Saat kaçta Londra'ya hareket edeceksin?What time are you going to leave for London?
Harika bir mizah duygun var.You've got a great sense of humor.
Arkadaşın ne zaman Amerika'ya hareket etti?When did your friend leave for America?
Arabanızı hareket ettirmemin bir sakıncası var mı?Would you mind my moving your car?
Seninle tanışmak harika.It's great to meet you.
Sen harika bir adamsın.You're a wonderful guy.
Harcadığın paranın miktarı nedir.What is the amount of money you spend?
Atlanta ziyaretim sırasında harcadığın zaman için size teşekkür ederim.Thank you for the time you spent with me during my visit to Atlanta.
O aşırı para harcıyor.He's got money to burn.
STEP harfleri Society for Testing English Proficiency anlamına gelir.The letters STEP stand for the Society for Testing English Proficiency.
A, alfabenin ilk harfidir.A is the first letter of the alphabet.
ASEAN harfleri Association of Southeast Asian Nations anlamına gelir.The letters ASEAN stand for the Association of Southeast Asian Nations.
Benim havaalanı servis otobüsü, saat altıda hareket eder.My airport shuttle bus leaves at six o'clock.
Biz altıda orada olacaksak, şimdi hareket etmek zorundayız.If we are to be there at six, we will have to start now.
Tüm bu parayı üç ay içerisinde harcamış olacağım.I will have spent all this money in three months.
Her otuz dakikada hareket eder.It leaves every thirty minutes.
Birkaç hata hariç onun kompozisyonu mükemmel.Except for a few mistakes, his composition is perfect.
Bir kedi haricinde ev boştu.The house was empty except for a cat.
Tek bir yeni boşa harcamayı göze alamam.I can't afford to waste a single yen.
Saat onda Osaka'dan Tokyo'ya hareket edecek.He leaves Osaka for Tokyo at ten.
10 dolardan daha fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend more than $10.
Suyla vaftiz etmem için beni gönderen kişinin bana söylediğinin haricinde...Except that the one who sent me to baptize with water told me...
Aptallar düşünmeden hareket ederler.Fools rush in where angels fear to tread.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Hesap makinesi harika bir icat.The calculator is a wonderful invention.
Polis onun hareketlerinden şüphelendi.The police were suspicious of his movements.
Polis isyanla başa çıkmak için hemen harekete geçti.The police took immediate action to deal with the riot.
Düşünmeden hareket etme.Don't behave lightly.
Hareketli egzersiz seni terletir.Vigorous exercise makes you sweat.
İki insan birbirini anlarsa evlilik harika bir şey olabilir.Marriage can be a wonderful thing if two people understand each other.
Pazartesi hariç herhangi bir gün olur.Any day will do except Monday.
Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.A wise man would not act in that way.
Harajuku, Tokyo'daki en hareketli yerlerden biridir.Harajuku is one of the hottest places in Tokyo.
Bana sorarsan, çizgi roman okumak tamamen boşa zaman harcamaktır.If you ask me, reading comics is a complete waste of time.
Akşam 6.00'da hareket eden ekspres tren için bir rezervasyon yapmak istiyorum.I'd like to make a reservation for the express train that leaves at 6:00 p.m.
Işık sesten çok daha hızlı hareket eder.Light travels much faster than sound.
Işık sesten daha hızlı hareket eder.Light travels faster than sound.
Işık saniyede 186.000 millik bir hızla hareket eder.Light travels at a velocity of 186,000 miles per second.
Konuşma onların sosyal hareketinin lehineydi.The address was in favor of their social movement.
Liseye gitmek harika olacak.It will be great to go to senior high.
Bu yüzden zorbalıkla hareket ediyorsun.So you are acting high-handedly.
Bu ay tüm cep harçlığımı zaten harcadım.I've already spent all my pocket money for this month.
Önümüzdeki cumartesi Şikago'ya hareket ediyorum.I'm leaving for Chicago next Saturday morning.
Bugünkü parti gerçekten hareketliydi, değil mi?Today's party was really lively, wasn't it?
Bu öğleden sonra Karuizawa'ya hareket edeceğiz.We leave for Karuizawa this afternoon.
O, bu öğleden sonra ayağa kalkıp hareket edecek.She'll be up and around this afternoon.
Ben harika bir gece geçirdim.I had a great night.
Sonunda harika bir çözüm buldum.I finally came up with a great idea.
Son sayfa hariç tümünü bitirdim.I've finished all except the last page.
O, parasının sonunu harcadığı zaman umutsuzluğa düştü.He was in despair when he spent the last of his money.
En fazla 100 dolar harcayabilirsiniz.You may spend a maximum of 100 dollars.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Eşim, sanki ben kentin en zengin adamıymışım gibi para harcıyor.My wife spends money as if I were the richest man in town.
Dün geceki harika akşam yemeği için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for the wonderful dinner last night.
Dün gece hareketli bir partimiz vardı.We had a lively party last night.
Üç günlük tartışma zaman harcamaya değerdi.The three-day discussion was worthwhile.
Ne kadar harcadığının bir kaydını tut.Keep a record of how much you spend.
Sürücü İlk otobüsün sabah saat 6:00 da hareket ettiğini söyledi.The driver said that the first bus starts at 6:00 a.m.
İlk otobüs on dakika geç hareket edecek.The first bus will leave 10 minutes behind time.
Şehrin bir haritasını istiyorum.I'd like a map of the city.