Ana içeriğe geç
Sözlük

haykırma ile cümle

haykırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Daha önce başkasının önünde hiç ağlamayan Jiro haykırmaya başladı.Jiro, who had never cried in front of anyone before, started bawling.
Sami haykırmaya başladı.Sami started yelling.
Anne, büyükanne, en yakın arkadaşları oradaydı. Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.There was the mother, the grandmother, the best friend -- they all wanted to shout the story.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.We didn't want to shout; we needed to listen as well.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.And this is the good news from Africa that we have to shout from the rooftops.
En yüksek yere tırmanıyorum haykırmak içinI'm going up to the highest place to cry
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.I feel like the hero of that Harlan Ellison story titled "I Have No Mouth and I Must Scream."
Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.And this remained their lament till We mowed them down and made them extinct.
Savaş içinde oldukları düşüncesiyle Çinlilerden intikam almaları gerektiğini haykırmaya başladılar.They started to call out for revenge against the Chinese, who allegedly had fought them.
Gerekirse haykırmasına/bağırmasına izin verin, ama her durumda onu rahat bırakın. "Let him come a howler over it if need be, but in any case leave him alone."
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Como Mars sofria e gemia, Sawyer atirou em seu peito, mas não o matou.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Carroll chciała go uspokoić, ale Zantzinger już nad sobą nie panował i uderzył ją w głowę laską.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Kris se confruntă cu Sawyer și îl lovește în cap cu bastonul.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Skrigene fortsætter dog, og Sawyer afslører at han skød ham i brystet, ikke i hovedet.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.ג'יל מכניעה אותם, אך סידני יורה בה בחזה והורגת אותה.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.A toto sú dobré správy z Afriky, ktoré musíme kričať zo striech.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Ce sont donc de bonnes nouvelles d'Afrique que nous devons annoncer haut et fort.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Dit is het goede nieuws uit Afrika dat we van de daken roepen.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.E esta é a boa notícia de África que temos de gritar do alto dos telhados.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.여기까지가 우리가 세상에 널리 알리고 외쳐야 할 아프리카에서 온 좋은 소식입니다.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Queste sono le buone notizie che arrivano dall'Africa, e che siamo felici di comunicare a tutto il mondo.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Și acestea sunt veștile bune din Africa cu care trebuie să ne mândrim.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.To dobre wieści z Afryki, powinniśmy je głośno wykrzykiwać.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Und das ist die gute Nachricht aus Afrika die wir von den Dächern rufen müssen.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Y esta es la buena noticia desde África que estamos gritando desde las alturas.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Και αυτά είναι τα καλά νέα από την Αφρική που πρέπει να διαλαλούμε.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.И това е добрата новина от Африка, която трябва да крещим от покривите.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.Но здесь мы говорим о приятных новостях из Африки, настолько хороших, что хочется кричать от радости.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.אתם יודעים שאפריקה נגועה בוירוסים אלה. ואלה החדשות הטובות מאפריקה
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.وهذه هي الأخبار السارة من أفريقيا أنه ينبغي علينا الصراخ من سطوح منازلنا.
Bu Afrika için, tüm dünyaya haykırmamız gereken, iyi haber.あなた方が私やパートナーたちを手助けして 我々がナミビアで学んだことを
En yüksek yere tırmanıyorum haykırmak içinIk ga naar de hoogste plaats om te huilen
En yüksek yere tırmanıyorum haykırmak içinJ'irai au plus haut pour crier
En yüksek yere tırmanıyorum haykırmak içinPorque Gaddafi te ahoga y tienes el cuello amoratado subo al lugar más alto a llorar
En yüksek yere tırmanıyorum haykırmak içinنرقى لأعلى مكان *لنعيّط
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Czuję się jak bohater opowiadania Harlana Ellisona, zatytułowanego 'Nie mam ust, a muszę krzyczeć'.
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.할란 엘리슨의 단편 '나에겐 비명을 지를 입이 없다(I Have No Mouth and I Must Scream)'의 주인공이 된 것 같은 느낌이 들기도 합니다.
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Ik voel me als de held uit het verhaal van Harlan Ellison, 'Ik heb geen stem en ik wil het uitschreeuwen.'
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Mă simt ca eroul din povestirea lui Harlan Ellison cu titlul 'Nu am gură și trebuie să strig.'
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Me siento como el héroe de la historia de Harlan Ellison Titulada 'No tengo boca y debo gritar'.
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Mi sento come l'eroe del racconto di Harlan Ellison intitolato "Non Ho La Bocca e Devo Urlare".
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Sinto-me como o herói daquele conto de Harlan Ellison intitulado "Não tenho boca e preciso de gritar".
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Úgy érzem magam, mint annak a Harlan Ellison történetnek a hőse: 'Nincs szám és üvöltenem kell'.
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Νιώθω σαν τον ήρωα σ'αυτήν την ιστορία του Χάρλαν Έλισον με τίτλο 'Δεν Έχω Στόμα και Πρέπει Να Ουρλιάξω.'
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Чувствам се като героя от онази история на Харлан Елисън, наречена "Нямам уста, а трябва да крещя."
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.Я чувствую себя как герой этой истории Харлана Эллисона под названием "У меня нет рта и я должен кричать".
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.אני מרגיש כמו הגיבור של הסיפור של הרלן אליסון שנקרא "אין לי פה ואני חייב לצעוק."
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.انا اشعر انني احد ابطال قصص " هارلن إيلسون " تلك التي بعنوان " يجب ان اصرخ ولكن لا فم لدي "
Harlan Ellison'ın "Ağzım Yok ve Haykırmam Gerek" hikayesindeki kahraman gibi hissediyorum kendimi.主人公のような気持ちになります 水曜日の講演で デビッド・クリスチャンが
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Elles voulaient toutes crier l'histoire.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Họ đều muốn hét lên câu chuyện đau thương.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.그들은 모든 얘기를 쏟아내고 싶어했습니다.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Mereka semua ingin meneriakkan cerita itu.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Mind ki akarták kiabálni a történetet.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Sie alle wollten die Geschichte herausschreien.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Toate voiau să-şi strige povestea.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Todas querían gritar la historia.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Todos queriam gritar a história.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Volevano tutte urlare la loro storia.
Hepsi de hikayeyi haykırmak istiyordu.Všetky chceli ten príbeh vykričať.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod