Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.Imagination affects every aspect of our lives.
Açlığın eşiğinde olduğumuz zaman, onlar hayatlarımızı kurtardı.When we were on the brink of starvation, they saved our lives.
Doktorların yapması gereken şey hayatları kurtarmak ve ölüme karşı mücadele etmek.What doctors should do is to save lives and fight against death.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.Lincoln's parents remained poor all their lives.
Bu abide ülkeleri için hayatlarını veren askerlere adandı.This monument is dedicated to the soldiers who gave their lives to their country.
Küçük çocukların hayatları korku dolu.The lives of little children are full of fears.
Vergi artışları hayatlarımızı önemli ölçüde etkiledi.The tax increases affected our lives greatly.
Elektrik olmadan hayatlarımız nasıl olurdu?What would our lives be like without electricity?
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Hayatları pahasına yangınla mücadele etmeye devam ettiler.They went on fighting the fire at the risk of their lives.
Savaş sırasında bir milyon kişi hayatlarını kaybetti.A million people lost their live during the war.
Hayatlarından memnun olduklarını ifade ettiler.They expressed satisfaction with their lives.
Tehlikeli yolculukta hayatlarını riske attılar.They risked their lives on the dangerous trip.
Binlerce ve binlerce asker hayatlarını kaybetti.Thousands and thousands of soldiers lost their lives.
Hayatlarımızda disiplinli olmayı öğrenmeliyiz.We should learn to be disciplined in our lives.
Hayatlarınız ne kadar değişti?How much have your lives changed?
Doktorlar hayatlar kurtarır.Doctors save lives.
Hayatlarımız sizin elinizdedir.Our lives are in your hands.
Birçok çalışan anneler ev ve iş hayatlarını dengelemek için mücadele ediyor.Many working mothers struggle to balance their home and work lives.
Bunun için hayatlarını tehlikeye attılar.They risked their lives for it.
Bütün hayatlarımızı kurtardın.You've saved all our lives.
Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Polis aracının zırhı yolcularının hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Bilim, hayatlarımız için önemlidir.Science is important for our lives.
Çocuklar hayatlarımızın çiçekleridir.Children are the flowers of our lives.
İtfaiyeciler her zaman hayatlarını tehlikeye atarlar.Firefighters always endanger their lives.
Tehlikede olan hayatlar vardır.There are lives at stake.
O kaza hayatlarını değiştirdi.That incident changed their lives.
Hayatlarınız tehlikede olabilir.Your lives may be in danger.
Hayatlarımızı kurtardın.You saved our lives.
Yaşayacak hayatlarımız var.We have our lives to live.
Tom ve Mary hayatlarının geriye kalan kısmı boyunca birlikte yaşamayı planlıyorlar.Tom and Mary plan to be together for the rest of their lives.
Herkes hayatları boyunca en az bir kere aşık olur.Everybody falls in love at least once in their lives.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
Kaza, bazı insanların hayatlarını mal oldu.The accident cost some people their lives.
Burada kalırsanız hayatlarınız tehlikededir.Your lives are in danger if you stay here.
Hayatları kurtarmak için buradayız.We're here to save lives.
O hayatlarımızı kurtardı.It saved our lives.
Şimdi tüm yapabileceğimiz, hayatlarımıza devam etmek.All we can do now is go on with our lives.
Organ bağışları hayatlar kurtarır.Organ donations save lives.
Tom ve Mary Boston'daki hayatları hakkındaki hikayeleri paylaştı.Tom and Mary shared stories about their life in Boston.
Evlendiler, çoluk çocuk sahibi oldular ve hayatları boyunca mutlu yaşadılar.They married, had a family and lived happily all their lives.
İnsanların hayatları kısadır.The lives of people are short.
Depremde kaybedilen hayatların raporlarını aldılar mı?Have they received any reports of lives lost in the earthquake?
Birçok mülteci, Avrupa'ya ulaşmak için hayatlarını tehlikeye attı.Many refugees have risked their lives to reach Europe.
Bu yeni ilaç hayatlar kurtarabilir.This new medicine may save lives.
Tom ve Ken zıt hayatlar yaşayan en iyi arkadaşlardı.Tom and Ken were best friends living opposite lives.
Onlar hayatları için mücadele ediyor.They're fighting for their lives.
Biz insanların hayatlarını zenginleştirmek istiyoruz.We want to enrich people's lives.
İnsanların hayatlarını kurtarmak için kaçtılar.People ran for their lives.
Hayatlarımız değişti.Our lives changed.
Sanki bu öğleden sonra mesih geliyormuş gibi hayatlarımızı yaşamamız gerekir.We should live our lives as though Christ were coming this afternoon.
İklim değişikliğinin gelecekteki hayatlarımızı nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?How do you think climate change will affect our lives in the future?
Tom hayatlarımızı kurtardı.Tom saved our lives.
Leyla ve Sami hayatlarının geri kalanında ayrıldılar.Layla and Sami were separated for the rest of their lives.
Hayatlarımız tehlikede.Our lives are at stake.
Sami ve Leyla'nın birlikte muhteşem bir hayatları vardı.Sami and Layla had a wonderful life together.
Bunun bizim hayatlarımızda olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if that'll happen in our lifetimes.
Sami ve Leyla hayatları için savaşıyorlardı.Sami and Layla were fighting for their lives.
Yaşlıların korona virüsünden dolayı hayatlarını kaybetme ihtimalleri daha fazla.Elderly people are more likely to die from the coronavirus.