Tom ve Mary birlikte daha çok zaman harcamaya başladı.Tom and Mary began spending more time together.
Tom istediği kadar zaman harcamak istiyor.Tom likes to take his time.
Sanırım Tom başka biriyle zaman harcamayı tercih eder.I think Tom would rather be spending time with someone else.
Aptalca şeylere para harcamayı durdurun.Stop spending money on stupid things.
Çok harcamak biraz biriktirmekten daha kolay.It's easier to spend a lot than to save a little.
Belki Tom'la bir saat harcamalıyım.Maybe I should spend an hour with Tom.
Yeni kazandığın parayı boşa harcama!Don't fritter your newly earned money away!
Yasal harcamalar, aşağı yukarı, ona 9.000 sterline mal oldu.The legal costs set him back something in the order of £9,000.
TV izleyerek çok fazla zaman harcamanı sevmiyorum.I don't like you spending so much time watching TV.
Zamanını boşa harcamadığını gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see you haven't been wasting your time.
Hiçbir şeyi harcamam.I don't waste anything.
Televizyon izlemeye çok fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching television.
Artık daha fazla zaman harcamayı göze alamam.I can't afford to waste any more time.
Tom özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.Tom made no effort to apologize.
Nefesini Tom'la boşa harcama.Don't waste your breath on Tom.
Bunu harcamak istemiyorum.I don't want to blow it.
Biz şimdi Tom ile zaman harcamak zorundayız.We have to spend time with Tom now.
Tom gereğinden daha fazla para harcamadı.Tom spent no more money than was necessary.
Bunun için çok para harcamamalıydım.I shouldn't have paid so much money for this.
Bu kadar çok para harcamamalıydım.I shouldn't have spent so much money.
Paramı harcamayı bırak.Stop spending my money.
Nefesini boşa harcama.Don't waste your breathe.
Kazandığından daha fazla para harcamamalısın.You should not spend more money than you earn.
Kazandığınızdan daha fazla para harcamamalısınız.You shouldn't spend more money than you earn.
Kazandığından fazla harcamaman gerekir.You shouldn't spend more than you earn.
Yaptığım şeyin zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyorum.I think what I'm doing is worthwhile.
İşte daha çok zaman harcamam gerekiyor.I need to spend more time at work.
Günü Tom'la harcamaktan zevk alacağını biliyorum.I know you'll enjoy spending the day with Tom.
Tom Mary ile konuşarak zamanını boşa harcamadı.Tom didn't waste his time talking to Mary.
Tom Mary ile daha fazla vakit harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend any more time with Mary.
İşte daha az zaman ve ailemle daha çok zaman harcamam gerekiyor.I need to spend less time at work and more time with my family.
Muhtemelen Tom'la biraz zaman harcamaya gitmeliyim.I should probably go and spend some time with Tom.
Muhtemelen Tom'la biraz zaman harcamalıyım.I should probably spend some time with Tom.
Evi temizlerken harcamam gerekenden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend more time cleaning the house than I need to.
Zamanın bolsa, dil öğrenmek için para harcamana gerek yok.If you have a lot of time, you don't have to spend money to learn a language.
Para harcamak seni mutlu eder mi?Does spending money make you happy?
Para harcamak beni mutlu etmez ama bir şeyler almak eder.Spending money doesn't make me happy, but buying things does.
Boşa zaman harcamaktan vazgeç.Quit wasting time.
Çok fazla zaman harcama!Don't waste so much time!
Harcamayı kontrol altında tutmamız gerekir.We need to keep spending under control.
Birlikte daha fazla zaman harcamak isterdim.I wish we could spend more time together.
Harcamaları kısmamız gerekiyor.We need to cut spending.
Biz harcamayı kesmeliyiz.We must cut spending.
Hiçbir grup konuyu tartışarak çok zaman harcamadı.Neither group spent much time discussing the topic.
Neden onu yaparak boşa vakit harcamak istiyorsun?Why do you want to waste time doing that?
Keşke bütün paramı harcamasaydım.I wish I hadn't spent all my money.
Harcamalar düşürülmelidir.Expenditures must be reduced.
O, hayatının geri kalanını onunla harcamak istedi.She wanted to spend the rest of her life with him.
Tom karısının çok fazla para harcamasından dert yandı.Tom complained that his wife was spending too much money.
Çocuklarınızla vakit harcamanın zararı olamaz.Spending time with your children couldn't hurt.
Tom zamanımızı boşa harcamasa iyi olur.Tom had better not be wasting our time.
Tom'la daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time with Tom.
Para harcamayı kes.Stop wasting money.
Herkes boşa zaman harcamayı seviyor.Everybody likes to goof off.
Zamanımızı boşa harcamak demek hayatımızı boşa harcıyoruz demektir.Wasting our time is like wasting our lives.
Hayati önemi olmayan şeylere boşa para harcama.Don't waste money on nonessentials.
Onların harcamalarını azaltmaları gerekecek.They will need to reduce their expenditures.
Bir kuaförde kendimi para harcamaktan kurtarmak için bir saç kesme makinesi aldım.I got a hair-clipper to save myself from spending money on a hairdresser.
Bazen tek başına biraz zaman harcamak harikadır.Sometimes it's great to spend some time alone.
Hiçbir şey çaba harcamadan ölümlülere verilmez.Nothing is given to mortals without effort.