Sade bir hayat yaşadı.He lived a simple life.
Ayı göründüğünde o, hayatını kurtarmak için kaçtı.He ran for his life when the bear appeared.
Mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
O mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
O, mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
O bizi hayvanat bahçesine götürdü.He took us to the zoo.
Hayatımı kurtardığı için ona çok şey borçluyum.I owe him a great deal because he saved my life.
O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.He is very secretive in regard to his family life.
Kendi hayatı riske atarak arkadaşını kurtardı.He saved his friend at the risk of his own life.
O basit bir hayat sürdü.He led a simple life.
Hayatında bir amacı var, para kazanmak.He has only one aim in life, to make money.
O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı.He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.
Hayatının çoğunu yurt dışında yaşadı.He lived abroad for much of his life.
O bir hayat kurtardığı için methedildi.He was praised for saving a life.
O, oğlundan hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He seems disappointed with his son.
O, hayatının baharında.He is in the prime of life.
O hayvanları sever.He loves animals.
O, hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about animals.
O vahşi hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about wild animals.
Vahşi hayvanlar konusunda bilgisi çoktur.He knows a lot about wild animals.
O, hayvanlar hakkında hikayeler yazmaya devam etti.He kept on writing stories about animals.
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.He risked his life to save her.
Zarfı sadece hayal kırıklığına uğratmak için açtı.He opened the envelope only to be disappointed.
O bir hayalperesten başka bir şey değil.He is nothing more than a dreamer.
O, çok hayalleri olan bir çocuktur.He is a boy with many dreams.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Hayaletlerin varlığına inanıyor.He believes in the existence of ghosts.
Hayatta olduklarına dair biraz ümit var.There is little hope that they are alive.
Tepeden güzel manzaraya hayran kaldılar.They admired the fine view from the hill.
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Onlar orada garip bir hayvan gördü.They saw a strange animal there.
Onlar orada tuhaf bir hayvan gördüler.They saw a strange animal there.
Onlar orada mutlu bir hayat yaşadı.They lived a happy life there.
Dün otobüsle hayvanat bahçesine gittiler.They went to the zoo by bus yesterday.
Hayatları pahasına yangınla mücadele etmeye devam ettiler.They went on fighting the fire at the risk of their lives.
Ona hayran olmayan hiç kimse yoktu.There was no one who did not admire him.
Bazı öğrencileri ona hayrandı, diğerleri ise onu küçümsüyordu.Some of his students admired him, and others despised him.
Keşke o şimdi hayatta olsa.I wish she were alive now.
Hayret! İlk o geldi.To my amazement she came first.
Bana hayvanların kokusundan nefret ettiğini yazdığı bir kartpostal göndermiş.She sent me a postcard that said she hates the smell of animals.
Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.If it weren't for her help, I would not be alive now.
Onun perfomansına hayran kaldım.I was fascinated by her performance.
Oğlu bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Her son was killed in a traffic accident.
O, çeşitli evcil hayvanlar besledi.She kept various kinds of pets.
Bir evcil hayvan olarak o bir papağan besler.She keeps a parrot as a pet.
O, sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.She seemed disappointed at the result.
Hayatımda kominizme asla ulaşılmayacak.Communism will never be reached in my lifetime.
Bir milyon kişi savaşta hayatını kaybetti.One million people lost their lives in the war.
Kitabınla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with your paper.
Nasıl hissettiğini hayal edebiliyorum.I can imagine how you felt.
Hiç param yok, ama hayallerim var.I have no money, but I have dreams.
Balıklar soğukkanlı hayvanlardır.Fish are cold-blooded animals.
Balıkçılık benim hayatımda yok.Fishing is not in my life.
Ender vahşi hayvanların bu ülkeye ithalatı kesinlikle yasaklanmıştır.The importation of rare wild animals to this country is strictly prohibited.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Haydi binin!All aboard!
Herkes ona hayran.Everybody looks up to him.
Hayal kırıklığına uğradık, takımımız maçı kaybetti.To our disappointment, our team lost the game.
Hayatında geriye baktığında, o derin üzüntü duymuştur.She regretted deeply when she looked back on her life.
Ne sıklıkta evcil hayvanını beslemen gerekiyor?How often is it necessary to feed your pet?