hassas ile cümle

hassas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu çok zayıf bir sinyaldir ve alınması için hassas rayo alıcısı gerekir.Rautatie oli välttämätön jotta herkästi pilaantuva hiiva saatiin jakeluun.
Yönlendirme sistemi daha hassastır.Taistelujärjestelmä on vuoropohjainen.
Şu anda hassas bir konumdayım.Tällä hetkellä olen herkässä tilassa.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Αυτό μπορεί να οφείλεται στην ενισχυμένη ευαισθησία στον Δυτικό τρόπο ζωής σε ορισμένες εθνοτικές ομάδες.
Potasyum nitrat hassas dişler için kullanılan bazı diş macununda bulunabilir.Το νιτρικό κάλιο χρησιμοποιείται σε κάποιες οδοντόκρεμες για ευαίσθητα δόντια.
Mesela, kan antikor testi %76 ila %84 sensitive (hassaslık) oranına sahiptir.Το τεστ ανίχνευσης αντισωμάτων στο αίμα , για παράδειγμα, κυμαίνεται σε ευαισθησία 76%-84%.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Άλλαξε από Σαξονίας-Κόμπουρκ & Γκότα εξαιτίας του αντιγερμανικού αισθήματος κατά την διάρκεια του πολέμου.
Fazlasıyla duygusal ve hassas...Είναι ένα πολύ ανθρώπινο, αναλογικό πράγμα...
Hassas döküm tekniği binlerce yıl geriye uzanır.Ο συνδυασμός αυτών των αστρονομικών θέσεων επαναλαμβάνεται μετά από χιλιάδες χρόνια.
( Yalnızca dikkatli, hassas ve becerikli çabalar devamlılık gösterecek sonuçlara ulaşır. )(Θεμελιώδες, αλλά τελευταία αμφισβητούμενο έργο για την απόλυτη χρονολόγηση).
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Læsionerne kan være smertefulde eller ømme (30 %), og kan forekomme andre steder end på genitalierne (2–7 %).
Tipik olarak etkiyi belirlemek için hassas analitik bir denge gerektirir.Det kræver typisk en følsom analytisk balance at påvise virkningen.
Argon, azota hassas olan havaya duyarlı bileşiklerin sentezinde kullanılır.Argon bruges i syntesen af luftfølsomme forbindelser, som er følsomme over for nitrogen.
Calvin'in hassas sağlığı ve devlete olan faydalılığı Servet'e kişisel olarak karşı olduğunu belli etmiyordu.Calvins skrøbelige helbred og brugbarhed for staten betød, at han ikke personligt deltog i sagen mod Serveto.
Soğuklara karşı hassastır.Er desuden ømfindtlig overfor kulde.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.Kvinder, som oplever menorrhagi har større risiko for jernmangel end den gennemsnitlige person.
Bu tepeler çok dar oldukarı için dalaga boyları hassas ölçümler sonucunda bulunur.Disse tre klatrestier har en gennemsnitlig sværhedsgrad.
Touch ID bunun ardından bu bilgiyi son derece ayrıntılı ve hassas bir şekilde analiz eder.Efterfølgende kan flegmatikeren udlægge en dyb og grundig analyse af det pågældende emne.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Den brune hyæne kan lugte ådsler 14 km væk.
Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er vigtigt for libyske familier.
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.Dyrene kan være lette og elegante, men de kan også være tunge og okselignede.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.Vi søger at være lykkelige ved at gentage det behagelige og undgå det ubehagelige.
Hassasiyetleri 3000 dpi ve üzerine çıkabilir.Nedbøren når på henholdsvis over 4000 mm og o.
Metin tüm bu ödemelerin Augustus'un kendi parasından ödendiği konusu üzerinde hassasiyetle durur.Teksten er omsorgsfull med å peke ut at alt dette ble betalt fra Augustus' egne midler.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Disse ble over tid flere, slik at de kunne dekke det meste av turbanens fremre del.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Han er naiv og svermerisk som et barn.
Doktorluk yıllarının en başından itibaren Sosyal Hizmetler konusunda hep hassas oldu.Institutt for samfunnsforskning har siden starten vært tverrfaglig orientert.
Bu insanınkinden 2100 kat daha hassas demektir.Av disse er 210Po den mest vanlige.
Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er viktig for libyske familier.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Lesi mungkin nyeri atau perih (30%), dan bisa terjadi di luar kelamin (2–7%).
Bu hipotezi teyit etmek için radyal hızın daha hassas ölçümleri gereklidir.Pengukuran kecepatan radial yang lebih akurat dibutuhkan untuk memastikan hipotesis ini.
Queen grubundan esinlenilerek yazılan "Brown Eyes" ise Gaga'ya göre albümün en hassas şarkısıdır."Brown Eyes" terinspirasi oleh grup Queen dan, menurut Gaga, adalah lagu yang paling "rentan" pada album ini.
Filler düşük frekanslarda duyabilirler ve en hassas oldukları aralık 1 kHz civarındadır.Telinga gajah juga mampu mendengarkan frekuensi yang rendah dan paling sensitif pada frekuensi 1 kHz.
Reddedilmeye aşırı hassasiyet.Andika menolak.
El-Battani ayrıca, Dünya eksenel deviniminin ölçüm hassasiyetini geliştirdi.Al-Battani juga memperbaiki ketepatan pengukuran presesi sumbu bumi.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Hal ini membuatnya sangat dikenal luas di lingkungan masyarakatnya.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Seiring waktu, kubah diperluas menjadi sama luas dengan tempat ibadah di bawahnya.
Almanya'daki sigara karşıtı bu hassaslık 20. yüzyılın başlangıcında ortaya çıktı.Sentimen antitembakau sudah ada di Jerman pada awal abad 20.
Orihime arkadaş canlısı, hassas ve iyi kalplidir.Orihime sifatnya bersahabat, sensitif, dan baik.
Bu canlılar sıcaklığa ve neme karşı oldukça hassastır.Burung ini rentan terhadap panas dan perjalanan jauh.
Bu hassasiyet saf formun rahatsız edilmesi rüyasıdır.Kelurahan ini merupakan hasil pemekaran dari Kelurahan Ciganjur.
Edward boyu konusunda çok hassastır.Anaknya sangat mengagumi Edward.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Nó được đổi từ tên Saxe-Coburg-Gotha do thái độ chống Đức thời chiến tranh.
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.Pha phân tích yêu cầu có thể là một quá trình dài và khó khăn, cần đến nhiều kĩ năng tâm lý khéo léo.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Mũi chúng rất nhạy, và có thể ngửi thấy mùi thức ăn (chủ yếu là trái và hạt) cách xa 2 km.
Chopin'in narin bir yapısı vardı, hatta çocuklukta çeşitli hastalıklara karşı çok hassastı.Chopin có vóc người mảnh khảnh, và ngay cả trong thời thơ ấu ông dễ bị ốm.
3 hassas noktaları vardır.Có 3 vùng rõ rệt.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Điều này có thể là do tăng cường độ nhạy cảm với lối sống phương Tây ở một số nhóm sắc tộc.
Soğuklara karşı hassastır.Họ than phiền về cái lạnh.
D1 ve D2 hatları uyarılmış hallerinin bilinen hassas yapılarını temsil eder.D1 và D2 là những hằng số tùy ý xác định bởi điều kiện biên.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.古くは久々目路(くくめぢ)、苦集滅道(くずめぢ)とも称した。
Kuşlar bu toksik bileşiğe özellikle hassas durumdadır.ことに鳥類はこの有毒な化合物に敏感なようである。
Eğer Lie cebiri sonsuz-boyutlu,ise sorun daha hassastır.リー代数が無限次元であれば、問題はより微妙なものとなる。
Sağ üstteki zehirli zakkum ise uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıyı simgeliyor.上右のキョウチクトウの枝は、眠りと死の間のこわれやすい環を象徴している。
Hareketlerin çok hassas olması gerekir.行動は非常に地味である。
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.要求分析は時間のかかる忍耐を要するものとなる場合もあり、微妙な心理学的スキルを要することもある。
Alet 8 saatlik sürede Yengeç bulutsusu kaynağının 0.001 i (=1 mCrab) kadar hassasiyete ulaştı.その機器は、8時間の露光でカニ星雲源(=1"mCrab」)の0.001の感度を達成した。
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.動物が苦手だが、好かれやすい体質。
1125 - İbn-ül Haşeb, haşşaşiler tarafından katledilir.1125年 - 遼、金により滅亡。

İlgili Sayfalar