havası ile cümle
havası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu örneği dünya ile aynı kütlede ama atmosferi olmayan,havasız bir gezegende yaptığımızı faredelim. -אני גם מניח שאני נמצא בכוכב לכת בעל אותה מסה כמו כדור הארץ, אך ללא אטמוספרה,
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Centralin nokinen ilma ei sovi minulle.
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Den beskidte luft i Central passer ikke til mig ...
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Den sotiga luften i Central passar inte mig...
Central'ın isli havası bana yaramıyor...El aire contaminado de Central no me sienta bien...
Central'ın isli havası bana yaramıyor...L'aria fuligginosa di Central City non fa per me.
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Não me dou bem com o ar com fuligem de Central...
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Tutejsze zadymione powietrze mi nie służy.
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Ο καπνισμένος αέρας του Σέντραλ δεν συμφωνεί μαζί μου...
Central'ın isli havası bana yaramıyor...Грязный воздух Централа не пошёл мне на пользу...
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.A szabadság vékonnyal szedve amolyan, ah, fellélegezhetek.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Até um "livre" leve nos dá a sensação de podermos respirar livremente. É uma sensação ótima.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Delikatne oddaje lekkość.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Free nhạt hơn một chút thì sẽ khiến chúng ta thấy như, ah, tôi được hít thở trong tự do.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Frei light ist etwa so: "Ah, ich kann frei atmen.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Incluso sin negrita parece como, ah, puedo respirar libre.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır. İyi hissettirir.Scritto in even light sembra 'ah, posso respirare liberamente'.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.자유란 가벼운 자유라도, 이렇게 느껴지기도 합니다. 아, 나는 자유속에서 숨쉴 수 있어.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır."Liber" cu caractere light e un fel de: Ah, pot respira liber.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Même en maigre, libre donne l'impression de, "Ah, je peux respirer librement."
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Vrij light voelt als: "Ah, ik kan het inademen."
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır."Вільний", написаний звичайним шрифтом, здається, наче, ах, я можу вільно дихати.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Или ЖИВУ легко.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.Свободен дори с тънък шрифт, звучи като "О, аз мога да дишам свободно."
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.חופשי אפילו לייט מרגיש סוג של, הו, אני יכול לנשום את החופש.
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.حر بالخط الرفيع تجعلك تقول: آه يمكنني التنفس بحرية
Daha ince yazılmış bir free tıpkı özgürce nefes alabilirim havası uyandırır.とてもすがすがしい 文字を離すと
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.V Dillí každý den, a možná jednou týdně v čistších městech.
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.אנו צריכים לנגב את עליו בדלהי - כל יום, ואולי פעם בשבוע בערים בהן האוויר נקי יותר.
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.델리에서는 날마다 잎사귀를 닦아주어야 했구요, 그리고 아마 공기가 좀 깨끗한 도시에선 일주일에 한번 정도입니다.
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.le kell törölni a leveleket minden nap Delhiben, és talán hetente egyszer a tisztább levegőjű városokban.
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.listy čistiť, no v mestách s čistejším vzduchom stači raz týždenne.
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.نحتاج إلى مسح الأوراق كل يوم في دلهي، وربما مرة كل أسبوع في مدن أنظف هواءا
Delhi'de yaprakları günlük temizlememiz gerekiyor, ve belki havası temiz olan şehirlerde haftada bir.拭かないといけませんが 空気がきれいな地域であれば週1回で大丈夫です ビンロウジュはベミというやせた肥料か
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim acreditava que tudo aquilo que nos une assume uma dimensão sagrada..
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim azt hitte, hogy bármi, ami egyesít bennünket, a szentséggel felruházva jelenik meg.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim credea că orice ne uneşte capătă un aer de sacralitate.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim credeva che tutto ciò che ci unisce assume un aspetto di sacralità.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim creía que cualquier cosa que nos uniera tomaba un aire de sacralidad.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim croyait que tout ce qui nous unit prend une dimension sacrée.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim gelooft dat alles wat ons samenbrengt iets heiligs krijgt.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim glaubte, dass alles, was uns vereint, einen Anschein von Heiligkeit annimmt.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim tin rằng bất kỳ thứ gì hợp nhất chúng ta đều có giá trị thiêng liêng.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim uważał, że wszystko co nas jednoczy, leży w sferze sacrum.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Durkheim věřil, že vše, co nás spojuje, přejímá posvátnou kvalitu.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.더크하임은 사람들을 뭉치게 하는 것이 신성함의 공기로 안내한다고 생각했습니다.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Ο Ντιρκέμ πίστευε ότι οτιδήποτε μας ενώνει παίρνει μια πνοή ιερότητας.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.Дюркем вярвал, че всичко, което ни обединява, се нуждае от малко святост.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.По мнению Дюркгейма, всё, что нас объединяет, связано с духовностью.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.דורקהיים האמין שכל דבר שמאחד בינינו יש בו מן הקדושה.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.وكان يعتقد دوركهايم بأن كل ما يوحّدُنا هو نفحةٌ من النفحات المقدّسة.
Durkheim bizi birleştiren her ne ise kutsallık havasında yükseldiğine inanıyordu.神聖さを帯びると信じています。 人々が聖なる物や価値観を
Eğleniyordur, havasındadır.Baví ho to, je do toho zažraný, je ve svém živlu.
Eğleniyordur, havasındadır.Dia bersenang-senang, dia mengikuti alur, mengikuti alirannya.
Eğleniyordur, havasındadır.Diverte-se, está na onda, flui.
Eğleniyordur, havasındadır.Dobrze się bawi, wpada w rytm, odnosi sukcesy.
Eğleniyordur, havasındadır.El se distrează, el este în mare formă, el este în flux.
Eğleniyordur, havasındadır.Er findet es lustig, er fühlt sich fantastisch, er macht alles perfekt.
Eğleniyordur, havasındadır.Hij heeft plezier, hij is in de groove, hij is in de flow.
Eğleniyordur, havasındadır.Il s'amuse, il est dans le truc, il est dans le flux.
İlgili Sayfalar