Ana içeriğe geç
Sözlük

hass ile cümle

hass kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.Фотограф использовал 70-миллиметровую камеру «Хассельблад» с 80-миллиметровым объективом Zeiss.
İslami hassasiyetlere dikkat edilmiş.Хорошо знал исламское право.
Konunun ne kadar hassas olduğunun farkındayım ve bu konuyu bir politik konu haline getirmemeliyiz.Я многого не знаю об истории этого движения, и поэтому я не являюсь компетентным в этом вопросе человеком.
İlk Bahriye Nazırı olarak da Hazine-i Hassa Nazırı Hakkı İsmail Paşa ek olarak görevlendirilmiştir.В них высказывается предположение о том, что Азазил — это первое имя Иблиса.
Tamer Hassan (18 Mart 1968, Londra), Kıbrıs Türkü asıllı Britanyalı oyuncu.Таме́р Хасса́н (англ. Tamer Hassan, род. 18 марта 1968, Лондон) — английский актёр.
1957-59 arasında Almanya'da Hamburg Üniversitesi'nde Helmuth Hasse'nin yanında araştırmalar yaptı.В 1957—1959 году занимался научной работой в Гамбургском университете под руководством Хельмута Хассе.
Genellikle vadeli seçici ses hassasiyetinin yerine kullannılır.Термин часто используется как синоним термина селективная звуковая чувствительность.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Обладает отличным нюхом, благодаря которому чует пищу за милю от себя.
Ayrıca koku ve tat alma duyuları da hassastır.И духи́, и помойная вонь одинаково ему интересны.
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.Они употребляются в прошедшем времени в инфинитиве (совершенного и несовершенного вида).
Bu esnada Hassenreuter aniden gelir.Неожиданно мистер Дарси возвращается.
( Derinlik, insanın en kapsamlı gereksinimlerine olan hassaslığında yaratılan dengeden söz eder.(Борис Полевой ярко показал, как можно жить в самых нежизненных условиях.
Mayın bu hassas yapısından ötürü tehlikeli bulunmuş ve yerini TM-41 tanksavar mayınına bırakmıştır.Оказалась сложной в производстве и обращении, поэтому со временем была заменена противотанковой миной ТМ-41.
Çok yüksek bir hassasiyete sahiptir.Имеет чрезвычайно чувствительное обоняние.
Bazı hassas bilgilerin gizlendiği duruşma tutanakları Savunma Bakanlığı resmî sitesinden yayınlandı.2) В статье использованы материалы из опубликованных Министерством Обороны сведений:
Çünkü bebekler antikolinerjiklerin etkisine çok hassastır.Казарки очень чувствительны к антропогенному воздействию.
Tespit hassasiyeti 104 s içinde 2 × 10−14 erg cm−2s−1 dir.Чувствительность детектора — 2⋅10−14 эрг см−2с−1 104 секунд.
Yörünge tuzağı yüksek kütle kesinliğine, yüksek hassaslığa ve iyi bir dinamik aralığına(menziline) sahiptir.Лжец, обладатель дара внушения, а также отличный лгун.
Hassell I. Dünya Savaşı'nda 8 Eylül 1914 tarihinde Marne'de göğsünden yaralandı.8 сентября 1914 года во время битвы на Марне был тяжело ранен в грудь.
En sık rastlanılan bulgu sol alt kadrandaki hassasiyettir.По непонятной причине чаще поражается левая стопа.
Hassasiyeti genellikle düşüktür.Острота зрения обычно не снижается.
Süreölçer ya da Kronometre, zamanı hassas bir şekilde ölçmeye yarayan sayaç.Хронофантастика, темпоральная фантастика, или хроноопера — жанр, рассказывающий о путешествиях во времени.
Çıkartma sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Küba'nın ilişkileri ileri düzeyde hassatı.На тот момент американо-кубинские отношения были крайне напряжёнными, после попытки вторжения.
Daha hassas olmak, GDDR5 SGRAM iki yazma saatler, iki byte atanan her biri kullanır.أن تكون أكثر دقة، ويستخدم SGRAM GDDR5 الساعات الكتابة اثنين، كل واحد منهم إلى تعيين اثنين بايت.
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.تحليل المتطلبات يمكن أن يكون عملية طويلة ومتعبة وتشارك خلالها العديد من المهارات النفسية الحساسة.
MSG hassasiyeti olduğunu düşünen kişiler, bunu uygun klinik değerlendirmelerle teyit edebilir.وينبغي تشجيع الأشخاص الذين يعتبرون أنفسهم متحسسين لمادة MSG على تأكيد ذلك من خلال تقييم طبي مناسب.
Fotoğrafçı 70 mm'lik bir Hasselblad makinesi ve 80 mm'lik bir objektif kullanmıştır.وقد استخدم المصور كاميرا هاسلبلاد 70 ميلّمتر مع عدسة 80 ميللمتر.
Hasselblad çalışanları tarafından, görev sonrası bir kamera temizlenirken biraz ay tozu toplanmıştır.جمع بعض غبار القمر من قبل موظفي شركة هاسيلبلاد لآلات التصوير السويدية حينما نظفت إحدى آلات التصوير بعد المهمة.
