Ana içeriğe geç
Sözlük

hara ile cümle

hara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Savaştan sonra harabe olarak kaldı.Τα ίχνη του χάθηκαν μετά τον πόλεμο.
Bu nedenle, zulüm gördüler ve toprakları harap oldu.Για το λόγο αυτό υπέστησαν διωγμούς και τα εδάφη τους ερημώθηκαν.
Köyün girişinde eski köy okulu binası da harap haldedir.Στη είσοδο του χωριού προβάλλει το όμορφο κτίριο του παλαιού δημοτικού σχολείου.
Yaklaşık olarak 1910 yılında Harar şehrinde doğmuştur.Αυτή την εποχή ήρθε στην πόλη ο ηλεκτρισμός (1910).
Harabeleri çok eski olmakta ve Roma yollarından kalmaktadır.Η οδός αυτή είναι ιδιαίτερα παλιά και ανάγεται στην ρωμαϊκή περίοδο.
Faust, Goethe Scarlett O'Hara karakteri.Σου παρουσιάζω τη Σκάρλετ Ο' Χάρα.
TARDIS, Londra'ya cisimlenir ancak Londra harap içinde yıkılmış bir haldedir.Εξαιτίας μιας δολιοφθοράς το Λονδίνο θα βυθιστεί στο σκοτάδι.
Bu köşk uzun yıllar harap halde kaldı.Είναι βέβαιο ότι στην πόλη αυτή διέπρεψε για μεγάλο χρονικό διάστημα.
O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi.Είναι πιθανό ότι εκείνη τη στιγμή τελούνταν ανθρωποθυσία.
Haraçlar, oyunlar boyunca seyircinin görmek istediği bir kişiliği sergiler.Οι φόροι κτίζουν την προσωπικότητα που αυτοί θέλουν το κοινό να βλέπει κατά τη διάρκεια των Αγώνων.
Cusco yakınlarında efsanevi İnka şehir harabesi Machu Picchu bulunur.Κοντά στο Κούσκο βρίσκεται και η πόλη Μάτσου Πίτσου. κυβέρνησης.
Burada bir şehir harabesinin mevcut olduğu söylenmektedir.Αυτό οφείλεται στην ύπαρξη ενός φάρου στην πόλη.
1917 - Büyük Selanik yangını: şehrin %30'dan fazlası harab oldu, 70.000 kişi evsiz kaldı.1917 - Μεγάλη πυρκαγιά στη Θεσσαλονίκη καταστρέφει το 32% της πόλης, αφήνοντας άστεγα 70.000 άτομα.
Carlos harap olmuştur.Ο Κάρολος ήταν συντετριμμένος.
Bu iş kapsamında harap durumda olan bina ve bahçenin tamamı temizlenmiştir.Από την δεξαμενή αυτή υδροδοτείται το ανάκτορο και όλος ο κήπος.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Bjerge og floder skiftede plads og veje blev ødelagt.
Büyük kılıç zafer kazanan Harald'ı, diğer iki küçük kılıç yenilen küçük kralları temsil etmektedir.Det største sværd repræsenterer den sejrende konge, mens de to andre symboliserer de tabende småkonger.
Aralarındaki yazışmalar, Calvin sonlandırana kadar daha fazla hararetlenerek devam etti.Med tiden udviklede deres korrespondance sig mere og mere ophedet, til Calvin afbrød den.
Herodot'a göre Grekler geceyi, davranış biçimleri üzerinde hararetli tartışmalarla geçirmiştir.Ifølge Herodot brugde de allierede aftenen på heftigt at debattere, hvad de skulle gøre.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Han overgav sig efter, at han var blevet truffet i benene og armen og fået sit gevær ødelagt af en kugle.
1904 - Toronto'nun büyük bir kısmı, çıkan yangında harabeye döndü.1904 - Store dele af Toronto i Canada ødelægges under en storbrand.
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.Den 29. januar 1996 blev teatret igen ramt af en ildløs.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han genopbyggede kanalsystemet og skaffede såsæd og avlsdyr til de gårde, der var blevet ødelagt i krigene.
Pencereleri harap olmuştur.Vinduerne er firkantede.
Amacı Rüzgâr Gibi Geçti filminde Scarlett O'Hara rolünü oynamaktı(1939).Han spillede også faderen Scarlett O´Hara i Borte med Blæsten i 1939.
1376'da, ortak orduları Volga Bulgaristan'ı harap etti.I 1376 hærgede deres forenede hære Det volgabulgarske rige.
Haberci ise onları uyarmak amacıyla ara vermeden harar diye bağırır.Fangevogteren bad dem om at vente, til han meldte fra.
