hareket ile cümle
hareket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tavsiyeme göre hareket eder.He acts according to my advice.
Gelecek Pazar New York'a hareket edecek.She will leave for New York next Sunday.
Tren hareket halindeyken açma.Do not open while the train is in motion.
Sincaplar çabuk hareket ederler.Squirrels move quickly.
Bir kadının arzusunu nasıl harekete geçirirsin?How to arouse a woman's desire?
Hayvanlar içgüdülerine göre hareket ederler.Animals act according to their instincts.
Daha hızlı hareket et!Act faster!
O yarın Tokyo'ya hareket edecek.She's leaving for Tokyo tomorrow.
Harekete geçmeden önce düşün!Think before you act!
Onun yüzsüzce meydan okuma hareketi neredeyse hayatına mal oluyordu.His brazen act of defiance almost cost him his life.
Her hareketlerini takip ediyorum.I'm following their every move.
Onlar dört nala koşan atlardan daha hızlı hareket ettiler.They moved quicker than horses in gallop.
Bu, Newton'un mutlak hareket olarak gördüğü merkezkaç kuvvetidir.This is centrifugal force, which Newton viewed as absolute motion.
Ay'a ne zaman hareket edeceksin? Hepimizin sana ihtiyacı var.When will you leave for the Moon? We all need you.
Bir hükümetin gayri safi mutluluk ölçme hakkında nasıl hareket edeceğini merak ediyorum.I wonder how a government would go about measuring gross national happiness.
Kendinizi kayan kumda bulduğunuzda, hareket etmezseniz daha yavaş batarsınız.If you find yourself in quicksand you'll sink more slowly if you don't move.
Araba tamamen hareketsiz durdu.The car stopped completely immobile.
Onlar çabuk hareket etmedi.They didn't act quickly.
Çok büyük bir kaya parçasını hareket ettirmek çok zor olacak.Moving a huge boulder is going to be very hard.
Uçak az önce hareket etti.The plane has just taken off.
O ona binmeye çalışırken otobüs zaten hareket halindeydi.The bus was already in motion when he tried to board it.
Mary başıyla hafif bir hareket yaptı.Mary made a slight motion with her head.
Gezegenimiz, Dünya, her zaman hareket halindedir.Our planet, Earth, is always in motion.
Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.You'll have to get a move on if you want to catch the train.
Direniş hareketi yeraltına indi.The resistance movement has gone underground.
Tren hareket ederken havaya siyah duman bulutları püskürttü.The train belched clouds of black smoke into the air as it chugged away.
Trenim saat altıda hareket ediyor, oraya saat onda varıyor.My train leaves at six o'clock and arrives there at ten o'clock.
Çabuk hareket etmeliyiz.We have to act quickly.
Hareketlerin sorumsuzdu.Your movements were unaccountable.
Buzul yavaş hareket eder.The glacier moves slowly.
Çim'de, hareket istasyonuna gitmek ve tren biletleri orada almak zorundasın.In China, you have to go to the departure station and buy train tickets there.
Çok dikkatli hareket ettirmeliyiz.We have to move very carefully.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.They would have to move fast.
Trenlerin hareket etmelerine izin vermeyi reddettiler.They refused to let the trains move.
Onlar onu güçlü bir erkeğin cesur hareketi olarak gördüler.They saw it as the brave act of a strong man.
Onlar kendi fikirlerinde hareket etme hakkına ve gücüne sahiptir.They have the right and power to act on their ideas.
O, cüsseli, yavaş hareket eden bir adamdı.He was a big, slow-moving man.
Müttefikler daha sonra doğuya Belçika'ya doğru hareket etti.The Allies then moved east into Belgium.
O yılın yaz aylarında daha fazla Japon askeri Çin'e hareket etti.In the summer of that year, more Japanese troops moved into China.
Kamuoyu baskısı orduyu hareket etmesi için zorladı.Public pressure forced the army to act.
Güneş hareketsiz duruyor gibi görünüyordu.The sun seemed to stand still.
Tokyo harekete geçmede boşa zaman geçirmedi.Tokyo wasted no time in taking action.
Dansçının her hareketi mükemmeldi.The dancer's every move was perfect.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
Sessizce hareket et.Move quietly.
Sanırım benim için harekete geçme zamanıdır.I think it's time for me to move on.
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.We had to leave for America on short notice.
Seni harekete geçireyim.Let me bring you up to speed.
At durdu ve hareket etmeyi reddetti.The horse stopped and refused to move.
Böyle aptalca hareket etmeyi bırakmalısın.You need to stop acting so stupid.
Tom'un uçağı 14.30'da Boston'a hareket edecek.Tom's plane leaves for Boston at 2:30 p.m.
Tom hareketsiz durdu, dikkatlice dinledi.Tom stood motionless, listening carefully.
Tom gelecek Cuma Hindistan'a hareket edecek.Tom is leaving for India next Friday.
Tom yeterince hızlı hareket etmedi.Tom didn't act quickly enough.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Tom Mary'nin Boston'a ne zaman hareket edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know when Mary will leave for Boston.
Tom Mary'nin treninin istasyondan tam olarak saat kaçta hareket ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know exactly what time Mary's train pulled out of the station.
Tom her zaman kurallara göre hareket etmez.Tom doesn't always play by the rules.
Daha hızlı hareket edemez misin?Can't you move faster?