hastalanmış ile cümle
hastalanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Laura hastalanmış olabilir.Laura may have been sick.
O, hastalanmış olamaz.He can't have been ill.
O hastalanmış gibi görünüyordu.It seemed that he had been ill.
O hastalanmış olmalı.She must have been sick.
Tom hastalanmış olmalı.Tom must've been ill.
Hastalanmış olabilir.He may have been sick.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.In 1659, Pascal fell seriously ill.
Bunun üzerine virüsler de öldürülerek doku aktarılmış ve denek yine hastalanmıştır.Han Hao reprimanded them sternly and had them all executed.
Ve kızın kocası da, karısının tükenmişliğinden dolayı hastalanmıştı.And the daughter's husband, he also was sick from his wife's exhaustion.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Now a certain man was sick, Lazarus from Bethany, of the village of Mary and her sister, Martha.
Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.So We cast him, sick, on a barren shore,
Anne babası bir süre önce boşanmış, annesi hastalanmış vesanatoryumda yaşamaktadır.His parents divorced sometime earlier, while his mother became sick and now resides at a sanatorium.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Einmal erkrankte die Frau des Ritters.
Bir gün o güzel kız hastalanmış, yatağa düşmüş.Das Mädchen hatte Fieber, und so legte er sie zu Bett.
Kocası tarafından kovulmuş olmayı kendisine yedirememiş ve de üzülmüş, üzülmüş sonunda hastalanmıştır da.Wessen Ei eine Bruchstelle abbekommt, ist der Verlierer und gibt seines dem Kontrahenten.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.En 1659, Pascal tombe sérieusement malade.
Luke Skywalker’un yokluğunda, Yoda hastalanmıştı.En l'absence de Luke, Yoda était tombé très malade.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Or, un membre de la famille du seigneur était gravement malade.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.En otoño de 1654, Pascal sufrió un trastorno depresivo.
An itibarı ile hasta olan ya da önceden hastalanmış bireyler sosyal stigmaya maruz kalabilmektedir.Por ejemplo, los que cometen delitos graves o llegan a depender de la asistencia social pueden ser deportados.
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.Non aveva avuto malattie gravi, ma trascorreva la maggior parte del suo tempo a letto.
Burada hastalanmış ve Dominik manastırına götürülerek tedavi görmüştür.Вскоре он заболел, и его приютили в доминиканском монастыре.
Sökmen Bey bu seferde hastalanmış ve Ahlat'a dönerken yolda ölmüştür.Во время кампании Го Цзя заболел и на пути обратно в столицу умер.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.В 1957 году Джейн серьёзно заболела.
Burada hastalanmış ve Dominik manastırına götürülerek tedavi görmüştür.وقد أحضر الجنود الفرنسيون الذين أُصيبوا بالوباء إلى الدير لمعالجتهم.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Alguns dias depois, o príncipe-eleitor adoeceu.
Bölüm Jack'in hastalanmış olmasıyla ve Juliet'in onu uyandırmaya çalışmasıyla başlar.Jack tentou fugir surpreendendo Juliet enquanto ela lhe dava comida.
Zombilerden biri daha önce Karen'ı ısırmıştır ve küçük kız bu sebeple hastalanmıştır.O vírus é removido de Karate Kid, mas logo após ele morre e o vírus já contaminara o mundo.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Op een dag was een Chinese keizer ziek.
Hastalanmışsa, gitmeyelim.Als hij ziek is geworden, laten we dan niet gaan.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Pewnego dnia mistrz poczuł się chory.
Burada hastalanmış ve Dominik manastırına götürülerek tedavi görmüştür.Згодом він захворів, ним заопікувалися в домініканському монастирі.
Katerin hastalanmıştır ve dans eden ruhlar rüyası görür.Kateřina je nemocná a vidí tančící duchy.
Bir gün o güzel kız hastalanmış, yatağa düşmüş.Při tomto velkém vypětí brzy onemocněl a byl upoután na lůžko.
Ateş Mehmet Paşa 31 Aralık 1866'da hastalanmış ve birkaç gün sonra da vefat etmiştir.Josef Pfeiffer 31. ledna 1869 onemocněl a v několika dnech do své smrti byl upoután na lůžko.
Tam bu sırada Bizans imparatoru VI. Leon hastalanmıştır.Ministr byzantského císaře Leona VI.
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.Σε ηλικία 14 ετών, αρρώστησε σοβαρά και πέρασε ένα μεγάλο μέρος του χρόνου στο κρεβάτι.
Tam bu sırada Bizans imparatoru VI. Leon hastalanmıştır.Για το βυζαντινό αυτοκράτορα, δείτε: Λέων Ε΄.
Sökmen Bey bu seferde hastalanmış ve Ahlat'a dönerken yolda ölmüştür.Malangnya, Andronikos sendiri jatuh sakit dan meninggal di dalam perjalanan pulang.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.Năm 1659, Pascal lâm bệnh.
Şah Cihan 1657 yılında hastalanmış ve öldüğü bildirilmiştir.Shah Jahan ngã bệnh năm 1657.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.ある日、国王が病にかかる。
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.晩年、彼は病に伏し、その殆どの時間を病床で過ごした。
Ankara geldikten hemen sonra hastalanmış ve 10 Eylül 1920 günü vefat etmiştir.那木囊苏伦回国后不久突然患病,于1919年4月20日病逝。
Zombilerden biri daha önce Karen'ı ısırmıştır ve küçük kız bu sebeple hastalanmıştır.在稍早凱倫曾被怪物咬了一口,所以變的很不舒服。
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.ב-1659, פסקל נפל לחולי רציני.
Bir gün o güzel kız hastalanmış, yatağa düşmüş.Малко след убийството Разколников се разболява и ляга на легло.
Bir gün o güzel kız hastalanmış, yatağa düşmüş.Neskôr vážne ochorela a bola pripútaná na lôžko.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Nekdaj je bil kralj neke dežele na smrt bolan.
Ankara geldikten hemen sonra hastalanmış ve 10 Eylül 1920 günü vefat etmiştir.Gabenamas ten Ulmanis susirgo dizenterija ir 1942 m. rugsėjo 20-ąją mirė.
7.000'i aşkın çocuk ve yetişkin bu hastalıktan ötürü hastalanmıştı.Mais de 7,000 crianças e adultos pegaram a doença
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.A bol istý nemocný, Lazar z Betánie, z mestečka Márie a Marty, jej sestry.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.A był niektóry chory Łazarz z Betanii, z miasteczka Maryi i Marty, siostry jej.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Bil je pa eden bolan, po imenu Lazar, iz Betanije, iz trga Marije in Marte, njene sestre.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Byl pak nemocen člověk nějaký jménem Lazar z Betany, totiž z městečka Marie a Marty, sestry její.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Có một người đau , tên là La-xa-rơ , ở Bê-tha-ni , là làng của Ma-ri và chị người là Ma-thê .
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Có một người đau, tên là La-xa-rơ, ở Bê-tha-ni, là làng của Ma-ri và chị người là Ma-thê.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Era allora malato un certo Lazzaro di Betània, il villaggio di Maria e di Marta sua sorella
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Es lag aber einer krank mit Namen Lazarus, von Bethanien, in dem Flecken Marias und ihrer Schwester Martha.
Meryem ile kızkardeşi Martanın köyü olan Beytanyadan Lazar adında bir adam hastalanmıştı.Estaba entonces enfermo un hombre llamado Lázaro, de Betania, la aldea de María y de su hermana Marta