Tom yine kurda haykırıyordu.Tom is just crying wolf again.
Kalabalık haykırırken Red Guy kalabalığın içindeki Roy'u fark eder.Red Guy notices Roy sitting still in the crowd.
Çığlık çığlığa haykırıyor, gözleri çılgın gibi parlıyordu.He then cries as he sees the plane falling down.
Diğerleri grubun şiddete dönük geçmişi ve topluca ortaya çıkan bir haykırışı olduğunda hemfikirdi.Others agreed it was reminiscent of the group's violent past and public outcry ensued.
Küçük kız ise o anda "Buradayım!" diye haykırır ve ölür.Immediately, the daughter calls out, "I am here!" and dies.
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.Carrie forgives her, then dies crying out for her mother.
Turciii! diye haykırır.(Romence: Türkleeer!)."Mulţescu out!" (in Romanian). gsp.ro.
Bunun bir tanrıların aleyhinde onların nefretini uyandırıcı hareketler olduğunu haykırır.It is approving of something God disapproves of.
Cenazede büyükbaba bir felaket senaryosu haykırır fakat sadece Marge dinler.At their memorial, Grampa foresees the destruction of the town, but only Marge takes this seriously.
(Komedi sona erdi)" diye haykırır."The Joke Stops Here".
Duman ve haykırışlar bozmaya yeterliydi çelikten sinirleri.The smoke and shouting were enough to shake nerves of steel.
Bazen gecenin ortasında uyanıp bir anda haykırıyorum,Sometimes I wake up in the middle of the night and I scream,
Aynı ağustos böceği gibi ağaçtan ayrılmaz, yapıştırıcı gibi bütün yaz boyunca haykırır!Like a cicada that sticks to a tree like glue and cries all summer long!
Haykırışlar ve danslar, onların insanlarıyla bizimkiler hep bir arada dans ettiler.Shouting and dancing, these people mixed with ours and all hands danced together.
Bu süre boyunca haykırıyoruz.We're screaming along.
Anıt doğru ve açık haykırış ile tüm çalışma, Bazı Juliet, ve bazı Paris.Some Juliet, and some Paris; and all run, With open outcry, toward our monument.
Eğer aynı yolda olduğunuzu hissediyorsanız haykırınHolla if you feel that you've been down the same road
O kadın kalbinde haykırıyor!She yells in her heart
Sağ kalanlarda urlar çıktı. Kent halkının haykırışı göklere yükseldi.The men who didn't die were struck with the tumors; and the cry of the city went up to heaven.
O senin ağzını yine gülüşle, Dudaklarını sevinç haykırışıyla dolduracaktır.He will still fill your mouth with laughter, your lips with shouting.
‹‹İşte, ‹Zorbalık bu!› diye haykırıyorum, ama yanıt yok, Yardım için bağırıyorum, ama adalet yok."Behold, I cry out of wrong, but I am not heard. I cry for help, but there is no justice.
Ey doğru insanlar, RABbe sevinçle haykırın! Dürüstlere Onu övmek yaraşır.Rejoice in Yahweh, you righteous! Praise is fitting for the upright.
Bütün yüreğimle haykırıyorum, Yanıtla beni, ya RAB! Senin kurallarına uyacağım.I have called with my whole heart. Answer me, Yahweh! I will keep your statutes.
Sana haykırıyorum, ya RAB: ‹‹Sığınağım, Yaşadığımız bu dünyada nasibim sensin›› diyorum.I cried to you, Yahweh. I said, "You are my refuge, my portion in the land of the living."
Bilgelik dışarıda yüksek sesle haykırıyor, Meydanlarda sesleniyor.Wisdom calls aloud in the street. She utters her voice in the public squares.
Bütün dünya esenlik ve barış içinde Sevinçle haykırıyor.The whole earth is at rest, and is quiet. They break out song.
‹‹Ürün biçme zamanı geçti, Yaz sona erdi, Biz ise kurtulmadık›› diye haykırıyorlar.The harvest is past, the summer is ended, and we are not saved.
Yüksek sesle Tanrıya yakarıyorum, Haykırıyorum beni duysun diye.I cried unto God with my voice, even unto God with my voice; and he gave ear unto me.
O (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır.It will only be a single blast,
Haykırıp sürükleyenlere,And those who restrain by reprimanding,
Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.It will only be a single blast,
Halbuki o, bir tek haykırış.It will only be a single blast,
Allah'a ortak tuttukları şöyle haykırır: "Siz sadece bize kulluk/ibadet etmiyordunuz."We shall then create a rift between them, and the compeers will say: "You did not worship us;
Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"The ark came to rest on Judi (Mount Ararat), and it was said: "Away with the cursed people!"
O haykırıp sürenlere,And those who restrain by reprimanding,
O haykırıp da sürenlere.And those who restrain by reprimanding,
Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.They await but a single blast which will not be repeated.
Fakat o bir tek haykırıştır.It will only be a single blast,
Firavun, toplumu içinde haykırıp şöyle dedi: "Ey toplumum!And said Firaun, “O my people!
İş bitirilmişti. Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"And the Ark came to rest upon (the mountain of) AlJudi, and it was said: 'Be gone, evildoing nation'
Sosyal Medya HaykırışlarıSocial media outcry
Sırp Müzik Festivali Sevenleri Haykırıyor: "EXIT'imize Yol Açın!"Serbian Music Festival Fans Demand "Let Go of Our EXIT!"
Kalabalık haykırırken Red Guy kalabalığın içindeki Roy'u fark eder.The crowd starts booing. Red Guy notices Roy in the crowd.
I. Şuppiluliuma durum karşısında şok olur ve saraylılarına haykırır:Suppiluliuma I was amazed and exclaimed to his courtiers:
Oğlan yine korkmadan bacadan diğer yarısına ihtiyaç olduğunu haykırır.The boy, again unafraid, shouted up the chimney that the other half was needed.
Öte yandan Minogue, 2000 yapımı Avustralya filmi Haykırış'ta (Cut) Molly Ringwald ile birlikte rol almıştı.2000 spielte sie neben Molly Ringwald in dem australischen Horrorfilm Cut.
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.Spunky schreit verzweifelt nach seiner Mutter.
Herrmann’ın kemanları kuş gibi haykırır.Pluto erwacht vom Gesang der Vögel.
Tüm dünyaya haykırıyorum.Der Angriff auf die ganze Welt.
Rusalka'nın yakında olduğunu hisedip ona geri dönmesi için yalvarak haykırır.Sie prophezeit, dass Rusalka zurückkehren werde.
Kalabalık haykırırken Red Guy kalabalığın içindeki Roy'u fark eder.Le personnage rouge remarque Roy dans la foule.
Michael çaresizlik içinde haykırır.Tom en pleure alors d'étonnement.
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.Lisa hésite, pleurniche, elle plaint son mari.
Emilia Otello'yu cinayetle suçlayıp haykırıp yardım istemeye başlar.Mathilde sigue gritando y pidiendo ayuda.
Michael çaresizlik içinde haykırır.Tom se hunde en una depresión.
"Zorbalık var" diye haykırıyorum sana, Ama kurtarmıyorsun!"¡Miserable ateo, te salvarás aunque no quieras!»
Turciii! diye haykırır.(Romence: Türkleeer!).Turcii! (romeno; "I turchi!
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”Мы записывали все, что приходило нам в голову».
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.Эстрелья плачет, и тоже называет Марию мамой.
Tüm dünyaya haykırıyorum.Раскачаем всю страну!