Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.The weather service has issued a severe weather warning.
Meteoroloji bürosu bir sert hava uyarısı yayınladı.The Met Office has issued a severe weather warning.
Hava gerçekten çok soğuktu.It was really cold.
Hava oldukça soğuktu.It was quite cold.
Sıcak günlerden sonra, hava soğudu.After days of warm weather, it became cold.
Dışarıda bahçede hava sisli.It's drizzling out in the garden.
Tom genellikle sabahları evden ayrılmadan önce hava raporunu izler.Tom usually watches the weather report in the morning before leaving home.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten kaçınmaya çalışır.Tom tries to avoid traveling by air.
Tom ellerini havaya doğru fırlattı ve vazgeçtiğini söyledi.Tom threw his hands up into the air and said that he gave up.
Tom bu sıcak havadan usandığını söylüyor.Tom says that he's fed up with this hot weather.
Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't imagine going out in this weather.
Tom lastiğe hava bastı.Tom pumped up the tire.
Tom kötü havaya rağmen gitmeyi planlıyor.Tom plans to go in spite of the bad weather.
Tom biraz taze hava almak için pencereyi açtı.Tom opened the window to get some fresh air.
Tom hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.Tom made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom açık havayı çok seviyor.Tom loves being outdoors.
Tom hava hakkında zerre kadar endişeli değil.Tom isn't the least bit worried about the weather.
Tom yarın havanın iyi olacağını umuyor.Tom hopes that it'll be fine tomorrow.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like traveling by air.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmayı sevmiyor.Tom doesn't like to go out after dark.
Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.Tom doesn't have much interest in outdoor sports.
Hava çok soğuk olduğu için Tom yüzmedi.Tom didn't swim because it was too cold.
Tom hava durumu hakkında şikâyette bulundu.Tom complained about the weather.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom hava karardıktan sonra eve geldi.Tom came back home after dark.
Tom köprüyü havaya uçurdu.Tom blew up the bridge.
Tom kazara kendini havaya uçurdu.Tom blew himself up accidentally.
Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing.
Tom Mary'ye bu tür havalarda dışarıya çıkmaması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she shouldn't go out in this kind of weather.
Tom havaalanında Mary'nin bir arkadaşı ile karşılaştı.Tom met a friend of Mary's at the airport.
Tom havaalanından Mary'yi aradı.Tom called Mary up from the airport.
Tom havaalanında Mary'yi almamı rica etti.Tom asked me to pick Mary up at the airport.
Tom Mary'ye o uzaktayken havanın nasıl olduğunu sordu.Tom asked Mary what the weather had been like while he was away.
Tom Marry'e, o uzaktayken havanın nasıl olduğunu sordu.Tom asked Mary what the weather had been like while he was away.
Tom ve Mary hava saldırısı sığınağına koştu.Tom and Mary ran into the air-raid shelter.
Tom, Mary'nin John'u arabayla havaalanına götürmesini rica etti.Tom asked Mary to drive John to the airport.
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Gazeteci çocuk hava nasıl olursa olsun gazeteleri dağıtır.The newspaper boy delivers newspapers no matter what the weather is like.
Hava dışında, harika bir piknikti.Except for the weather, it was a great picnic.
Kötü havada, kolayca soğuk algınlığına yakalanılabilir.In bad weather, one can easily catch a cold.
Tom temiz hava almak için dışarı çıktı.Tom went out for a breath of fresh air.
Hava bulutlu, yağmur yağacak.The sky is cloudy and it will rain.
Havaideki plajlar büyük dalgalarıyla ünlüdür.Beaches in Hawaii are famous for their large waves.
Hava biraz soğursa umursamam.I don't mind if it gets a little cold.
Hava sıcak olsada umurumda değil.I don't mind if it's hot.
Hava sıcaksa umursamıyorum.I don't mind if the weather is hot.
Babamı karşılamak için havaalanına gittim.I went to the airport to meet with my father.
Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.For this bad weather I don't feel like going out.
Bu soğuk hava ne kadar sürecek?How long will this cold weather last?
Bu soğuk havanın ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long this cold weather will last.
Tom Mary'nin havaalanına kimi götürdüğünü merak etti.Tom wondered who Mary had driven to the airport.
Tom Mary'den onu havaalanına götürmesini istedi.Tom wanted Mary to drive him to the airport.
Tom Mary'nin odayı havalandırmasını istedi.Tom wanted Mary to air out the room.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom tüm öğleden sonrayı havaalanında inip kalkan uçakları izleyerek geçirdi.Tom spent all afternoon at the airport watching the airplanes land and take off.
Tom odayı havalandırmak için pencereleri açtı.Tom opened the windows to air out the room.
Tom içeriye temiz hava girdirmek için pencereyi birazcık açtı.Tom opened the window a crack to let in a bit of fresh air.
Tom emekli bir hava kuvvetleri binbaşı.Tom is a retired air force major.
Tom hava durumu ne olursa olsun gitmek niyetinde.Tom intends to go regardless of the weather.
Tom, Mary'yi şoförü ile havaalanına gönderdi.Tom had his chauffeur drive Mary to the airport.