Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Έτσι πήρε συνέντευξη από τον Μπενίτο Μουσολίνι.
Yanından geçen herkes onun güzelliğine hayran olur, onu târif ederdi.Εκείνος θαυμάζοντας την ομορφιά της την κράτησε κοντά του και στη συνέχεια την παντρεύτηκε.
Efgani ve Abduh'a hayran.Η Αριάδνη και ο Αιγέας.
Bu noktada, o sismoloji’ye (deprem ve onlar yeryüzünde üretmek dalgaların çalışma) hayran oldu.Εκείνη την περίοδο της γεννήθηκε το ενδιαφέρον για το πεδίο της σεισμολογίας.
Demek istediğim her şey hayranlara bağlı olacak.Το τι περιλαμβάνει εξαρτάται από τους ερωτικούς συντρόφους.
Geri kalan yaşamını, zengin bir hayranının yaptırdığı söylenen Kartarpur köyünde geçirdi.Γεννήθηκε στην Νεμνίτσα της επαρχίας Καρύταινας της οποίας είχε χρηματίσει προεπαναστατικά προεστός.
İki komedyen hem temayı hem de takıntılı hayranları The Chaser's War on Everything programı üzerinden taşladı.Både temaet og besatte fans blev satiriseret på The Chaser's War on Everything.
Parker hevesli bir hip-hop müzik ve rap hayranıdır.Parker er en ivrig fan af hip-hop musik og rap.
Dizinin hayranları, birçok müzikal numarayı şovun anısına yeniden oluşturdu ve bunları, YouTube'da paylaştı.Fans har genskabt mange af de musikalske numre som en hyldest til showet, og delt dem på YouTube.
Büyük bir hayranıyım.En stor elsker.
Bart, televizyon çocuk programı sunucusu Palyaço Krusty'nin en büyük hayranlarındandır.Bart er en af de største fans af børne-tv-værten Klovnen Krusty.
Ben Efsaneyim filmini yaptı ve ben büyük bir Will Smith hayranıyım.I, Robot er en filosofisk anlagt film med Will Smith i hovedrollen.
Bulgaristan'da büyük bir hayran kitlesine sahiptir.Dette har fået stor opmærksomhed i Bulgarien.
O, İngiliz futbol kulübü Arsenal hayranıdır.Han er fan af fodboldklubben Arsenal F.C..
Bu ortaklık olmadı fakat Stromae bu Amerikan tarzı grubun büyük bir hayranı olarak kalmıştır.Det endte med, at samarbejdet ikke blev en realitet, men Stromae er en stor fan af gruppen.
Hayranlar temanın kendi remixlerini üreterek dağıttı.Fans har også produceret og distribuerey deres egne remixe af temaet.
Çünkü hayranlarımı hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum." dedi.Jeg håber bare ikke, jeg skuffer dem".
Dizinin başvurusu bilim kurgu hayranları kadar çocukların ve ailelerinin de dikkatini çekti.Programmets brede appel tiltrækker seere hos børn og familier såvel som science fiction fans.
Mike, Jay-Z ile çalışmaktan büyük bir onur duydu, onun işinin büyük bir hayranıydı.Han havde en længere kamp mod sin rival Jay-Z, der fik stor opmærksomhed i medierne.
Özellikle Superman hayranıdır.Især surrealisterne forgudede ham.
Ancak hayranları için Homer'ı çizerken kulağı "G" şeklinde çizmeye devam etmektedir.Han tegner stadig øret som et 'G' når han tegner billeder af Homer for fans.
Şarkı fazla olumlu tepki aldı ve hayranları şarkının tekli olmasını istedi.Sangen fik enormt god omtale, og bandet modtog mange breve fra lyttere, der takkede for empatien i sangen.
Değişik ülkelerden hayranları bu konsere akın ettiler.Mange af byens æreskunstnere har givet koncert i den.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Benito Mussolini var hans forbillede.
Hayranları sesinin son derecede berrak olduğunu söyliyorlar.De mener i hvert fald, at mennesker er frygtelig larmende.
İlk zamanlar bu yeteneğine oldukça şaşırmış ve hayran kalmıştır.I starten var hun intimideret og imponeret af ham.
Ubıhların kahramanlıkları Çar’ın generallerini bile hayran bıraktı.Ikke underligt at thaierne tilbeder deres konger."
Kitabın Facebook hayran sayfası da açıldı.En erindringsprofil på Facebook blev også oprettet.
Adolf Hitler hayranıydım.Ikke engang Adolf Hitler hader jeg.
Aynı zamanda bir Rock Müzik hayranı.Han er desuden aktiv som jazzmusiker.
Havlu Günü, İngiliz yazar Douglas Adams'ı anmak üzere hayranları tarafından her 25 Mayıs'ta kutlanan gündür.Håndkledagen feires hver 25. mai for å minnes forfatteren Douglas Adams.
Selena 23 yaşındayken hayran kulübünün başkanı Yolanda Saldívar tarafından öldürülmüştür.Selena var 23 år gammel da hun ble drept av sin egen medarbeider Yolanda Saldívar.
"Only for the Weak" şarkısı pek çok hayranı tarafından grubun en iyi şarkısı olarak kabul edilmektedir.Sangen «Only for the Weak» blir av mange sett på som bandets mest populære og beste låt.
Onlara göre bu onları hayranlarına daha çok yakınlaştırıyor.Dette har bidratt til interessere for ham spesielt blant fansen.
Kitap, büyük bir ilgi ve hayranlık topladı.Boken vakte stor oppsikt og anerkjennelse.
Hayranları ona “Route:L’in Prensi” diyordu (Japonca Wakaouji, genç prens demek).Fansen kalte ham for prinsen av Route L fordi Wakaouji betyr ung prins på japansk.
Cena, Japon anime hayranıdır ve favori anime filmi; Fist of the North Star'dır.Han er en fan av japansk anime og har nevnt at hans favoritt anime-film er Fist of the North Star.
Gruba onun yerine giren genç gitarist John Frusciante Slovak'ın hayranıydı.Slovak ble erstattet av den dyktige gitaristen John Frusciante.
Konser performansı hayranlar tarafından çok beğenilmiştir.Dette konsertalbumet ble tatt godt imot av fansen.
Takibinde, Yıldız Geçidi'nin televizyon dizisi sağlam bir hayran kitlesi oluşturdu.Begrunnelsen var at fjernsynsprisen Gullruten var blitt godt etablert.
Adolf Hitler hayranıydım.Han ble en livslang beundrer av Adolf Hitler.
Söylenen bu sözlere oradakiler hayran oldular.En sterk tale, sa de som var der.
General Hezler'in hayranı idi.Hva gjør general Holtse?
Bu özel gösteriyi sadece 800 kişilik hayran grubu canlı izleyebilmiştir.Den siste seriekampen, mot Fyllingen, ble bare sett av 800 tilskuere.
Oldukça fazla hayranı vardı ve Fransız sanatının 19. yüzyıldaki temsilcisi olmuştu.Han var en av de mer betydningsfulle representanter for fransk offisiell kunst på 1800-tallet.
Onun Avrupa’da birçok arkadaşı ve hayranı vardı.Last hadde mange fans i Europa og verden forøvrig.
Ben Efsaneyim filmini yaptı ve ben büyük bir Will Smith hayranıyım.Serien bidro i betydelig grad til å gjøre Will Smith populær i USA.
Beyoncé'nin hayranları Bey Hive olarak adlandırılmaktadır.Fans av Demon Hunter kalles Hunter.
Erişim tarihi: 4 Haziran 2014. ^ "İlk 'Sopa' hayranlara geldi".Besøkt 4. juni 2012. ^ «Slik startet «Erobreren»».
Rihanna, en büyük Bob Marley hayranlarından birisi.Bunny Wailer var også en av Bob Marleys beste venner.
Hem hayranlar hem de eleştirmenler bu değişime alışmakta zorlandı.Kritikere og historikere har undret seg over dette.
Hello Kitty hayranıdır.Contohnya adalah Hello Kitty.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.Negaraku, semoga Tuhan melindungimu, Semoga tetanggamu menghargai anak-anakmu.
Bu noktadan sonra Suicide Silence dünya çapında büyük hayran kitleleri kazanmaya başladı.Pada titik ini Suicide Silence mulai mendapatkan berbagai penggemar di seluruh dunia.
Hayranları, Swift'in yeni bir albüm duyurmak üzere olabileceğini düşündü.Para penggemar Swift menduga bahwa Swift akan mengumumkan rilisnya sebuah album baru.
8000 kişilik başvuru içinden 3000 hayranın gösteriye katılımına izin verildi.Sekitar 3000 penggemar dari 8000 pelamar dipilih untuk menghadiri penampilan mereka.
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Pendatang awal Eropa merasa terkesan pada kualitas pertukangan dan pengolahan logam Jepang.
Hayranlarımın bu kapağa bakarak 'Onun hissettiklerinin aynısını hissediyorum' demesini istiyorum."Aku ingin penggemar melihat foto ini dan mereka berkata, 'Aku seperti merasakan apa yang dia rasakan.'"
Her konserde çalınması, hayranları tarafından istendi (kimlerin çaldığı önemli değildi).Maka semua undangan Adonia itu terkejut, lalu bangkit dan masing-masing pergi menurut jalannya.
Onlara göre bu onları hayranlarına daha çok yakınlaştırıyor.Kejadian tersebut membuat para sahabatnya terheran-heran.