Ana içeriğe geç
Sözlük

hasa ile cümle

hasa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fath-Nama-i Nizam Shah, bir Dakhni şairi olan Hasan Shauqi tarafından.Fath-Nama-i Nizam Shah by Hasan Shauqi, a Dakhni poet.
Yerel yetkililer, hasadın büyüklüğünü %50-70 oranında abartmıştı.Local officials had exaggerated the size of the harvest by 50–70%.
Nepal'de kans otu, çatıları sazlamak veya sebze bahçelerini çitle çevirmek için hasat edilir.In Nepal, kans grass is harvested to thatch roofs or fence vegetable gardens.
Hendek, hasarlı binaların molozlarıyla doldu.The moat became filled with rubble from damaged buildings.
O zamanlar kurumuş Amik Gölü çevresinde aşırı hasar bildirildi.Extreme damage was reported around the now drained Lake Amik.
En ağır hasar Hatay'ın Kumlu ilçesinde meydana geldi.The worst damage occurred in the Kumlu district in Hatay Province.
Deprem hasarıEarthquake damage
Deprem ve hasar verici artçı sarsıntıları nedeniyle toplam 10.000 kişi hayatını kaybetmiştir.A total of 10,000 people were killed by the earthquake and its damaging aftershocks.
1816 ve 1817'deki yetersiz hasat nedeniyle gıda fiyatları muazzam bir şekilde artmıştı.Because of poor harvests in 1816 and 1817, food prices rose enormously.
Bazı durumlarda hasar daha ciddiydi, bazı kiliseler tamamen yıkım yaşamıştır.In some cases, the damage was more serious, some churches experiencing a total collapse.
Kahire'de sarsıntı hala hissedilebilir ve hasara yol açacak kadar güçlüydü.In Cairo, the shaking was still perceivable and strong enough to cause damage.
Sitya ve Hanya sahil şehirleri de ciddi şekilde hasar görmüştür.The seaside cities of Sitia and Chania were also severely damaged.
Tarif numarası 14, güherçile hasadı ve işlenmesi için tavsiyeler içerir.Recipe no. 14 contains advice for the harvesting and processing of saltpeter.
Serbestî'nin sahibi ve yazı işleri müdürü ve öldürülen gazeteci Hasan Fehmi'nin arkadaşıydı.He was the owner and editor in chief of Serbestî and friend of the slain journalist Hasan Fehmi.
Bu yararlıdır çünkü 11B büyük ölçüde radyasyon hasarına karşı bağışıktır.This is useful because 11B is largely immune to radiation damage.
Bu tasarım, raybanın hasar görmesini engeller, ve raybalama işleminin başlamasını kolaylaştırır.It also allows the reamer to start straight and reduce the risk of breakage.
Raybalama payının önerilenden yüksek olduğu durumlarda, rayba takımı hasar görebilir.The drilled hole should not be enlarged by more than 5% of the drilled diameter.
Bu hasarı bildirdikten sonra, sigortadaki bonuslarım hızla azalacak.Nachdem ich diesen Schaden gemeldet habe, wird mein Versicherungsbonus wieder in den Keller sausen.
Travmatik beyin hasarı mı?Schädel-Hirn-Trauma?
1990'ların başlarında sivil savaş sırasında havaalanı ağır bir şekilde hasar gördü.Der Flughafen wurde während des Bürgerkriegs Anfang der 90er Jahre schwer beschädigt.
Dongmaeng bir hasat törenidir, Mucheon ise cennete bir dansdır.Dongmaeng ist ein Erntedankfest, und Mucheon beinhaltet Tänze für den Himmel.
H318 Ciddi göz hasarına yol açar.H318 Verursacht schwere Augenschäden.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Sie befanden sich in einem schlechten baulichen Zustand und wurden teilweise abgetragen.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Nur der ao hat.(77) Sei ein Heer stark (gewaltsam, übermütig, rücksichtslos), siege es nicht.
Yapının bir bölümü ciddi hasar almıştır.Ein Fabrikteil wurde stark beschädigt.
Daha hızlı çarpışmalarda daha fazla hasar alınır.Umso vernichtender werden seine Schläge sein.
P390 Maddi hasarı önlemek için sıvı döküntüleri temizleyin.P390 Verschüttete Mengen aufnehmen, um Materialschäden zu vermeiden.
İlk Kulüp Başkanı Hasan Bilge olmuştur.Erster Präsident des Vereins wurde Hasan Bilge.
Sohrab: Hasan'ın oğludur.Suhrab – ist der Sohn von Hassan.
Bu akınlarda 25 - 31 Temmuz arasında 32 nakliye gemisi batırıldı, dokuz gemiye ise hasar verildi.Zwischen 25. und 31. Juli 1942 wurden 32 Sowjetische Schiffe versenkt, 9 weitere wurden beschädigt.
Eser ilerleyen yüzyıllarda Arapçaya Kitab-al Haşayiş olarak çevrilmiştir.Siehe: Fuat Sezgin: Geschichte des arabischen Schrifttums.
1819'a kadar soğuk, bereketsiz hasatlara ve bunun sonucunda da Avrupa'dan ABD'ye göçlere sebep oldu.Bis 1819 führte die Kälte zu Missernten und dadurch zu Auswanderungswellen von Europa nach Amerika.
H314 Ciddi cilt yanıklarına ve göz hasarına yol açar.H314 Verursacht schwere Verätzungen der Haut und schwere Augenschäden.
Kitzbühel, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'ndan yıkımsız-hasarsız olarak çıkmıştır.Kitzbühel hatte das Glück, im Ersten und Zweiten Weltkrieg von Zerstörungen verschont zu bleiben.
O gece hasarlı Venedik gemileri batıya doğru yola çıktılar.In der Nacht entkamen die schwerbeschädigten schwedischen Schiffe nach Westen.
Sol tarafının motoru hasar gördü ve hızı 24 knot'a düştü.Infolgedessen stoppte der innere Backbord-Propeller, und die Geschwindigkeit fiel auf 22 Knoten.
23 Ekim 2011'de Van'da meydana gelen depremde kilise hafif hasar gördü.Bei dem Erdbeben in Van am 23. Oktober 2011 traten an der Kirche leichte Schäden auf.
Kandilli Rasathanesi'ne göre depremde 1000 bina hasar almıştır.Dem Roten Halbmond zufolge waren über 1.000 Orte von dem Erdbeben betroffen.
25 Ağustos 1912'de çıkan bir yangında bina bir hasar aldı ama bu hasar sonraki seneler giderildi.Ein Brand beschädigte das Haus am 25. August 1912 schwer, worauf es wiederhergestellt wurde.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.1907 wurde der Baum während eines Eissturms schwer beschädigt.
Bu yüzden ölülerle ve yeraltıyla olduğu kadar hasatla da ilişkilendirilir.Denn ich wohne grad so gut bei den Toten, wie bei den Ungeborenen.
Kendisine düzenlenen bir suikastta beyni ağır hasarlara uğramıştı.Er starb an seinen schweren Kopfverletzungen.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakereleri yürüterek mali krizin asgari hasarla atlatılmasını sağladı.Ein Finanzierungspaket der EU und des IWF verringerte den Abwertungsdruck.
Fakat Rus amirallik gemisi Evstafi de ağır hasar aldı; 33 ölü ve 35 kayıp verdi.Das russische Flaggschiff Jewstafi wurde viermal getroffen (33 Tote) und die Rostislaw schwer beschädigt.
Kinto-un asla hasar görmez.Chartres ist nie zerstört worden.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Es kam zu Körperverletzungen und Sachbeschädigungen.
Zeplin hasar almadı.Der Computer selbst wurde nicht beschädigt.
Eski ve yeni Hasankeyf bir kare içinde.Alte und neue Kunst in Oelde.
1473’te Uzun Hasan’ın (Akkoyunlu) memleketini tahrib etti.1478 starb Uzun Hasan im Exil.
Her yıl hasattan önce kurban verilir.Jährlich vor Ostern findet das Osterfeuer statt.
Ayrıca, 2007 yılında doğadan toplanan organik ürünler 30 milyon hektardan hasat edilmektedir.Dagegen betrug die Anbaufläche für Biokraftstoffe im Jahr 2007 weltweit nur 30 Millionen Hektar.
Kilise nartheksinde bulunan freskler ciddi biçimde hasar görmüştür.Die Fresken im Rittersaal wurden dadurch schwer beschädigt.
Hasan Tahsin San, (d.1865, Selanik) - (ö.Hahn, Adam II. 1865 – ????
Bir sivil öldü, şehir sınırlı bir şekilde hasar gördü.Ein Zivilist wurde getötet und kleine Schäden an der Landebahn entstanden.
5 Şubat 1895'te Dingyuan Japon torpili ve sonrasında top ateşi ile vurularak ciddi hasar görmüştür.Am 5. Februar 1895 erlitt die Dingyuan schwere Beschädigungen durch einen japanischen Torpedotreffer.
Bu şekilde birçok gen eksik kalarak fenotipte hasarlara ve büyük değişimlere yol açar.Dadurch fehlen zahlreiche Gene, die zu einer starken Veränderung und Schädigung im Phänotyp führen.
Sol kolu kırıldı ve böbreklerinde hasar oluşmuştu.Er erlitt einen Lungendurchschuss und Verletzungen an der linken Hand.
Bu sebeple kötü inşa edilmiş olan binalar fazla hasar gördü.Das inzwischen wieder aufgebaute Gebäude wurde stark beschädigt.
Aziz Stephansmünster ağır hasar gördü.Auch das St. Stephansmünster wurde erneut schwer beschädigt.
Bu hasar günümüze kadar düzeltilmemiştir.Bis heute wurde dieser Schaden nicht saniert.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod