Ana içeriğe geç
Sözlük

hatta ile cümle

hatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yüzden yılanlar haftalarca, hatta aylarca yemek yemeleri gerekmez.捕食した獲物は、長時間かけて消化するため、1週間から1ヶ月程度、何も食べずにいることもある。
Hatta Hugo gençliğinde Chateaubriand gibi olamayacaksa bir hiç olmaya karar verdi.あるいは、シェイクスピアなどこれまで生まれたこともなかったとしたら、どうなるのか。
Bunu düşünmek yorucu, hatta hayattan bezdiricidir.これが判れば大安心、立命である。
Hatta Kanada'ya bile gitmeyi düşündü.さらにカナダに亡命した。
Hatta arada sırada insanların hayatlarını kurtarmaya başlamıştır.数度にわたり仲間の危機を救う。
Yaşamı kolaylaştırır, hatta olanaklı kılar.容易に一を出し抜いたり、ノセたりもしている。
Hatta birkaç gün rahat uyusun diye.何日もつづく眠りに落ちた。
Hatta filmde Çehov'dan birkaç alıntı vardır.チェサピークには幾つかのテレビ放送局もある。
Hatta İdil, çocukları olduğu yalanını bile uydurur.虚言癖もあり、主に自らの出生についての嘘をつく。
Hatta, büyük kuşlarda da (deve kuşu, toy, marabu, akbaba) görülür.不定の鳥類とみられる化石も発見されている。
Hatta Tanrı'ya kadar gittiği söylenir.それどころか神のことすら忘れている。
Kepek düzenli olarak ..... hatta her gün ". ^ Sayfası当然、日々勃起しているボク…。
Gerçek balina liman yunusunun hatta hiç sırt yüzgeci yoktur.有名な『万川集海』にも手裏剣の記述は無い。
Bugün bunların çoğunun nereden ve niçin geldiğini, hatta soyağaçlarını biliyoruz.それでも、キャラクターが何者か、どこから来たのか、どこに行こうとしているかについて、自分は多くを知っている。
"Plüto Buluşu: Zorlu Görev, Hatta 75 Yıl Sonra Bile".碑銘は「待五百年後、頑蘇八十七」。
Hatta dille o kadar oynamıştır ki İtalyanların çoğu onu anlamaz.当時のマスコミの関心は薄く、ほとんどのイタリア人は大会結果を知らなかったとされる。
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.ネタは漫才、コントとも演じている。
Hatta bu teklifleri görüşmek, tartışmak için bir toplantı yapılmış bile değildir.しかし、会議の招集それ自体に議論がないわけではない。
Hatta 14 istasyon bulunmaktadır.この形式は14駅ある。
Hatta nikah sonrası, sünnet sonrası şerbet ikram etme geleneğimizi sürdüren yörelerimiz de vardır.また伝統的に、結婚式の後で新郎をいじめる風習もある。
Hatta Newton mekaniğinin kapsamında, modern görüş mutlak uzayın gereksiz olduğu yönündedir.ニュートン力学の枠内で考える場合でも、現代的な観点では絶対空間は必ずしも必要ではない。
Hatta tarih olarak bile anlaşamazlar.歴代に数えないこともある。
Hatta bazen geviş getirirler.時々、キノコを出す。
Hatta adres etiketleri bile yazdırabilir.会社登記に住所を使う事もできるところもある。
Hatta Noah'ın ortağıdır.パートナーのナオは彼女でもある。
İlk etapta hattan yıllık 1 milyon yolcu ve 6.5 milyon ton yük taşınması hedeflenmektedir.年間輸送能力は、当初が貨物650万トン、旅客100万人。
Hatta o kadar ki seriyi üç kitaptan dört kitaba çıkarmak zorunda kaldım.本系列はこれにより3両編成3本が廃車された。
Hatta ilk filmin bir bölümü de anime şeklindedir.映画の冒頭部分はアニメーションになっている。
Hattaki 3 dB'lik kayıp yaklaşık olarak gücün yarılanması anlamına gelir.3dBの損失はパワーで約半分の損失に相当する。
Hatta eniştesinin sempatisini kazanmak için kendini bile zehirledi.病を患いながらも姉の仇討ちに心血を注ぐ。
Bu gelişmeler son yıllardaki büyük ekonomik kriz nedeniyle çok yavaşlamış; hatta durmuştur.この影響力が衰え始め、晩年には急激に落ち込んでしまった。