"Azınlık" terimi, Türkiye'de hassas bir konudur ve hassas olmaya devam etmektedir.في حين أن مصطلح «الأقلية» في حد ذاته لا تزال قضية حساسة في تركيا.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.بالإضافة إلى ذلك، فإن النساء أكثر عرضة للآثار الضارّة للدخان من الرجال.
Hareketlerin çok hassas olması gerekir.وتتسم الحركة بحساسية كبيرة.
Calvin'in hassas sağlığı ve devlete olan faydalılığı Servet'e kişisel olarak karşı olduğunu belli etmiyordu.صحة كالفين وفائدته للدولة جعلتاه لم يظهر شخصياً ضد سيرفيت.
Seçilecek yöntem, proteinin ne derece hassas olduğu ve hücrelerin ne derece sağlam olduğuna bağlıdır.تعتمد الطريقة المختارة على هشاشة البروتين ومدى تجلّد الخلايا.
Bu ürüne veya bileşenlerinin herhangi birine karşı aşırı hassasiyeti olanlarda kontrendikedir.فرط الحساسية لهذا المحضر أو لأحد مكوناته.
Kalın olmasına rağmen derileri çok hassastır.وهي محنطة، لكن الجلد متهالك.
Hassas sıvıların kimyasal özelliğini bozmaz.ومع ذلك فإنه ليس مثاليًا لتلطيخ الكيمياء الهيستولوجية المناعية.
Ürün neme karşı hassastır ve nemli yaz lokallerinde dağınık ve yapışkan olabilir.الصيف مثير للضيق عند السهل ومنعش عند الوديان الثلاثة.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.وبشكل عام النساء أكثر عرضة من الرجال للإصابة بفقر الدم بعوز الحديد.
Filler düşük frekanslarda duyabilirler ve en hassas oldukları aralık 1 kHz civarındadır.يمكن للأفيال سماع الترددات المنخفضة تصل حساسيتها إلى ما يقرب من 1كيلو هرتز.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).As lesões podem ser dolorosas ou leves (30%), e podem ocorrer fora dos órgãos genitais (2–7%).
Kadınlardaki en hassas erojen bölgedir ve genelde cinsel hazzın anatomik olarak başlıca kaynağıdır.É a zona erógena de maior sensibilidade da mulher e geralmente a principal fonte anatómica de prazer sexual.
Bu nedenle, prizmanın ve örneğin sıcaklığının hassas olarak kontrol edilmelidir.Assim, a temperatura do prisma e a temperatura da amostra têm de ser controladas com alta precisão.
2005'te Scotty 2 Hotty 15. sıradaydı, ancak rampada Muhammad Hassan'ın saldırısına uğradı.Em 2005, Scotty 2 Hotty seria o 15º, mas foi impedido de competir por Muhammad Hassan.
Klitoris karmaşık bir yapı olup büyüklüğü ve hassasiyeti kişiden kişiye değişebilir.O clitóris é uma estrutura complexa de tamanho e sensibilidade variáveis.
2006 yılında, Jostein ve grubu Hasselgård, A few Words albümünü yayınlamıştır. ^ Simon Barclay.Em 2006 , Jostein e a sua banda Hasselgård, lançou um álbum A few Words.
Daha sonra, termometrenin icadından sonra, hassas sıcaklık ölçülebildi.Mais tarde, após a invenção do termômetro, a propriedade temperatura pôde ser quantificada.
Örnek bir uygulama olarak, bir kamyonun yerini hassas olarak belirleme problemini düşünün.Como um exemplo de aplicação, consideremos o problema de determinar a localização precisa de um carro.
Televizyon kamerasının ilk prototipleri oldukça başarısız ve hassaslıktan yoksundu.As primeiras câmeras de televisão não tinham sensibilidade.
Zosimus'un Eudoksia ile ilgili yazdıkları genellikle düşmancadır ve anlattıklarının hassasiyeti şüphelidir.Porém,o relato de Zósimo sobre a vida de Eudóxia lhe é geralmente hostil e sua exatidão é duvidosa.
Bu basmak için hassas bir yoldur.É um caminho delicado para andar.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Isso também os torna sensíveis em seus ambientes.
Bu klasik deneyler artan hassasiyetle birçok kez tekrarlandı.Os experimentos foram repetidos muitas vezes desde então, com precisão crescente.
Savaş zamanında gelişen Alman karşıtı hassasiyetler nedeniyle Saxe-Coburg-Gotha'dan değiştirildi.Foi alterado de Saxe-Coburgo-Gota por causa do sentimento anti-germânico no Reino Unido.
Hassasiyet, birkaç yıl sonra kısmen sağlanabilmektedir.Certamente em poucos anos saberemos com mais certeza.
Apple Kalem, basınç hassasiyeti ve açı algılama özelliğine sahiptir.Célula de Merckel, sensíveis a tacto e pressão.
Bazı hassas bilgilerin gizlendiği duruşma tutanakları Savunma Bakanlığı resmî sitesinden yayınlandı.Devido à algumas questões, todas as identidades secretas foram retiradas do banco de dados da polícia.
Çok yüksek bir hassasiyete sahiptir.Ele tem uma sensibilidade extrema.
Hassas ve duygusal biridir.Sensível e sentimental.
Çok hassas ve spesifik bir testtir.Quereis uma prova clara e sensível?
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.As mulheres são mais suscetíveis aos efeitos nocivos do fumo do tabaco do que os homens.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod