Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,dos filhos de Benjamim: Salu, filho de Mesulão, filho de Hodavias, filho de Hassenua;
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,Fii de ai lui Beniamin: Salu, fiul lui Meşulam, fiul lui Hodavia, fiul lui Asenua;
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,In od sinov Benjaminovih: Salu, sin Mesulama, sinu Hodavija, sinu Hasenuva,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,베냐민 자손 중에서는 핫스누아의 증손 호다위아의 손자 므술람의 아들 살루요
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,og av Benjamins barn: Sallu, sønn av Mesullam, sønn av Hodavja, sønn av Hassenua,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,von den Kindern Benjamin: Sallu, der Sohn Mesullams, des Sohnes Hodavjas, des Sohnes Hasnuas,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,Z synů pak Beniaminových: Sallu syn Mesullama, syna Hodavia, syna Hasenuova,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,Και εκ των υιων Βενιαμιν, Σαλλου ο υιος του Μεσουλλαμ, υιου του Ωδουια, υιου του Ασενουα,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,а от вениаминците: Салу, син на Месулама, син на Одия, Асенуевия син,
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,из сыновей Вениаминовых Саллу, сын Мешуллама, сын Годавии, сынГассенуи;
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,ומן בני בנימן סלוא בן משלם בן הודויה בן הסנאה׃
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,ومن بني بنيامين سلّو بن مشلام بن هودويا بن هسنواة
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,便 雅 憫 人 中 、 有 哈 西 努 的 曾 孫 何 達 威 雅 的 孫 子 米 書 蘭 的 兒 子 撒 路
Benyamin soyundan gelenler: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu,便 雅 憫 人中 、 有 哈西努 的 曾孫何達威雅 的 孫子 米書蘭 的 兒子 撒 路
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Creierul e prea fragil ca să facă față mișcării bruște.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas. Hatta bedeninin her parçası öyle.Das Gehirn ist zu empfindlich für so plötzliche Bewegungsänderung, ebenso wie der Rest des Körpers.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas. Hatta bedeninin her parçası öyle.Il cervello, come gli altri organi, non tollera gli sbalzi di velocità.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Het brein is te teer om zulke plotselinge bewegingen te verdragen.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.뇌는 너무 허약해 갑작스런 움직임에 대처할수 없습니다.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Možgani so preveč krhki za nenadne gibe.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Mózg jest zbyt delikatny by znieść tak nagły ruch.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Não bộ quá mong manh để chịu đựng được chuyển động bất ngờ này.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.Мозг слишком хрупок, чтобы выдерживать резкое движение.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.המוח עדין מדי להתמודד עם תנועות פתאומיות.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.الدماغ لا يزال هشًا للغاية للتعامل مع حركة مفاجئة.
Beyin ani hareketle başa çıkmak için çok hassas.身体の他の部分についても同様だ
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Hemos dicho durante mucho tiempo que somos vitales para la salud de las comunidades económicas de la ciudad.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.아시다시피, 우리는 오랫동안 말해 왔습니다. 공연예술이 지역사회의 경제에 중요한 역할을 한다는 사실을요.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Przez długi czas utrzymywaliśmy, że jesteśmy istotni dla ekonomicznego zdrowia społeczności w waszym mieście.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Régóta mondogatjuk, hogy kulcsfontosságú a szerepünk a helyi közösségek gazdasági életében.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Sapete, da tempo diciamo di essere critici per la salute dell'economia nella vostra città.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Ştiţi, multă vreme am zis că suntem o parte critică a bunăstării comunităţilor economice din oraşul vostru.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Ξέρετε, είπαμε εδώ και πολύ καιρό, είμαστε κρίσιμοι για την ευημερία των οικονομικών κοινοτήτων στην πόλη σας.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.Знаете, казвали сме дълго време, ние сме много нужни за здравето на общините в твоят град.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.אתם יודעים, אמרנו במשך תקופה ארוכה, אנחנו חיוניים לבריאות כלכלת הקהילה בעיר שלך.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.تعلمون، كنا لوقت طويل نقول، أننا مهمون لمجتمعات الصحة والاقتصاد في مدينتك.
Biliyorsunuz, çok uzun zamandır söylüyoruz, şehrinizdeki ekonomik toplumların sağlığı konusunda hassasız.芸術は地域経済に欠かせないものです 実際に チケット代に1ドルが支払われると
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Ik ben enigszins teergevoelig -- maar ik zag eens een foto van een voetballer die naar een bal dook.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Jestem lekko przeczulony -- ale kiedyś zobaczyłem fotografię piłkarza który dawał nura za piłką.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Kicsit finnyás vagyok, de egyszer láttam egy fényképet egy focistáról aki benyúlt a labdáért.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.... 저는 약간 비위가 약한편입니다만, 예전에 풋볼선수 사진을 본적이 있어요. 그 선수는 볼을 향해 슬라이딩을 하고있었고
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Nekoč sem videl sliko nogometaša, ki se je iztegnil za žogo.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.-soy un poco aprensivo- pero una vez vi una foto de un futbolista que iba en busca de la pelota.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Uma vez vi a fotografia de um futebolista que estava a avançar para a bola.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.Я дещо прискіпливий -- але одного разу я побачив фото футболіста який гнався за м'ячем.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.אני קצת רגיש -- אבל פעם ראיתי צילום של כדורגלן שצלל כדי להגיע לכדור
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.أنا شديد الحساسية قليلا -- لكنني رأيت مرة صورة لاعب كرة قدم يقفز منزلقا لالتقاط كرة.
-- Birazcık hassasım-- ancak bir defasında topa hamle yapan bir futbolcunun fotoğrafını gördüm.あるサッカー選手が ボールをめがけて飛び込んだとき 別の選手に膝を強く踏まれてしまって
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti. Bir yerde olan şey diğer herşeyi hemen etkilemesiydi.Tumbuhnya kelemahan,kerapuhan. apa yang terjadi di suatu tempat mempengaruhi semua hal dengan cepat.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Čoraz väčšia krehkosť, čoraz väčšia slabosť.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Eine wachsende Zerbrechlichkeit, eine wachsende Sprödigkeit.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Groeiende breekbaarheid, groeiende broosheid.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.즉, 체계적 허약성과 불안정을 말합니다.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.O fragilitate crescândă, o friabilitate crescândă.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Rosnąca łamliwość i kruchość.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Sen kasvava epävakaus ja haavoittuvuus.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Sự mỏng manh, dễ vỡ đang tăng lên.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Una fragilidad cada vez mayor, una debilidad cada vez mayor.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Una fragilità crescente, un'instabilità crescente.
Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.Une fragilité grandissante, une friabilité grandissante.