Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er vigtigt for libyske familier.
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.Dyrene kan være lette og elegante, men de kan også være tunge og okselignede.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.Vi søger at være lykkelige ved at gentage det behagelige og undgå det ubehagelige.
Hassasiyetleri 3000 dpi ve üzerine çıkabilir.Nedbøren når på henholdsvis over 4000 mm og o.
Metin tüm bu ödemelerin Augustus'un kendi parasından ödendiği konusu üzerinde hassasiyetle durur.Teksten er omsorgsfull med å peke ut at alt dette ble betalt fra Augustus' egne midler.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Disse ble over tid flere, slik at de kunne dekke det meste av turbanens fremre del.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Han er naiv og svermerisk som et barn.
Doktorluk yıllarının en başından itibaren Sosyal Hizmetler konusunda hep hassas oldu.Institutt for samfunnsforskning har siden starten vært tverrfaglig orientert.
Bu insanınkinden 2100 kat daha hassas demektir.Av disse er 210Po den mest vanlige.
Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er viktig for libyske familier.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Lesi mungkin nyeri atau perih (30%), dan bisa terjadi di luar kelamin (2–7%).
Bu hipotezi teyit etmek için radyal hızın daha hassas ölçümleri gereklidir.Pengukuran kecepatan radial yang lebih akurat dibutuhkan untuk memastikan hipotesis ini.
Queen grubundan esinlenilerek yazılan "Brown Eyes" ise Gaga'ya göre albümün en hassas şarkısıdır."Brown Eyes" terinspirasi oleh grup Queen dan, menurut Gaga, adalah lagu yang paling "rentan" pada album ini.
Filler düşük frekanslarda duyabilirler ve en hassas oldukları aralık 1 kHz civarındadır.Telinga gajah juga mampu mendengarkan frekuensi yang rendah dan paling sensitif pada frekuensi 1 kHz.
Reddedilmeye aşırı hassasiyet.Andika menolak.
El-Battani ayrıca, Dünya eksenel deviniminin ölçüm hassasiyetini geliştirdi.Al-Battani juga memperbaiki ketepatan pengukuran presesi sumbu bumi.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Hal ini membuatnya sangat dikenal luas di lingkungan masyarakatnya.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Seiring waktu, kubah diperluas menjadi sama luas dengan tempat ibadah di bawahnya.
Almanya'daki sigara karşıtı bu hassaslık 20. yüzyılın başlangıcında ortaya çıktı.Sentimen antitembakau sudah ada di Jerman pada awal abad 20.
Orihime arkadaş canlısı, hassas ve iyi kalplidir.Orihime sifatnya bersahabat, sensitif, dan baik.
Bu canlılar sıcaklığa ve neme karşı oldukça hassastır.Burung ini rentan terhadap panas dan perjalanan jauh.
Bu hassasiyet saf formun rahatsız edilmesi rüyasıdır.Kelurahan ini merupakan hasil pemekaran dari Kelurahan Ciganjur.
Edward boyu konusunda çok hassastır.Anaknya sangat mengagumi Edward.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Nó được đổi từ tên Saxe-Coburg-Gotha do thái độ chống Đức thời chiến tranh.
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.Pha phân tích yêu cầu có thể là một quá trình dài và khó khăn, cần đến nhiều kĩ năng tâm lý khéo léo.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Mũi chúng rất nhạy, và có thể ngửi thấy mùi thức ăn (chủ yếu là trái và hạt) cách xa 2 km.
Chopin'in narin bir yapısı vardı, hatta çocuklukta çeşitli hastalıklara karşı çok hassastı.Chopin có vóc người mảnh khảnh, và ngay cả trong thời thơ ấu ông dễ bị ốm.
3 hassas noktaları vardır.Có 3 vùng rõ rệt.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Điều này có thể là do tăng cường độ nhạy cảm với lối sống phương Tây ở một số nhóm sắc tộc.
Soğuklara karşı hassastır.Họ than phiền về cái lạnh.
