Ana içeriğe geç
Sözlük

hass ile cümle

hass kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.A fotográfus egy 70-milliméteres Hasselblad kamerát használt, 80-milliméteres optikával.
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.Könnyen megszelídíthető, barátságos, ám rendkívül félénk állat.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Néhány előleges pont a közoktatásügy legégetőbb szükségleteiről.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Csinos, kissé nőiesen karcsú fiú volt.
Au-Pairler çocuklar konusunda çok hassas ve titiz olmak zorundadırlar.A szőrzetnek durva tapintásúnak és simának kell lennie.
Bunun sonucunda dişte hassasiyet görülebilir.2. Ezután következhet az illat kóstolgatása.
Elektriksel yük değişimlerine karşı oldukça hassaslardır.Nagyon érzékeny a termőhely változásaira.
David Hasselhoff canlandırır.Mitchell Hurwitz készítette.
Yönlendirme sistemi daha hassastır.Az átültetésre érzékeny.
Çünkü bebekler antikolinerjiklerin etkisine çok hassastır.Imeväisikäiset ovat herkkiä antikolinergien vaikutuksille.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Saksi-Coburg-Gotha nimi vaihdettiin sodan aikaisten saksalaisvastaisten tunteiden takia.
Bu bize on kat daha hassas bir ölçüm imkanı verir.Tämä olisi kymmenen kertaa aiempaa arvioitua suurempi.
Daha sonraları annesinin kızlık soyadı olan Hassel'i soyadı olarak kullanmaya başladı.Myöhemmin hän otti sukunimekseen äitinsä tyttönimen Hassel.
Hassasiyet mümkün olduğunca korunmaktadır.Tukaani on oletuksena mahdollisimman turvallinen.
Bu bakteriler sıcaklık değişimlerine karşı da oldukça hassastırlar.Elin reagoi hyvin herkästi lämpötilan muutoksiin.
Kadınlar erkeklere oranla hiponatremiye karşı daha hassastırlar.Tommy on kuitenkin vähän epävarmempi käsittelemään naisia.
Çok yüksek bir hassasiyete sahiptir.Se on erittäin tuntoherkkä.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Adam oli henkilönä ujo ja herkkä.
Hass Bugün Dünya'da ve Türkiye'de yetişen en yaygın ve bilinen avokado türüdür.Nykyisin Akropolis on Ateenan ja koko Kreikan tunnetuin ja vierailluin nähtävyys.
Bu çok zayıf bir sinyaldir ve alınması için hassas rayo alıcısı gerekir.Rautatie oli välttämätön jotta herkästi pilaantuva hiiva saatiin jakeluun.
David Hasselhoff — En İyi Kadın ödülünün sahibini açıkladı.Ohjaaja David Fincher sai parhaan ohjaajan palkinnon.
Çıkartma sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Küba'nın ilişkileri ileri düzeyde hassatı.Yhdysvaltojen ja Kuuban suhteet ovat jatkuvasti pysyneet kireinä.
Yönlendirme sistemi daha hassastır.Taistelujärjestelmä on vuoropohjainen.
Şu anda hassas bir konumdayım.Tällä hetkellä olen herkässä tilassa.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Αυτό μπορεί να οφείλεται στην ενισχυμένη ευαισθησία στον Δυτικό τρόπο ζωής σε ορισμένες εθνοτικές ομάδες.
Potasyum nitrat hassas dişler için kullanılan bazı diş macununda bulunabilir.Το νιτρικό κάλιο χρησιμοποιείται σε κάποιες οδοντόκρεμες για ευαίσθητα δόντια.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Άλλαξε από Σαξονίας-Κόμπουρκ & Γκότα εξαιτίας του αντιγερμανικού αισθήματος κατά την διάρκεια του πολέμου.
Fazlasıyla duygusal ve hassas...Είναι ένα πολύ ανθρώπινο, αναλογικό πράγμα...
Hassas döküm tekniği binlerce yıl geriye uzanır.Ο συνδυασμός αυτών των αστρονομικών θέσεων επαναλαμβάνεται μετά από χιλιάδες χρόνια.
( Yalnızca dikkatli, hassas ve becerikli çabalar devamlılık gösterecek sonuçlara ulaşır. )(Θεμελιώδες, αλλά τελευταία αμφισβητούμενο έργο για την απόλυτη χρονολόγηση).
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Læsionerne kan være smertefulde eller ømme (30 %), og kan forekomme andre steder end på genitalierne (2–7 %).
