Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.Joseph Bell var en usædvanlig lærer på alle måder.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.Joseph Bell was in alle opzichten een buitengewoon lesgever.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.조셉 벨은 모든 면에 있어서 아주 뛰어난 선생님이었습니다
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.Джозеф Белл был выдающимся учителем во всех смыслах.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.Джоузеф Бел е бил във всяко едно отношение невероятен учител.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.ג'וזף בל היה מורה יוצא דופן מכל הבחינות.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.كان جوزيف بيل معلم استثنائي بجميع المقاييس.
Joseph Bell söylenilene göre harikulade bir öğretmendi.コナン・ドイルは
(Kahkahalar) Ve bence bu harikulade.Lo que encuentro simplemente fascinante.
Korunma için harikulade dayanıklı bir madde yapma amacıyla.대단히 튼튼한 물질을 만듭니다 -
Korunma için harikulade dayanıklı bir madde yapma amacıyla.כדי ליצור להגנתה חומר חזק באופן בלתי-רגיל --
Korunma için harikulade dayanıklı bir madde yapma amacıyla.لإنتاج مادة إستثنائية الصلابة للحماية --
Korunma için harikulade dayanıklı bir madde yapma amacıyla.ケブラーのような
Mahabharata'dan bir kısım geldi aklıma: "Dünyadaki en harikulade şey nedir, Yudhisthira?"le grand roman-fleuve indien : " Quelle est la chose la plus merveilleuse du monde, Yudhisthira ? "
Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi. Öyle değil mi? Sadece ne yapabildiğini görmekten bahsediyorum.Ontem à noite a Sirena foi uma maravilha, não foi?
Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi. Öyle değil mi?Sólo ver lo que ella hace.
Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi. Öyle değil mi?Вчера мы видели Сирину — её способности необычайны.
Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi.Sirena l'altra sera era magnifica, no?
Mesela, Sirena dün gece harikuladeydi.Včera večer bola Sirena zázrak.
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Ako si predstavujeme veľkolepú a tolerantnú budúcnosť v mieri?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Bagaimana kami membayangkan masa depan yang indah dan damai dan toleran?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Cum ne putem imagina un viitor care este măreţ, paşnic şi tolerant?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Jak si představujeme budoucnost, která je velkolepá a nenásilná a svobodomyslná?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"느낌을 확인하고 재발견하려고 노력하는 다른 많은 국가들이 있습니다.
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""איך אנחנו מדמיינים עתיד שהוא נפלא ושלו וסובלני?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"إزاء كيف يمكنُنا أن نتصور مستقبلا رائعا وھادئا ومتسامحا.
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"姿が見られます ここで申し上げたいのは
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.A pictat un Vermeer superb.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Dia melukis sebuah karya Vermeer yang indah.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Ele pintou um lindo Vermeer.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Er malte einen wunderschönen Vermeer.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Et ensuite les accusations de trahison furent abandonnées.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Gyönyörű Vermeer-utánzatot készített.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Hän maalasi kauniin Vermeerin.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Han målade en underbar Vermeer.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Han malede et smukt Vermeer.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.그는 아름다운 베르메르를 그렸지요.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Namaľoval krásneho Vermeera.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Namaloval nadherného Vermeera.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Namalował pięknego Vermeera.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Pintó un Vermeer hermoso.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Van tạo nên một bức Vermeer tuyệt đẹp.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı. Ve sonra vatana ihanet suçlaması düştü.Naslikal je čudovitega Vermeera in nato so bile obtožbe izdaje opuščene.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Ζωγράφισε έναν υπέροχο Βερμέερ.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Він чудово намалював картину Вермеєра.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Он нарисовал отличного Вермеера.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Той нарисувал един красив Вермеер.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.הוא צייר יצירה יפייפה של ורמר.
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.وقد رسم لوحة مميزة لفيرمير
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.そして反逆罪の起訴は取り下げられました
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Als je er bent, word je gewoon ondergedompeld in een wonderlijke omgeving.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Amikor ott van az ember, egyszerűen elmerül ebben a csodás környezetben.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Când ești acolo ești pur și simplu absorbit în acest mediu minunat.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Cuando tú estás allí inmerso en este ambiente maravilloso.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Khi ở đó, các bạn chìm đắm trong thế giới tuyệt vời này.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Kiedy się tam znajdziemy, zanużamy się w tym cudownym świecie.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.당신이 거기에 가서 그 놀라운 환경에 몰입한다면
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Quando siete li, siete immersi in questa atmosfera straordinaria.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Quand vous y êtes, vous êtes immergé dans ce fabuleux environnement.
Orada olduğunuzda bu harikulade dünyanın içine giriyorsunuz.Wenn Sie dort sind, werden Sie einfach hineingezogen in diese wundervolle Kulisse.