D1 ve D2 hatları uyarılmış hallerinin bilinen hassas yapılarını temsil eder.D1 và D2 là những hằng số tùy ý xác định bởi điều kiện biên.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.古くは久々目路(くくめぢ)、苦集滅道(くずめぢ)とも称した。
Kuşlar bu toksik bileşiğe özellikle hassas durumdadır.ことに鳥類はこの有毒な化合物に敏感なようである。
Eğer Lie cebiri sonsuz-boyutlu,ise sorun daha hassastır.リー代数が無限次元であれば、問題はより微妙なものとなる。
Sağ üstteki zehirli zakkum ise uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıyı simgeliyor.上右のキョウチクトウの枝は、眠りと死の間のこわれやすい環を象徴している。
Hareketlerin çok hassas olması gerekir.行動は非常に地味である。
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.要求分析は時間のかかる忍耐を要するものとなる場合もあり、微妙な心理学的スキルを要することもある。
Alet 8 saatlik sürede Yengeç bulutsusu kaynağının 0.001 i (=1 mCrab) kadar hassasiyete ulaştı.その機器は、8時間の露光でカニ星雲源(=1"mCrab」)の0.001の感度を達成した。
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.動物が苦手だが、好かれやすい体質。
Soğuklara karşı hassastır.ハヤテに対しては冷たい。
Sensör, inç çözünürlükte 500 piksel hassasiyeti ile 170 μm'lik (Mikrometre) bir kalınlığa sahiptir.センサーの厚みは170μmで、解像度は500ピクセル/インチである。
Apple Kalem, basınç hassasiyeti ve açı algılama özelliğine sahiptir.Apple Pencilは圧力感知と角度検出機能を備える。
Daha hassas deneylerin çalışmaları hala yürütülmektedir.その後も検証実験は精度を増しながら続けられている。
Aynı zamanda kendinden genç ve küçük olanlara karşı hassastır.さっぱりした気性であり若者に対しても理解力がある。
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.嗅覚が優れており10km四方の妖怪の匂いを嗅ぎわける。
Alıcılar radyo ve televizyon alıcılarında kullanılan aletlere benzer ancak çok daha fazla hassastır.受信機はラジオ放送に用いられるものと似ているが、遙かに感度が良い。
Kuraklığa ve dona hassastır.安芸や園生は彼女を恐れている。
Çünkü o zamana kadar bu şekilde hassas ve dakik hesaplama henüz yapılmamıştı.このために、それまでの軽快で優美なデザインは損なわれることはなかった。
Çok hassas zamanlanabilen milisaniye pulsarları, 1997’nin en iyi atomik saatinden daha iyidir.非常に正確に計時可能なミリ秒パルサーは、最高の精度の原子時計よりも正確に時間を計ることができる。
Ayrıca koku ve tat alma duyuları da hassastır.味覚や嗅覚にも関係してくる。
(Hannover yakınlarındaki, Almanya) GEO600 sinyali tespit etmek için yeterince hassas değildi.而位于德国汉诺威附近的GEO600(英语:GEO600)探测器的灵敏度可能并不够。
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).病灶可能會很痛或觸痛(30%),並且可能出現在不是生殖器的位置(2-7%)。
Daha hassas deneylerin çalışmaları hala yürütülmektedir.更加精确的实验仍然在进行之中。
Reddedilmeye aşırı hassasiyet.正色拒之。
MSG hassasiyeti olduğunu düşünen kişiler, bunu uygun klinik değerlendirmelerle teyit edebilir.如果對MSG有敏感,則會鼓勵其通過相應的臨床評估中進行確認。
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.这可能是由于這些群体对西方的生活方式更为敏感。
Kanunlar yüksek hassaslık için, kesinlik için sıkça test edilir.訣竅在於正確地,足夠頻繁地感知它。
Sağ üstteki zehirli zakkum ise uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıyı simgeliyor.畫中的右上角擺的盆栽是一盆有毒夾竹桃,又更隱喻出了睡眠和死亡之間的隱隱連結。
Hassas bir ip veya tel iki uzay gemisini birbirine bağlar.首先有一條細柔易斷的繩子被繫在兩艘太空船間。