazla takipçisi ve hayranı var.זאת לא אני - היא כוכבת קולנוע. ויש לה יותר מ 9.5 מיליון עוקבים או מעריצים.
- ben değilim - bir film yıldızı ve 9.5 milyondan fazla takipçisi ve hayranı var.انها ليست لي -- انها نجمة سينمائية، ولديها اكثر من 9.5 مليون من الأتباع، أو المعجبين.
- ben değilim - bir film yıldızı ve 9.5 milyondan fazla takipçisi ve hayranı var.唔系我-- 系一位電影女演員, 距有超過九百五十萬粉絲。
- ben değilim - bir film yıldızı ve 9.5 milyondan fazla takipçisi ve hayranı var.映画スターです 950万人がフォローしています マイクロブロガーの約80%は若者で
Ben de onun hayranıyım.Ah! Aku adalah seorang pengemarnya
Ben de onun hayranıyım.Ah! Ich bin ein kompletter Fan.
Ben de onun hayranıyım.Ah! Jestem jej fanem.
Ben de onun hayranıyım.Ah, je suis un énorme fan d'elle.
Ben de onun hayranıyım.Ah! Sono un suo grande fan
Ben de onun hayranıyım.Ah! Sunt un adevarat fan al ei.
Ben de onun hayranıyım.Α! Είμαι πραγματικός οπαδός.
Ben de onun hayranıyım.А! Я ее фанат.
Ben de uyanık oldukları her saniyeyi Wood'u izleyerek geçiren 4000 tane sadık hayranından sadece biriyim.Sono 1 dei 4,000 devoti seguaci.
Ben de uyanık oldukları her saniyeyi Wood'u izleyerek geçiren 4000 tane sadık hayranından sadece biriyim.Я один из 4-х тысяч самых верных поклонников.
Ben de uyanık oldukları her saniyeyi Wood'u izleyerek geçiren 4000 tane sadık hayranından sadece biriyim.ウッドが起きて、歯を磨いて、 背中を剃って
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.제 일생에서 가장 놀라운 경험 중의 하나가 되었습니다.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.וזאת היתה אחת החוויות המדהימות של החיים שלי.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.الذي كان من أكثر التجارب روعةً في حياتي.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.私は医学分野の最優秀賞を受賞しました
Benim şahsi yaratıcılığım, yüzeye çıktı ki siz benim bu eşsiz, orayı burayı batıran işime hayran kalın.היצירתיות האישית שלי מושפרצת על המשטח כדי שתתפעלו ותראו כמה מיוחד התהליך שלי של מריחת החרא.
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Anh ta chụp ảnh tôi và bức tranh tôi nghĩ, "Thật tuyệt, một fan người Việt Nam"
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Dia membawa foto saya dan sketsa-sketsa saya, dan saya berpikir, "Ini bagus, penggemar Vietnam."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Er machte Bilder von mir und meinen Karikaturen, und ich dachte: "Das ist großartig, ein vietnamesischer Fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Fotil mě a moje kresby a já si myslel: "Super, vietnamský fanoušek."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Fotografoval mňa a moje kresby, a pomyslel som si: 'Super, vietnamský fanúšik.'
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Hij nam foto's van mij en mijn schetsen, en ik dacht: "Dit is geweldig, een Vietnamese fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Il prenais des photos de moi et de mes croquis, et j'ai pensé, " C'est super, un fan vietnamien."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Îmi făcea poze, mie şi caricaturilor mele, şi m-am gândit, "Asta e grozav, un admirator vietnamez."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Képeket csinált rólam és a vázlataimról is, mire én: "Nagyszerű, van egy vietnámi rajongóm."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.그는 나와 내가 스케치한 것들을 찍어 갔습니다. "대단한 걸, 베트남의 팬이군."이라고 생각했습니다.
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Me estaba tomando fotos a mí y a mis bocetos. y pensé, "Esto es genial, un aficionado vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Pôs-se a tirar-me fotografias, a mim e aos meus desenhos, e eu pensei: "Isto é bom, um fã vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Robił zdjęcia mi i moim szkicom, i pomyślałem, " To jest wspaniałe, wietnamski fan."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Stava scattando delle foto di me e dei miei schizzi, e pensavo: "Fantastico, un fan Vietnamita."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Φωτογράφιζε τις εικόνες και τα σκίτσα μου, και σκεφτόμουν, 'Ωραία, ένας βιετναμέζος θαυμαστής'
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Він фотографував мене та мої екскізи, і я подумав, "Класно, в'єтнамський фанат."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Он делал фотографии со мной и моими эскизами, и я подумал: "Это круто, вьетнамский фанат".
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.Той правеше снимки на мен и на моите скици, и аз си помислих, "Това е страхотно, виетнамски фен."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.הוא צילם תמונות שלי ושל השרטוטים שלי, ואני חשבתי, "זה מצויין, מעריץ וייטנאמי."
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.و أخذ يلتقط الصور لي و لرسوماتي، و فكرت،"هذا رائع، معجب فيتنامي!"
Benim ve çizimlerimim fotoğraflarını çekiyordu ve ben de "Harika, Vietnamlı bir hayranım var." dedim.「これはすごい ベトナム人ファンだ」と思ったんだ そして2日目にも来たから
Ben kendi hayranlarımla meşguldüm. Beni onlar yarattı, tamam mı.そんなレジーの私生活とか
Ben kendi hayranlarımla meşguldüm.Je m'occupais de mes fans.
Ben kendi hayranlarımla meşguldüm.Stavo intrattenendo i fan.
Ben kendi hayranlarımla meşguldüm.Χαιρετούσα τους θαυμαστές μου.
Ben kendi hayranlarımla meşguldüm.Я был со своими фанатами.
Bennelong, günlerini plajda harcayan genç bir Amerikalı İngiliz toplumunun hayran kalacağı kişi olacaktı.Bennelong, một người Mỹ trẻ đã dành cả ngày trên bãi biển, sẽ trở thành bánh mì nướng của xã hội Anh.