Tipik olarak etkiyi belirlemek için hassas analitik bir denge gerektirir.Det kræver typisk en følsom analytisk balance at påvise virkningen.
Argon, azota hassas olan havaya duyarlı bileşiklerin sentezinde kullanılır.Argon bruges i syntesen af luftfølsomme forbindelser, som er følsomme over for nitrogen.
Calvin'in hassas sağlığı ve devlete olan faydalılığı Servet'e kişisel olarak karşı olduğunu belli etmiyordu.Calvins skrøbelige helbred og brugbarhed for staten betød, at han ikke personligt deltog i sagen mod Serveto.
Hasselblad çalışanları tarafından, görev sonrası bir kamera temizlenirken biraz ay tozu toplanmıştır.Lidt månestøv er blevet indsamlet af en Hasselblad-ansat under rensning af et af kameraerne fra en mission.
Zarif bir hassalığa sahiptirler ve insan figürü içermezler.De måtte udskænke spirituøse drikke og indlogere folk.
Soğuklara karşı hassastır.Er desuden ømfindtlig overfor kulde.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.Kvinder, som oplever menorrhagi har større risiko for jernmangel end den gennemsnitlige person.
Sonra Ardenler Taarruzu'nda general Hasso von Manteuffel'in altında hizmet etti.Senere gjorde han tjeneste under General Hasso von Manteuffel i Ardenneroffensiven.
Bu tepeler çok dar oldukarı için dalaga boyları hassas ölçümler sonucunda bulunur.Disse tre klatrestier har en gennemsnitlig sværhedsgrad.
Touch ID bunun ardından bu bilgiyi son derece ayrıntılı ve hassas bir şekilde analiz eder.Efterfølgende kan flegmatikeren udlægge en dyb og grundig analyse af det pågældende emne.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Den brune hyæne kan lugte ådsler 14 km væk.
Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er vigtigt for libyske familier.
Kolay evcilleşebilen fakat çok hassas ve kırılgan hayvanlardır.Dyrene kan være lette og elegante, men de kan også være tunge og okselignede.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.Vi søger at være lykkelige ved at gentage det behagelige og undgå det ubehagelige.
Hassasiyetleri 3000 dpi ve üzerine çıkabilir.Nedbøren når på henholdsvis over 4000 mm og o.
Hassell 1911 yılında, Ilse von Tirpitz, Büyük Amiral Alfred von Tirpitz'ın kızı ile evlendi.I 1911 ble han gift med Ilse von Tirpitz, datter av storadmiral Alfred von Tirpitz.
Metin tüm bu ödemelerin Augustus'un kendi parasından ödendiği konusu üzerinde hassasiyetle durur.Teksten er omsorgsfull med å peke ut at alt dette ble betalt fra Augustus' egne midler.
Aslında onlar, zamanlarının manastır çevresinin hassasiyetlerinin büyük kısmını seslendiriyorlardı.Disse ble over tid flere, slik at de kunne dekke det meste av turbanens fremre del.
Hassek Höyük bu konuda da tipik bir örnek teşkil etmektedir.Huffman-algoritmen er et klassisk eksempel på dette.
2018 Grand Prix Hassan II, toprak kortlarda oynanan bir profesyonel tenis turnuvasıdır.Grand Prix Hassan II er en profesjonell tennisturnering som blir spilt på grus.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Han er naiv og svermerisk som et barn.
Doktorluk yıllarının en başından itibaren Sosyal Hizmetler konusunda hep hassas oldu.Institutt for samfunnsforskning har siden starten vært tverrfaglig orientert.
Bu insanınkinden 2100 kat daha hassas demektir.Av disse er 210Po den mest vanlige.
Hayat kadınlığı da burjuva toplumu için hassas bir konuydu.Familieliv er viktig for libyske familier.
Hassek Höyük bu koloni kasabaları için tipik bir örnektir.Dalaåsen er en karakteristisk skog for denne delen av Vestfold.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Lesi mungkin nyeri atau perih (30%), dan bisa terjadi di luar kelamin (2–7%).
Sultan Hassanal Bolkiah ve Kraliçe Saleha'nın oğludur.Ia adalah putra Hassanal Bolkiah dan Ratu Saleha.
Bu hipotezi teyit etmek için radyal hızın daha hassas ölçümleri gereklidir.Pengukuran kecepatan radial yang lebih akurat dibutuhkan untuk memastikan hipotesis ini.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod