Beni şimdi hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint me now.
Lütfen bizi hayal kırıklığına uğratma.Please don't let us down.
Hâlâ onun hayalini kuruyorum.I still dream about it.
Hâlâ seni hayal ediyorum.I still dream about you.
Sadece Tom hayaleti görebilir.Only Tom could see the ghost.
Mary bir hayalet ya da ruhu sırtına dokunmuş gibi hissetti.Mary felt as if a ghost or spirit had touched her back.
Biraz hayal kırıklığına uğramış hissediyorum.I feel kind of frustrated.
Mary hayalet görebilen tek kişiydi.Mary was the only one who could see the ghost.
Hayal kırıklığına uğramış kişi benim.I'm the one that's frustrated.
Tom onun da hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said he's also frustrated.
Gerçekten o kadar hayal kırıklığına uğradın mı?Were you really that frustrated?
Son zamanlarda hayal kırıklığına uğruyorum.I've been getting frustrated lately.
Tom'dan dolayı bu hayal gerçekleşmeyecek.Because of Tom, this dream will not happen.
Arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğrattım.I let my friends down.
Takım arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğrattım.I let my teammates down.
Ben bile onu hayal edemem.I can't even imagine that.
Bunu sana söylememin ne kadar acı olduğunu hayal bile edemezsin.You can't even imagine how painful it is for me to tell you this.
Beklentileri karşılanmadığından hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that his expectations were not met.
Onlar hayal kurar.They dream.
Tom bizi hayal kırıklığına uğratmayacak.Tom won't let us down.
Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağız.We won't let you down.
Hayal görmediğimden emin olmak için kendimi çimdikledim.I pinched myself to make sure that I wasn't dreaming.
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağız.We'll never let you down.
Hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştım.I tried not to look disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştı.Tom tried not to look disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştı.She tried not to look disappointed.
Beni hayal kırıklığına uğrattı.He disappointed me.
Venezuela hayalimdeki ülkedir.Venezuela is the country of my dreams.
On yıldır kendini aynı işte hayal edemedi.She couldn't imagine herself in the same job in ten years.
Ben onu çok hayal kırıklığına uğrattım. O böyle bir hayal kırıklığına uğramıştı.I'm very disappointed in him. He has been such a disappointment.
Filmi çok hayal kırıklığına uğratıcı buldum.I found the film very disappointing.
Mary berbat bir şekilde hayal kırıklığına uğratıldı.Mary has been badly let down.
Parti biraz hayal kırıklığıydı.The party was a bit of a letdown.
Piyangoyu kazanmak herkesin hayalidir.It's everybody's dream to win the lottery.
Onların hayallerini yerine getirmiyorum.I'm not fulfilling their dreams.
Bu hayal etmek oldukça kolaydır.It's pretty easy to imagine.
Hayalim bir köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in a village.
Tüm kediler fareleri hayal eder.All cats dream of mice.
Ben uzun zamandır bu kadar hayal kırıklığına uğramadım.I have not been so frustrated in a long time.
Ben her zaman çok çocuk sahibi olmayı hayal ediyordum.I always dreamed of having many children.
Hep çok çocuk sahibi olmayı hayal ederdim.I always dreamed of having many children.
Biz hayal kırıklığına uğramadık.We aren't disappointed.
Ben hayal gücünden yoksunum.I lack imagination.
Onun hayali bir uzay havacılık mühendisi olmaktır.His dream is to become a space aviation engineer.
Onun hayali bir uzay mühendisi olmaktır.His dream is to become an aerospace engineer.
Oğlan bir hayalet gördüğünde korkudan düştü.The boy fell of fright when he saw a ghost.
Çocuk bir hayalet gördüğünde korktuğunu hissetti.The child felt scared when he saw a ghost.
Senin tek görevin hayallerini kurtarmaktır.Your only duty is to save your dreams.
Hayal ülkesinde yaşıyorsun.You're living in a fantasy land.
Hayaller yarının sorularına bugünün cevaplarıdır.Dreams are today’s answers to tomorrow’s questions.
Ben oldukça hayal kırıklığına uğradım.I'm pretty bummed out.
Ben senin hayalini kurardım.I used to dream about you.
Aslında onu yapmayı hayal edebilir misin?Can you actually imagine doing that?
Onun neye benzediğini hayal edebilir misin?Can you imagine what that's like?
Ben hayal kuruyorum.I'm daydreaming.
Onun ne kadar aptalca görüneceğini hayal edebiliyor musun?Can you imagine how silly that would look?
Onun olduğunu dürüstçe hayal edebilir misin?Can you honestly imagine that happening?
Bunu tek başına yapmayı hayal edebilir misin?Can you imagine doing this by yourself?
Tom asla seni hayal kırıklığına uğratmayacak.Tom will never let you down.
Ben son derece hayal kırıklığına uğradım.I'm extremely frustrated.