Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Jak malé, tak velké sny. Každý musí pracovat na tom, aby se jeho sny staly skutečností.
Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Kleine und große Träume. Jeder muss daran arbeiten wenn sie ihre Träume wahr werden lassen wollen.
Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Za małymi i dużymi. Każdy musi pracować jeśli chce spełnić swoje marzenia.
Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Και τα μικρά και τα μεγάλα. Ο καθένας πρέπει να δουλέψει αν θέλει να πραγματοποιηθούν.
Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Как за маленькими так и за большими, но все должны работать, если они хотят, чтобы их мечты сбылись.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.A každý deň, po celom svete nám naše deti k nohám kladú svoje sny.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.A každý den, všude naše děti rozprostírají své sny pod našimi chodidly.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Codziennie, wszędzie dzieci rzucają nam marzenia pod stopy.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Dan setiap hari, di mana saja, anak-anak kita menebar mimpi-mimpi mereka di bawah kaki kita.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.En elke dag, overal, zullen onze kinderen hun dromen onder onze voeten uitspreiden.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.E ogni giorno, in ogni luogo, i nostri figli stendono i loro sogni sotto i nostri piedi.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.És minden nap, mindenhol, gyermekeink álmaikat terítik a lábaink elé.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Et chaque jour, partout, nos enfants étalent leurs rêves sous nos pieds.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.In vsak dan, povsod, naši otroci razgrinjajo svoje sanje pod našimi nogami.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Joka päivä, kaikkialla lapsemme levittävät haaveensa jalkojemme juureen.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.그리고 매일마다 어느곳에서든 우리 아이들은 자신의 꿈을 우리의 발 밑에 펼쳐놓습니다.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Och varje dag, överallt, sprider våra barn ut sina drömmar under våra fötter.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Og hver dag, over alt breder vores børn deres drømme ud foran os.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Şi în fiecare zi, oriunde, copii noștrii îşi aștern visurile lor sub picioarele noastre.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Todos os dias, em todos os lugares, as nossas crianças estendem os sonhos aos nossos pés.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Und jeden Tag, überall, legen Kinder uns ihre Träume zu Füßen.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Và mỗi ngày, ở bất cứ nơi đâu, lũ trẻ đang trải giấc mơ của chúng dưới chân ta
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Και κάθε μέρα, με κάθε τρόπο, τα παιδιά μας, απλώνουν τα όνειρά τους κάτω από τα πόδια μας.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.Ежедневно и повсюду мечтанья наших детей расстелены ковром у ног наших.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.И всеки ден, навсякъде, нашите деца постилат мечтите си под краката ни.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.І кожного дня, усюди наші діти кладуть свої мрії до наших ніг.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.ובכל יום, בכל מקום, ילדנו פורשים את חלומותיהם לרגלינו.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.وفي كل يوم، وكل مكان، ينشر أطفالنا أحلامهم تحت أقدامنا.
Her gün, her yerde, çocuklarımız hayallerini ayaklarımızın altına seriyorlar.子供たちが私達の足下に夢を広げているのです 私達はその上を優しく歩まねばなりません
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Alle ved, at mennesker der følger deres passion er noget neurotiske.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar. Biraz da garip? Hmm?Iedereen weet dat mensen die hun dromen najagen wat obsessief en een beetje vreemd zijn.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Jeder weiß, dass Menschen, die ihrer Leidenschaft folgen, etwas zwanghaft sind.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Kaikki tietävät, että intohimoaan tavoittelevat ihmiset ovat hieman pakkomielteisiä.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Každý přece ví, že lidi, co se ženou za svou vášní, jsou trošku šílení.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Každý vie, že ľudia, ktorí nasledujú svoje vášne sú do istej miery fanatickí.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.누구나 자신의 열정을 추구하는 사람들은 어느 정도 망상에
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Mindenki tudja, hogyha valaki követi a szenvedélyeit, az valamennyire megszállott.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Mọi người đều biết những ai theo đuổi đam mê nhìn chung đều bị ám ảnh
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Semua orang tahu orang-orang yang mengejar gairah mereka sedikit obsesif.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Toată lumea ştie că cei care-şi urmează pasiunea în viaţă sunt oarecum obsedaţi, puţin ciudaţi.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar."Toda a gente sabe que as pessoas que perseguem as suas paixões "são meio obsessivas.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Todos saben que las personas que persiguen sus pasiones son un tanto obsesivas ¿un poco raras?
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Tout le monde sait que les gens qui poursuivent leurs passions sont quelque part obsédés.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Tutti sanno che chi insegue le proprie passioni è in qualche modo ossessivo.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Wiemy, że ludzie podążający za swoimi pasjami są nieco obsesyjni.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Όλοι γνωρίζουν ότι οι άνθρωποι που κυνηγάνε το πάθος τους, έχουν κάποιες εμμονές.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Все знают, что люди, преследующие свои страсти немного зациклены.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Всички знаят, че хората, които следват страстите си, са донякъде вманиачени.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Загально відомо, що люди, які слідують за своїм захопленням дещо повернуті на цьому.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.וכולם יודעים שאנשים שרודפים אחרי חלומם
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.الكل يعرف أن من يتتبع شغفه
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.どこかオタクっぽい ちょっと 変わってる そうだろう?
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.저는 우리의 생각들, 감정들과 상상력과 같은 우리의 내적 세계가 우리의 뇌와 몸에 구속되지 않았다는 것을 깨달았습니다
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.למדתי שהעולמות הפנימיים שלנו -- הרעיונות שלנו, הרגשות והדמיונות -- היו, למעשה, לא קשורים למוחות ולגוף שלנו.
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.تعلمت أن عوالمنا الداخلية -- أفكارنا وعواطفنا وخيالاتنا -- كانت في الواقع غير محدودة بعقولنا وأجسادنا.
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.感情や想像力は 脳や体に束縛されてはいないのだ と学んだのです 考えることができ 発見することができれば
İngiliz, varlıklı ve kültürlü, tam da hayallerindeki erkekti.Angleškega rodu, bogat in izobražen, je bil moški njenih sanj.
İngiliz, varlıklı ve kültürlü, tam da hayallerindeki erkekti.Angličan, zámožný a vzdělaný, muž jejích snů.
İngiliz, varlıklı ve kültürlü, tam da hayallerindeki erkekti.Engelsk, velhavende og kultiveret, han var den, hun havde drømt om.
İngiliz, varlıklı ve kültürlü, tam da hayallerindeki erkekti.Engelsman, välbärgad och bildad. Han var mannen ur hennes drömmar.