Günümüzde nesli çok büyük tehlike altındadır hatta tükenmiştir.現在もその頭数は非常に少なく、絶滅してしまう危険性も非常に高い。
Turistler ve hatta Sarov’da yaşamayan Rus vatandaşları bile şehre izinsiz giriş yapamazlar.フェンスの中には外国人だけでなく、サロフ市民以外のロシア国民も入域許可なくしては入ることができない。
Hatta bir süreliğine aynı evde kaldılar.家をしばらくあけていた。
Babası futbol oynamasını da başlangıçta hiç istememiş hatta Futbola karşı bir insandı.父と兄の影響でサッカーを始め、幼い時にはサッカー以外のスポーツはしなかった。
Hatta o kadar yakındırlar ki öğrenciler bile ona ilk ismiyle seslenir.劇中では生徒からもファーストネームで呼ばれる。
Hatta " her zaman çiğdem çıkmaz, bazen de küsküç kırılır " biçimde atasözü de vardır.こおり鬼と同様、唸ることしかできないときや片言もしくは普通に話すときもある。
Hattâ İsmâ‘il Safevî Şiraz’ı feth ettiğinde kendisini ziyâret ederek himmet dualarını almıştı.次いで範頼に問うと、範頼は覚悟の旨を述べた。
Hatta bir asma köprüye bile manzaram var."やや上流には三途橋という橋がある。
Hatta bazıları o kadar belirsizdir ki zaman zaman olup olmadığı tartışma yaratır.しかし、この見解について疑問を抱く者も少なからず存在し、時折議論の対象となっている。
Hatta olmasını tercih ederim, daha iyi performans göstermek için odaklandım."もう一つは、さらに立派な業績を残すよう奨励したいということ」と述べた。
Kartacalılar bir süre durumlarını korudular ve hatta bir Roma lejyonunu püskürtmeyi de başardılar.カルタゴ軍はしばらくの間この攻撃に耐え、また片方のローマ軍団を押し返した。
Beşincilik, altıncılık, dokuzunculuk (2 kere) ve hatta en kötü derece olan onbirincilik (2 kere) alındı.勲五等双光旭日章(生前)、勲四等旭日小綬章(追贈)、黄綬褒章など、表彰多数。
O hastalıklı bir çocuktu ve hatta bir yıl süren bir yatak istirahati almak zorunda kaldı.子供の頃は病弱で、寝たきりで1年間過ごしたこともあるという。
Hatta cennetten yerler satıyorlardı.跡地は同潤会に売却された。
Hatta onunla “Naciye Naciye sidikli Naciye” diye alay etmektedir.そのため、「市民にとってはいい国」とも称される。
Hatta Halife Mütevekkil (Abbasi) onu özel hatibi olarak seçmiştir.その首脳者として愛久澤直哉が選ばれた。
Çok güçlü bir büyü onu kullananı bayıltabilir, hatta öldürebilir.高位の呪術師が使えば相手をそのまま呪い殺すことも可能。
Hatta bu amaçla küçük bir ordu oluştururlar.このためわずかなスペースでも設置することができる。
Hatta bir ara Josef Stalin Moskova tren istasyonunda kendisini kucaklamıştı.しばらくして、長兄ステファンは、モスクワの修道院に移った。
Metro ağı, üç hattan oluşur.その路線網は次の3つから構成される。
Hatta bu durumu John Stewart Bell, 1964 yılında Bell Eşitsizliği adı altında formülize etti.1964 – ジョン・スチュワート・ベルがベルの不等式を発表。
(Hatta bu versiyonda özgün film TV'de oynarken gözülmektedir.)(しかし、これはテレビ上の演出と思われる。
Hatta altın çakal yayılımını genişletmeye devam etmektedir.同時に、黄道同盟の党勢拡大も進める。
"Hattat Etem Çalışkan ile sohbet".』と語尾をつけてしゃべる。
Hatta ud çalmayı kendi başına öğrendi.一人でぶらぶら探索すること。
Hatta, bu hareketi yasamina mal olmus olabilir. ...そうすることで、このペテンはうまくいっているのかもしれない。
Hatta evlenirlerse haydutluğu bırakacağına bile söz vermiştir.そのため、浮気されたら離婚することに決めているとも語った。
Hatta bir dönem ondan fazla sakat oyuncumuz oldu.現役時代から、かなりの遊び人だった。
Ve Binlerce Hatta Milyonlarcadırlar.その数、実に数万。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod