Ana içeriğe geç
Sözlük

hastalıklı ile cümle

hastalıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hastalıklı erkek kardeşime bakmaktan dolayı bir doktor olma arzum arttı.My desire to become a doctor grew out of looking after my sickly brother.
Tom hastalıklı bir çocuktu ve ana babası tarafından şımartılmıştı.Tom was a sickly child and was mollycoddled by his parents.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.The microorganism must be isolated from a diseased organism and grown in pure culture.
Oyunda bulunan hastalıklılar kendi içerisinde dört gruba ayrılır.The Infected characters within the game are divided into four categories.
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.Heavily infected leaves die prematurely.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.The main route of transmission is through direct contact between infected and uninfected animals.
Ancak tanrının hatırladığı ölüm zayıf, hastalıklı bir ölümdür.However, God remembers a skinny, sickly death.
Sonunda hastalıklı böbreklerinin biri çıkarıldı.At one point, his blindfold was taken off.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.Infected trees must be destroyed.
O sivrisinekler hastalıklı değildi.Those mosquitos are not infected.
Bu koşul belirli bir yere kadar bende vardı, kendi hastalıklı çocukluğumdan.I had that condition, to a certain extent, from my own childhood illness.
Akademik alana bu şekilde saldırmanın son derece hastalıklı olduğunu düşünüyorum.I think it's sick to attack the academic world like this.
Bu hastalıklı genlerden onlarda da var, ve bu genler yaşamayı herşeyden daha fazla istiyor.They've got that gene infected in them as well, and they want that to live, more than anything else.
Dediler ki bunlar hastalıklı eğriler ve bunları tartışmak zorunda değiliz.They said these are pathological curves, and we don't have to discuss them.
Biyolojik eklem replasmanı, hastalıklı dokuların yenileriyle değiştirilmesini içerir.Biological joint replacement involves replacing the diseased tissues with new ones.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Mangelnde oder übermäßige Kompensation können auf das Vorliegen einer weiteren Erkrankung hindeuten.
Tom hastalıklı bir çocuktu ve ana babası tarafından şımartılmıştı.Tom era un bambino malaticcio ed è stato viziato dai genitori.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.In ogni caso, bisogna distruggere le piante colpite.
Figürler kırılgan, çoğu zaman hastalıklı, çoğu zaman fakir ve hüzünlüdürler.C'è chi la descrive come impaziente, spesso infelice e qualche volta una stronza.
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.Сильно инфицированные растения преждевременно сбрасывают листья.
2. rivayete göre de; cilt hastalıklı bir yabancı köye gelir.Третья модель отличалась от второй наличием несопряжённого селенового экспонометра.
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.من المهم تغذية المصابين بحروق شديدة في وقت مبكر.
Charles çok zayıf ve hastalıklı bir çocukluk geçirmişti.Pedro teve uma infância solitária e infeliz.
Ancak Sam, hastalıklılar tarafından ısırılmış ve bunu yanındakilerden saklamıştır.Jesus então expulsou-os com uma palavra e curou todos os doentes.
O hastalıklı bir çocuktu ve hatta bir yıl süren bir yatak istirahati almak zorunda kaldı.Hij was een ziekelijk kind en moest zelfs een jaar lang het bed houden.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Kwijlen of een erg ziek uiterlijk duiden op ander medische aandoeningen.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Erik was een ziekelijk kind.
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.Chore rośliny przedwcześnie zamierają.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Ślinienie się lub typowy wygląd ciężko chorego pacjenta mogą wskazywać na inną chorobę.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Ada var från tidig ålder ett sjukligt barn.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.Det andra viktiga sättet att bli smittad är att äta otillräckligt upphettat kött som är smittat.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Мікроорганізм можна виділити від хворого (або тварини) та виростити в чистій культурі.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.Хворі рослини знищують.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.Se vzorky tělesných tekutin a tkání nakažených osob by se mělo zacházet se zvláštní opatrností.
Ancak yaşlı, yaralı, hastalıklı ve zayıf ağaçlara saldırırlar.Nejdříve se odstraní staré, slabé, nemocné, poraněné, nevyzrálé a přebytečné výhony.
Sonunda hastalıklı böbreklerinin biri çıkarıldı.Nakonec byly přijaty pluhové radlice.
Charles çok zayıf ve hastalıklı bir çocukluk geçirmişti.Pedro a avut o copilărie solitară și nefericită.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.A nyáladzás vagy a beteges külső megjelenés jellemzően más egészségi állapotokra utal.
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.Súlyos betegsége korán visszavonulásra kényszerítette.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Mikroorganismen må nødvendigvis isoleres fra den syge organisme og dyrkes i en renkultur.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Savlen eller en meget syg fremtoning indikerer andre medicinske tilstande.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Noel havde en ulykkelig barndom.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.Behandling av akutte tilfeller og angrepne lam bør avlives.
Sonunda hastalıklı böbreklerinin biri çıkarıldı.Akhirnya dia tewas terkena Aji Kidung Pamungkas.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Organisme harus diisolasi dari hewan sakit dan dibiakkan dalam kultur murni.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.Sự lây lan của bệnh chủ yếu thông qua tiếp xúc trực tiếp giữa lợn bệnh và lợn khỏe mạnh.
O hastalıklı bir çocuktu ve hatta bir yıl süren bir yatak istirahati almak zorunda kaldı.子供の頃は病弱で、寝たきりで1年間過ごしたこともあるという。
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.传播的主要途径是通过被感染和没被感染的豬隻之间的直接接触。
Mektup ile saat hastalıklı odaya ve Başçavuş'un ruhuna ilaç gibi gelmiştir.석방 직후 전주로 내려가 완산 병원의 의사인 신일용과 잠깐 교제하였다.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.חובה לבודד את המיקרואורגניזם מתוך אורגניזם חולה ולגדלו בתרבית טהורה.
Ancak Sam, hastalıklılar tarafından ısırılmış ve bunu yanındakilerden saklamıştır.מרי שמה לב לכך אבל מסתירה זאת מהשומרים.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.Заразените партиди се унищожават.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.С пробите от телесни течности и тъкани на заразени трябва да се борави със специално внимание.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Mikroorganizam se mora izolirati iz oboljela organizma i uzgojiti u čistoj kulturi.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.Najúčinnejšia forma prevencie je vyhýbanie sa kontaktu s infikovanými zvieratami a ľuďmi.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Slinjenje ali zelo bolan videz sta znak kakšne druge bolezni.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.Z vzorci telesnih tekočin in tkiv obolelih oseb je treba ravnati izredno previdno.
Tüm hastalıklılar öldürülse de iki arkadaş da ısırılmıştır.Kmalu po razmnoževanju oba spolna partnerja pogineta.
Hastalıklı bitkiler, yumrular imha edilir.Nakatunud taimed soovitatakse hävitada.
Sonunda hastalıklı böbreklerinin biri çıkarıldı.Lõpuks valiti Yrjö Ruutu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod