Çünkü merkezim dediğim bu yerde hayatlarının her gününde bir değere sahip olduklarını anlamalarını istedim.لانني اردتهم ان يعلموا لكل يوم في حياتهم ان لهم قيمة في هذا المكان الذي ادعوه مركزي
Çünkü merkezim dediğim bu yerde hayatlarının her gününde bir değere sahip olduklarını anlamalarını istedim.彼らには存在価値があるのだということを 知って欲しいのです 私の学校では 黒人の子も白人の子も一緒に座って過ごします
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Bo mało kiedykolwiek ich żołądki pełni w ich życiu.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Eftersom de knappt någonsin haft sina magar fulla i deras liv.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Fordi de knappe nogensinde har haft deres maver fulde i deres liv.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Ker so redki kdaj imeli svoje želodci polni v njihovem življenju.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Koska he niukat koskaan ollut heidän vatsat täynnä elämässään.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Omdat ze schaars ooit hadden hun magen vol in hun leven.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Vzhľadom k tomu, že málo kedy mali svoje žalúdky plné vo svojom živote.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Vzhledem k tomu, že málo kdy měli své žaludky plné ve svém životě.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Weil sie kaum jemals hatten ihre
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Επειδή σπάνια είχαν ποτέ τους στομάχια πλήρως στη ζωή τους.
"Çünkü onlar kıt bugüne kadar vardı hayatlarını dolu mideleri."Защото те оскъдни някога сте имали стомаси, изцяло в живота си.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.저는 좀 더 비폭력적인 세상을 만들기 위해 목숨을 걸 준비가 된 나의 장병들을 대변하고 있습니다.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.Stau alături de soldații mei, pregătiți să își riște viețile pentru o lume mai puțin violentă.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.Utożsamiam się z ludźmi, którzy gotowi są ryzykować życiem za świat bez przemocy.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.Я поддерживаю моих мужчин и женщин, готовых отдать свои жизни во имя менее жестокого мира для всех нас.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.אני מייצג גברים ונשים אשר מוכנים לסכן את חייהם בעבור פחות אלימות בעולם למען כולנו.
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.وسوف أدافع عن الرجال والنساء الذين يضعون حياتهم على المحك من أجل عالم أقل عنف من أجلنا جميعاً
Daha barışçıl bir dünya için hayatlarını tehlikeye atmaya hazır kadınlar ve adamlarım için buradayım.自らを危険にさらしている 兵士たちのために戦います 私はこの兵士のために戦います
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Au încercat să conecteze lumi care înainte nu ştiau că există.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Hanno provato a collegare mondi che nemmeno pensavano esistessero.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Họ đã cố gắng để kết nối thế giới mà họ không biết đã tồn tại trước đó.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Ils ont essayé de relier des mondes dont ils ne connaissaient pas l'existence auparavant.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.그들은 전에는 그 존재를 몰랐던 세상들을 이으려고 애썼습니다.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Próbują połączyć światy, o których istnieniu wcześniej nie wiedzieli.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Sie versuchten Welten miteinander zu verbinden von denen sie nicht wußten, dass sie existieren.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Trataron de conectar mundos que antes no sabían que existían.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Ze hebben geprobeerd werelden te verbinden waarvan ze eerder het bestaan niet kenden.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Они пытались соединить разные миры, о существовании которых раньше даже не догадывались.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.Те се опитали да свържат светове, които не знаели, че съществуват отпреди.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.הם ניסו לקשר בין עולמות שלא ידעו לפני כן על קיומם.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.لقد حاولوا أن يربطوا عوالم لم يكونوا على علم بوجودها قبلا.
Daha önce var olduğunu bilmediğimiz... ...hayatlara bağlanmayı denediler.世界と繋がろうとしました 彼らは架け橋をつくり その上を渡ったのです
Diğer insanların hayatlarını dinleyince üzülmüyor musun?Non ti senti triste a guardare gli altri parlare delle loro vite?
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.A természet gyakran megdöbbentően gyönyörű hátteret ad mindennapi életünkhöz.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.De multe ori, mediul nostru natural oferă un decor splendid vieţii noastre de zi cu zi.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Luonto muodostaa usein upean taustan jokapäiväiselle elämällemme.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Naš naravni svet pogosto predstavlja neverjetno kuliso za naše vsakodnevno življenje.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Naturen fungerar ofta som en överdådig bakgrund i vardagen.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.O nosso mundo natural oferece um cenário fantástico na nossa vida diária.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Otaczający nas świat przyrody często stanowi zachwycające swym pięknem tło naszego codziennego życia.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Příroda často nabízí našemu každodennímu životu úžasnou perspektivu.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Prírodné prostredie okolo nás nezriedka vytvára fascinujúci kolorit pre náš každodenný život.
Doğal hayatımız çoğu zaman günlük hayatlarımıza çarpıcı bir zemin oluşturur.Ο φυσικός μας κόσμος συχνά παρέχει ένα εντυπωσιακό πλαίσιο για την καθημερινή μας ζωή.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Deci sunetul este într-adevăr esențial pentru viata lor.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Deswegen ist Schall für sie lebensnotwendig.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Dźwięk jest niezbędny.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Geluid is dus van doorslaggevende betekenis in hun levens.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Il suono è dunque un elemento critico nelle loro vite.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.그러므로 소리는 이들 일상에 아주 중요한 역할을 합니다.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Les sons sont donc essentiels à leur vie.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.O som é mesmo essencial para a vida deles.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Por eso el sonido es muy crítico para sus vidas.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Takže zvuk je naozaj dôležitý pre ich životy.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Звукът е наистина жизненоважен за тях.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.Поэтому звук крайне важен в жизни морских животных.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.לכן קול הוא מאוד קריטי בחיים שלהם.
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.لذا فالصوت يعد من الامور الهامة جدا لحياة تلك الثديات
Dolayısıyla ses onların hayatları için gerçekten önemlidir.私にとっては未知の世界とも言える