Güzel saçlı Harald'ın oğludur.Søn af Harald Hårderåde.
1541 yılında çıkan büyük bir yangın sonucunda kalenin büyük bir kısmı harap olmuştur.Ved en brandkatastrofe i 1564/65 blev en del af slottet ødelagt.
Şehir tamamen harap oldu ve bir daha inşa edilmedi.Landsbyen blev ubeboelig og blev aldrig genopbygget.
Bir dizi kemerden oluşan harap bir yapı, kalenin güneydoğusundan biraz uzaktadır.En række småkratere ligger i en bue væk fra randen mod sydvest.
835 kilometre (520 mil) genişliğinde bir alan harap olmuştur ve bazı ilçelerde nüfusun %60'ı ölmüştür.Et område med en radius på ca. 780 km blev ødelagt og i nogle amter døde 60 % af befolkningen.
Mahallenin bilinen tek eski ismi Harapsorik'tir.Den eneste tryllestavsbutik man hører om er Ollivanders.
Faith ise harap bir halde Los Angeles'ın yolunu tutar.Han bruger sine superkræfter til at holde gaderne i Los Angeles trygge.
1968'den beri harabeler milli anıt konumundadır.Rantumbassinet er siden 1968 anerkendt som europareservat.
Pelennor Çayırları Savaşı'ndan sonra harap hâle gelmiştir.Fuglelyde fra gulspurve er brugt forkert efter årstiden.
Grup üyeleri Park Gyuri, Han Seungyeon, Nicole Jung, Goo Hara ve Kang Jiyoung'dur.De fem medlemmer er: Park Gyuri (leder), Han Seungyeon, Goo Hara, Jung Nicole og Kang Jiyoung.
17 Şubat, 1979, Harare) profesyonel Zimbabve'li tenis oyuncusu.Cara Black (født 17. februar 1979 i Harare i Zimbabwe) er en professionel kvindelig tennisspiller.
Bu yüzden bahçe, o zamanlar harap bir hâlde idi.Men da havde slottet allerede i nogen tid været ruin.
21 Haziran'da IŞİD binlerce yıllık harabelerin olduğu kısıma girmiştir.Langt ind i juni var der fortsat adskillige minusgrader.
O yüzden haramlara besmele çekilmez.Det lod sig altså ikke gøre at forfalske sedlerne.
İlk plağını 1969'da çıkardı ( Asrı gurbet harab etmiş köyümü ).Han udgav sin første plade i eget navn i 1969 (The Baptised Traveler).
Daha önce harap ve çalışmaz bir durumda idi.Og at de arbejdede under et umenneskeligt tids- og nervepres.
Birçok dükkânı haraca bağlar.Der er adskillige butikker i Skævinge.
İslamiyet ve Yahudilik'te domuz eti yemek haramdır.Det er forbudt jøder og muslimer at spise svinekød.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Fjell og elver byttet plass, og veier ble ødelagte.
(Harambee) yazmaktadır.Utgitt som bok (Solum Forlag).
Bu, müminlere haram kılınmıştır."Dette gjorde ham derimot populær blant de troende.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han gjenoppbygde kanaler og gårder som var blitt ødelagt i krigene.
Dağlara çıkar, harami olur.I Bergen opprettet han et legat for blinde.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Han overga seg etter at han var blitt truffet i beina og armen, og fått geværet ødelagt av en kule.
Pencereleri harap olmuştur.Bare vinduene ble ble ødelagt.
29 Ocak 1996'de tiyatro binası bir kundakcılık sonucu yangın geçirip tümü ile harabeye döndü.29. januar 1996 ble teateret på ny totalt ødelagt av brann.
Haramilerden biri, Ali Baba'nın evini bulmaya çalışırken.Et medlem av de førti røverne forsøker å finne Ali Babas hus.
Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.Noen av fortene forfaller, mens andre har blitt (delvis) restaurert.
Her iki sur da harap haldeydi ve çarpışmalar sürüyordu.Der var det imidlertid rødt lys og begge stoppet.
Büyük kılıç zafer kazanan Harald'ı, diğer iki küçük kılıç yenilen küçük kralları temsil etmektedir.Det største sverdet representerer den seirende kongen, mens de to andre symboliserer de tapende småkongene.
Nehri bugün harabe durumundadır.I dag er elven nesten uttørket.
17 Şubat, 1979, Harare) profesyonel Zimbabve'li tenis oyuncusu.Cara Black (født 17. februar 1979 i Harare i Zimbabwe) er en profesjonell kvinnelig tennisspiller.
Bazı dinlere göre at sütünün haram olduğu tartışması vardır.I motsetning til hva mange tror, inneholder ikke mjød melk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod