Mary Japonya'da bütün hayatı boyunca bekar kaldı.Mary remained single all her life in Japan.
Mary, onun ilkokul günlerinde, bir öğretmen olmayı hayal ediyordu.In her elementary school days, Mary dreamed of becoming a teacher.
Herkes onun tarafından yapılan resimlere hayrandır.Everyone admires the pictures painted by him.
Sanki hayal görüyormuşum gibi hissettim.I felt as if I were dreaming.
Mayuko haykırdı.Mayuko cried aloud.
Çok geçmeden oğlan hayatın ne olduğunu öğrenir.It will not be long before the boy learns what life is.
Oh, haydi.Oh, come on.
Mike hayvanları çok fazla severdi.Mike liked animals very much.
O, hayvanları seviyor, biliyor musun?She likes animals, you know?
Bir kısım Turist New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.Few of the trippers called in at the ghost town of New York.
Bir kısım gezgin New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.Few of the trippers called in at the ghost town of New York.
Köpeklerin çoğu hayatta.Most of the dogs are alive.
Neredeyse tüm köpekler hayatta.Almost all of the dogs are alive.
Hemingway, Afrika'daki büyük hayvan avından hoşlandı.Hemingway enjoyed big game hunting in Africa.
Yılanların, küçük hayvanları ve kuşları büyülediği söylenir.Snakes are said to mesmerize small animals and birds.
Yılanlar asla sevmediğim hayvanlardır.Snakes are animals I don't like in the least.
Hiçbir evcil hayvana izin verilmiyor.No pets allowed.
Bir evcil hayvana sahip olan hiç kimseye bu apartmanda yaşamasına izin verilmez.No one who owns a pet is allowed to live in this apartment building.
Evcil hayvanlar sadece bize eşlik etmekten daha fazlasını sunar.Pets offer us more than mere companionship.
Evcil hayvanları şımartmamamız gerekiyor.We're not supposed to indulge pets.
Evcil hayvanın olmadığı bir hayatı düşünmek zor.It's hard to imagine a life without pets.
Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.Some people keep rare animals as pets.
Evcil hayvanlara izin verilmediğini söylemeye gerek yok.It goes without saying that pets are not allowed.
Fransa'da sanatçlara hayli saygı gösterilir.Artists are highly respected in France.
İkizlerden biri hayatta, ancak diğer ölü.One of the twins is alive, but the other is dead.
Hayranlar aktörlerin ellerini sıkmaya çalıştı.The fans sought to shake the actress's hand.
Soğuk hava Tom'u yeniden hayata döndürdü.The cold air revived Tom.
Bill erkek kardeşini hayvanat bahçesine götürdü.Bill took his brother to the zoo.
Bill, haklı olduğunu haykırdı.Bill shouted that he was all right.
Piknik bir hayal kırıklığıydı.The picnic was a disappointment.
Haydi plaja gidelim.Let's go to the beach.
Dr Patterson: Oh, hayır! Ona karşı çok nazikti.Dr. Patterson: Oh, no! She was very gentle with him.
Haydi otobüse binelim.Let's take a bus.
Aptalca bir şey yüzünden hayatını tehlikeye atma.Don't risk your neck over something foolish.
Hayır, ben uykulu değilim.No, I'm not sleepy.
Nobel Ödülünü kazanmak benim hayalim.It's my dream to win a Nobel Prize.
Haydi, Bill.Come on, Bill.
Hayır, o ikinci el.No, it's second hand.
Maymunlar niçin diğer hayvanlardan daha çok evrim geçirdi?Why have the apes evolved more than other animals?
Hayatın pahasına niçin öyle aptalca bir şey yaptın?Why did you do such a foolish thing at the risk of your life?
Büyük bir para miktarı bile bir erkeğin hayatının yerini alamaz.Even a large sum of money cannot take the place of a man's life.
Her işte bir hayır vardır.Every cloud has a silver lining.
Bunu hayatta yapmam.I will not do that for the life of me.
Tom hayatının büyük kısmını boşa geçirdiğine pişman oldu.Tom regretted having wasted a great deal of his life.
Asla Tom'dan haber almanın hayalini kurmadım.Never did I dream of hearing from Tom.
Hayırlısı diyelim yine de.Let's hope for the best anyway.
Hayatını nasıl kazanır?How does he gain his living?
Buradan hayvanat bahçesine nasıl gidebilirim?How can I get to the zoo from here?
Haydi TV izleyelim.Let's watch TV.
Televizyon aile hayatını mahvediyor.Television is ruining family life.
TV'nin icadı günlük hayatımızda köklü bir değişime neden oldu.The invention of TV caused a drastic change in our daily life.
Televizyonsuz hayatın nasıl olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine what life would be like without television?
Ted amca, pandaları göstermek için bizi hayvanat bahçesine götürdü.Uncle Ted took us to the zoo in order to show us the pandas.
Çıkarabilirken hayatın tadını çıkarın.Enjoy life while you may.
Alabiliyorken hayattan zevk alın.Enjoy your life while you are able to.
Turnalar büyük güzel hayvanlardır.Cranes are big beautiful birds.
Bir çita herhangi bir hayvan kadar hızlı koşar.A cheetah runs as fast as any animal.
Dansçının zarif eylemi seyirciyi hayran bıraktıThe dancer's graceful action charmed the audience.
Hayatta herkes başarılı olmaz.Not everybody succeeds in life.
Hayır, henüz gitme.No, don't go yet.