Bu yöntem hastaların yüzde 40’ında fayda sağlamıştır.A kezelés az esetek 50%-ban hatásos.
Gebe hastalara uygulanmasından önce riskler ve potansiyel yararlar değerlendirilmelidir.Terhesség esetén mérlegelni kell a szedés előnyeit és veszélyeit.
Hastalar uzun süre tamamen asemptomatik kalabilir.A fogságban tartott teljes populáció valószínűleg még hosszú ideig genetikailag fragmentált marad.
Hastalar bir sesi gerçekten duyduklarını fakat onları anlamlandıramadıklarını ifade etmişlerdir.Abban a hiszemben voltak, hogy az eszméletlennek látszó nagybeteg nem hallja, nem érti már szavukat.
Aynı zamanda şizofreni hastalarına önerilir.Ajánlott tehát rhinitisszel küzdő betegeknek is.
Hastaneye yatışı gereken tüberküloz hastalarını hastaneye sevk etmek.A kórházban kezelt mumpszos betegeket elkülönítik.
Genelde hastalara kemoterapi ve radyoterapi veya her ikisi aynı anda uygulanır.A kezelésben általában kemoterápiát és műtéti eljárást, valamint esetenként sugárkezelést alkalmaznak.
Dikkat edilmesi gereken nokta hiçbir yakınması olmayan hastalarda da hipofizde tümör görülebilmesidir.Például a betegeknek az elhanyagolt térfélen történő eseményekre való visszaemlékezés sem könnyű.
Bazı durumlarda solunum desteği alan hastaların konuşabildiği görülmüştür.Egyes betegeknél autoimmun folyamat hatására alakul ki.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Yli puolella potilaista on munuaisvaurioita, kuten loppuvaiheen munuaissairaus (ESRD).
Hastaların çoğu çocuktur.Suurin osa potilaista on miespuolisia.
Eğer erken tedavi olursa, hastaların %80'inde sekiz hafta süre ileantibiyotik kullanımı etkilidir.Jos ihmisiä hoidetaan ajoissa, kahdeksan viikon antibioottihoito tehoaa 80 %:ssa tapauksista.
(Hastaların alışılmadık dış görünümüne bu da neden olmaktadır.)(Tämä voi tuntua erittäin epämukavalta potilasta kohtaan!)
Bir hafta içerisinde hastaların %90'ı ölür.100 % potilaista kuolee viikon kuluessa.
Orak hücre hastalarındaki hemoglobin şekli sağlıklı kişilere göre farklıdır.Sikiöiden hemoglobiinin rakenne on erilainen kuin aikuisilla.
Ancak hastalar çoğunlukla genç erişkinlerdir.Sairastuneet ovat useimmiten pienikokoisia.
Bu hastalar ilk onaylanmış AIDS vak'aları olarak tarihe geçtiler.Kyseessä olivat ensimmäiset tunnistetut AIDS-potilaat.
Hastalar iyice zayıfladıklarından sık sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanırlar.Potilaat esimerkiksi kärsivät usein vakavista infektioista ja laihtuvat.
Uyku apne sendromu olan hastaların trafik kazası yapma riski normalden 8 kat fazladır.Tupakoitsijoiden sairastumisvaara on kahdeksankertainen.
Özellikle de, hastalarının kültürel artyöresine bağlı toplumsal sağaltıma başladı.Erityisesti hän käytti apuna sosioterapiaa, joka kytkettiin hänen potilaittensa kulttuuritaustaan.
Bu tür cihazlar hastalar uzun süreli konuşamadıklarında, bazı sesleri çıkaramadıklarında yardımcı olmaktadır.Tällöin ystävät voivat auttaa sinua ilman pidempiä viestejä.
Hastaların yaklaşık üçte ikisinde bulunur.Potilaista kaksi kolmasosaa on miehiä.
Bu temel ilkeler, tüm hastalar için geçerlidir.LDN-hoito soveltuu lähes kaikille potilaille.
Uyku apnesi tespit edilen hastalarda vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.Epäillyissä yliannostustapauksissa tulisi hakeutua lääkärin hoitoon välittömästi.
Hastaların yarısı 2 yaş civarında tam olarak düzelir.Noin puolet potilaista paranee itsestään.
Hastaların %90’ı doğurganlık yaşındaki kadınlardır.Kymmenvuotiaista 95 % on yökuivia.
Parkinson hastalarında da halüsinasyon görme vakaları mevcuttur.Ilmiötä on tutkittu esimerkiksi Parkinson-potilailla.
Şeker hastalarına faydalıdır.Opas potilasohjeiden tekijöille.
Ayrıca bazı hastalara radyoterapi de uygulanır.Levinneissä tapauksissa tarvitaan myös sädehoitoa.
Hastaların çoğunda tüm bu semptomlar hızla ilerlemektedir.Suurimmalla osalla nämä oireet häviävät itsekseen.
Sosyal stigmata, şizofreni hastalarının tedavisinde en büyük engel olarak tanımlanmıştır.Το κοινωνικό στίγμα θεωρείται το μεγαλύτερο εμπόδιο στην ανάρρωση των ασθενών με σχιζοφρένεια.
Doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede hastaların emzirmeye başlaması önerilmektedir.Ο θηλασμός συνιστάται το συντομότερο δυνατόν μετά τη γέννηση.
Hastaların yaklaşık %50’si herhangi bir tedavi almaksızın birkaç gün veya hafta içerisinde iyileşir.Περίπου 50% των ασθενών θα αναρρώσουν χωρίς θεραπεία μέσα σε λίγες μέρες ή εβδομάδες.
Hipertansif hastaların başlangıç değerlendirmesinde, tam öykü ve fiziksel muayene içerir.Η αρχική εκτίμηση των υπερτασικών ασθενών περιλαμβάνει ένα πλήρες ιστορικό και σωματική εξέταση.
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Οι ασθενείς δεν εμφανίζουν πάντα όλα τα συμπτώματα.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.Στο Αφγανιστάν, οι άνθρωποι με εγκαύματα μεγαλύτερα του 60% της TBSA σπάνια επιβιώνουν.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.Ωστόσο, το 60% των ατόμων προσβάλλονται για δεύτερη φορά μέσα σε ένα έτος.
Ölü bir fareyi diriltir, ölümcül hastaları iyileştirir.Ανεγείρει νεκρούς και θεραπεύει ασθενείς δια μίας λέξεως.
Astım hastalarının genelde kaşınma veya mide ya da barsak semptomları yoktur.Οι άνθρωποι με άσθμα συνήθως δεν παρουσιάζουν κνησμό, στομαχικά ή εντερικά συμπτώματα.
Hastaları Ürdün’e çeken faktör ise tedavi ücretlerinin Avrupa ülkelerindekinden daha düşük olmasıdır.Η αμοιβή των ιατρών είναι από τη χαμηλότερη στις χώρες του ΟΟΣΑ.
Hastaların çoğunluğu tam iyileşir.Με την κατάλληλη θεραπεία, οι περισσότεροι ασθενείς θα έχουν πλήρη ανάκαμψη.
Her çeşit yan etki bütün hastalarda görülmeyeceği gibi, bazı yan etkileri hasta kendisi fark edemeyebilir.Σε ειδικές παθήσεις, ο ασθενής μπορεί να μη νιώθει καθόλου την αηδία.
Uzun süre tedavi edilen hastalar (özellikle bir yıldan fazla) düzenli kontrol altında tutulmalıdır.Η νόσος μπορεί να σταθεροποιηθεί σε κάποιους ασθενείς για μεγάλα χρονικά διαστήματα (μακροχρόνια ύφεση).
Hastaların omrunde erken teshis olduğu takdirde tedavi suresi kısalmaktadır.Οι ασθενείς που λαμβάνουν την ενδεδειγμένη θεραπεία αναρρώνουν γρήγορα.
Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.Ενώ πολλά θύματα έχουν διαταραχές μετατραυματικού στρες.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Man vurderer, at 20% af diabetikerne i USA, ikke er klar over, at de har sygdommen.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.I begyndelsen kom der kun få patienter, men hendes praksis voksede sig gradvist større.
Hastaların yaklaşık %50’si herhangi bir tedavi almaksızın birkaç gün veya hafta içerisinde iyileşir.50% af patienterne kommer sig uden behandling på få dage eller uger.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Læger kan også opfordre patienter til at bede deres partnere om at søge behandling.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Over halvdelen af patienterne får nyreskader, herunder slutstadium af nyresygdom (ESRD).
Şeker hastalarına faydalıdır.Patienter med sukkersyge.
Çatışmalar, ameliyat bekleyen hastaların sayısında ciddi bir birikme yaratmıştı.Kampene skabte en venteliste af patienter, der havde behov for kirurgi.
Bu tedavinin özelliği, hastaların yaşam süresini arttıracak olması ve uzun dönem çalışma gerektirmesiydi.Denne terapi forlænger patienternes liv og er en langtidsbehandling.
Bir hafta içerisinde hastaların %90'ı ölür.95% af børnene dør inden et år.
Antibiyotiklerin görülmesinden önce hastaneye yatırılan hastalardaki ölüm oranı genellikle %30'dur.Før fremkomsten af antibiotika lå dødeligheden typisk på 30% for de patienter, der var indlagt på hospital.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.Vi mødes på hospitalet, på kommunen.
PMS hastaları ve hasta olmayanlar arasında gıda türlerinin tercihinde bir fark bulunamamıştır.Der er ikke blevet fundet nogen forskel i fødevarepræferencer mellem kvinder med og uden PMS.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Hvis plejepersonalet immuniseres, mindskes risikoen for viral lungebetændelse blandt deres patienter.
Dikkat edilmesi gereken nokta hiçbir yakınması olmayan hastalarda da hipofizde tümör görülebilmesidir.I værste fald kan det give øjenskader på publikum som endnu ikke kan kureres.
Tuzlu peynir tüketimi hipertansiyon hastalarında risk oluşturabilir.Mistanken kan styrkes hvis patienten har rejst i risikoområder.