havası ile cümle

havası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Mereka bisa hidup di ruang hampa udara.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Ne pystyvät elämään tyhjössä.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.O pueden vivir en el vacío.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Podem viver num vácuo.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Possono vivere sotto vuoto.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Pot să trăiască în vid.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Ze kunnen in een vacuüm leven.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Μπορούν να ζουν στο κενό.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.Могат да живеят във вакуум.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.הם יכולים לחיות בוואקום
Havasız yerlerde yaşayabilirler.يمكن أن تعيش في أنبوب.
Havasız yerlerde yaşayabilirler.私は、生物が宇宙空間に存在し、移動して、新しい水性の環境を
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Cô ấy làm tươi mát vùng đất địa ngục với không khí mùa xuân đưa không khí nóng lên bề mặt, tạo ra mùa hè
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Ella calma sus dominios con un aire de primavera enviando aire caliente a la superficie, creando el verano.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Hun køler hans domæne med forårsluft leder varme op til jordoverfladen og skaber sommeren.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.페르세포네가 봄바람으로 지하세계를 식혀서 뜨거운 바람이 지표로 올라와 여름이 오게 한다는 설명을 할 수도 있었겠지요.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Lei raffredda il regno di Ade con aria primaverile, spingendo il calore verso la superficie, creando l'estate.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Ochładza jego obszar wiosennym powietrzem, wysusza powierzchnie tworząc lato.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Răcoreşte tărâmul acestuia cu aer de Primăvară, lăsând căldura să iasă spre suprafaţă, şi astfel creând vara.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Schladí jeho územie jarným vzduchom, vypustí horúci vzduch na povrch zeme, vytvorí leto.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Sie kühlt sein Reich mit Frühlingsluft ab und bläst Hitze hinauf an die Oberfläche und bringt so den Sommer.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Zchladí jeho říši jarním vzduchem, její žár vytlačí nahoru k povrchu země, a tím způsobí léto.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Ze koelt zijn domein af met lentelijke lucht en jaagt daarbij warmte op naar de oppervlakte om zomer te maken.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Она остужает его царство весенним воздухом, выдувая жар на поверхность, и это вызывает лето.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.Тя охлажда владението му с пролетен въздух, изтласква топлина към повърхността и създава лято.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.היא מקררת את ממלכתו באוויר אביבי, מעלה אוויר חם אל פני השטח, ובכך יוצרת קיץ.
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.إنها تلطف جو مملكة نفوذه بهواء ربيعي وتقوم بتهوية السطع مشكلةً الصيف
Kendi bölgesini bahar havası ile soğutur, yüzeye doğru sıcak hava göndererek yazı yaratır.地上に熱気を放出し、夏を作り出すのです。 この説も最初の神話のように同じ現象を説明できます。
Mall'un demokratik havasıyla karıştırıyor.섞이겠지요.
Mall'un demokratik havasıyla karıştırıyor.Ze vermengen zijn lucht met de democratische lucht van de Mall.
Mall'un demokratik havasıyla karıştırıyor.עם האויר הדמוקרטי של המול.
Mall'un demokratik havasıyla karıştırıyor.مع الجو الديموقراطي للمول.
Mall'un demokratik havasıyla karıştırıyor.泡が 最初にふくらむのは
RAB Mısır Firavununu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsraillilerin peşine düştü.여호와께서 애굽왕 바로의 마음을 강퍅케 하셨으므로 그가 이스라엘 자손의 뒤를 따르니 이스라엘 자손이 담대히 나갔음이라
RAB Mısır Firavununu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsraillilerin peşine düştü.ויחזק יהוה את לב פרעה מלך מצרים וירדף אחרי בני ישראל ובני ישראל יצאים ביד רמה׃
RAB Mısır Firavununu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsraillilerin peşine düştü.وشدّد الرب قلب فرعون ملك مصر حتى سعى وراء بني اسرائيل وبنو اسرائيل خارجون بيد رفيعة.
RAB Mısır Firavununu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsraillilerin peşine düştü.耶 和 華 使 埃 及 王 法 老 的 心 剛 硬 、 他 就 追 趕 以 色 列 人 、 因 為 以 色 列 人 是 昂 然 無 懼 的 出 埃 及
RAB Mısır Firavununu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsraillilerin peşine düştü.耶和華 使 埃及 王法 老的 心剛硬 、 他 就 追趕 以色列人 、 因為 以色列人 是 昂然 無懼 的 出 埃及
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Jasný znak smyslnosti, která činí obraz neodolatelným.
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Здесь есть чувственность, которой невозможно сопротивляться. Видите?
Resmin arzu uyandıran bir havası olduğunu düşünüyorum.Ця чуттєвість беззаперечна, чи не так?
Sanat ve politika müze duvarları dışında muğlak bir alanı işgal ediyor, ama müzenin merkezinde kendi havasını예술과 정치는 박물관 벽 밖의 애매한 곳을 차지할 것입니다. 그러나 박물관 내부 핵심은
Sanat ve politika müze duvarları dışında muğlak bir alanı işgal ediyor, ama müzenin merkezinde kendi havasınıKunst en politiek bezetten een ambiguë lokatie: buiten de muren van het museum, maar in zijn kern.
Sanat ve politika müze duvarları dışında muğlak bir alanı işgal ediyor, ama müzenin merkezinde kendi havasınıאומנות ופוליטיקה תופסים אתר דו משמעי מחוץ לקירות המוזאון, אבל בתוך ליבת המוזאון,
Sanat ve politika müze duvarları dışında muğlak bir alanı işgal ediyor, ama müzenin merkezinde kendi havasınıالفن والسياسة تحتلان موقعا غامضا خارج جدران المتحف، ولكن داخل جوهر المتحف،
Sanat ve politika müze duvarları dışında muğlak bir alanı işgal ediyor, ama müzenin merkezinde kendi havasını博物館の壁の外の曖昧な空間を 満たしていますが しかし博物館の中央部分では その空気が
Sohbet havasında olmadığını söyle.Dis que tu n'es pas d'humeur à discuter.
Sohbet havasında olmadığını söyle.Mondd, hogy nem vagy csevegős hangulatodban.
Sohbet havasında olmadığını söyle.Πες τους ότι δεν είσαι στην διάθεση να κουτσομπολεύεις.
Sohbet havasında olmadığını söyle.اخبريهم انك لست في مزاج لدردشة
Sylvan Set bir kolye ucu ve küpelerden oluşan eski tarzda bir set havası verirle Sylvan Set est un ensemble de style classique constitué d'un pendentif et de boucles d'oreilles.
Sylvan Set bir kolye ucu ve küpelerden oluşan eski tarzda bir set havası verirSylvan Set menampilkan set bergaya kuno terdiri dari liontin dan giwang
Sylvan Set bir kolye ucu ve küpelerden oluşan eski tarzda bir set havası verirSylvan Set представляет собой классический гарнитур, состоящий из подвески и серёжек.
Sylvan Set bir kolye ucu ve küpelerden oluşan eski tarzda bir set havası verirيمثل Sylvan Set طاقم أنيق على شكل كرمة عنب فهو يتكون من قلادة وزوج من الأقراط
Tutuklanan beş aktivistin durumu bugün Kamboçya'nın haşin siyasi havasını yansıtmakta.Il caso dei cinque attivisti detenuti riflette l'attuale difficile clima politico nel paese.
Ve ona ne kadar uzun süre havasız nefes almadan kalabileceğimi sordum.A zeptal jsem se ho, jak dlouho je možné nedýchat, jak dlouho bych vydržel bez vzduchu?
Ve ona ne kadar uzun süre havasız nefes almadan kalabileceğimi sordum.¿Cuánto tiempo puede uno estar sin respirar, cuanto tiempo podría estar sin aire?
Ve ona ne kadar uzun süre havasız nefes almadan kalabileceğimi sordum.És megkérdeztem tőle, milyen hosszan lehetséges kibírni lélegzés nélkül, mennyi ideig lehetnék levegő nélkül?
Ve ona ne kadar uzun süre havasız nefes almadan kalabileceğimi sordum.Gli chiesi per quanto tempo fosse possibile rimanere senza respirare, quanto a lungo potessi stare senza aria.
Ve ona ne kadar uzun süre havasız nefes almadan kalabileceğimi sordum.Ik vroeg hem hoe lang het mogelijk is om zonder lucht te leven.
İlgili Sayfalar