Tom kendi büyüttüğü sebzeler hariç hiçbir şey yemez.Tom doesn't eat anything except the vegetables that he grows himself.
Yeni köprüye büyük miktarda para harcandı.A large amount of money was spent on the new bridge.
Bu bölge bir kasırgadan sonra haritadan silindi.This region was wiped off the map after a hurricane.
Eğer sen bize akşam yemeği için katılırsan o harika olurdu.It would be great if you could join us for dinner.
Hareketsiz yat.Lie still.
Tamamen hareketsiz dur.Stay absolutely still.
O, kulağa harika geliyor.That sounds great.
Zamanımı boşa harcıyorsun.You're wasting my time.
Hardallı bir şey yediğimden beri bir süre oldu.It's been a while since I've eaten anything with mustard.
Bütün gün bir dilim ekmek hariç hiçbir şey yemedim.I haven't eaten anything except one slice of bread all day.
Bu harika.This is awesome.
Onunla çok fazla zaman harcadın.You spend too much time with him.
"Tom harika bir adamdır." "Ben seninle daha fazla aynı fikirde olamam.""Tom is a great guy." "I couldn't agree with you more."
"Hadi dans etmeye gidelim." "Ne harika bir fikir!""Let's go dancing." "What a great idea!"
Zamanını boşa harcama.Don't waste your time.
Onu yaparak zamanını boşa harcama.Don't waste your time doing that.
Tom'un zamanını boşa harcama.Don't waste Tom's time.
Sana söylemediğim sürece hareket etme.Don't move unless I tell you.
Bu harita sizin için çok yararlı olacak gibi görünüyor.This map will seem very useful to you.
Bu harika bir dünya.It's a wonderful world.
Tom harika bir çocuk gibi görünüyor.Tom seems like a great kid.
Tom harika bir çocuk.Tom is a great kid.
Tom bir saatten daha fazla süredir hareket etmedi.Tom hasn't moved for over an hour.
George Harrison tüm yaşamı boyunca bir centilmendi.George Harrison was a gentleman all his life!
Yeni iOS 6 haritaları tarafından hayal kırıklığına uğratıldım.I was disappointed by the new iOS 6 maps.
Çalının arkasında bir şey hareket ediyor.Something is moving behind the bush.
Yağmur harika.The rain is wonderful.
Tom ve Mary harika arkadaşlar.Tom and Mary are great friends.
Tom gerçekten harika.Tom is really cool.
O, Harry Potter'ın kitapları ile takıntılı.She's obsessed with the Harry Potter books.
Harvard'a nasıl girdin?How did you get into Harvard?
Harita nerede?Where's the map?
Bu gece gerçekten harika bir zaman geçirdim.I had a really great time tonight.
Bütün haftayı Boston'da harcadım.I spent the whole week in Boston.
Keşke seninle daha fazla zaman harcayabilsem.I wish I could spend more time with you.
"Çok eğlenmiyormuşsunuz gibi görünüyordu." "Aslında, ben harika zaman geçirdim.""It looked like you weren't having much fun." "Actually, I had a great time."
Boşa zaman harcıyoruz.We're wasting time.
Bir haritaya ihtiyacımız var.We need a map.
Harekete geçmek zorundayız.We have to move.
Harcamaları paylaşalım.Let's share the expenses.
Gerçekten harika görünüyorsun.You really look great.
Oğlunla daha fazla zaman harcamak zorundasın.You have to spend more time with your son.
Tom okulun önündeki büyük meşe ağacına adının baş harflerini kazıdı.Tom carved his initials on the large oak tree in front of the school.
Onlar harika.They're cool.
Yan odada hareket eden bir şey var.There's something moving in the next room.
Herkes harika vakit geçiriyor.Everyone's having a great time.
Ben sadece bir kuruş harcayacağım.I'm just going to spend a penny.
Ne harika bir hediye.What a wonderful gift!
Ne kadar da harika bir parti!What a wonderful party!
Sen harika bir arkadaşsın.You're a wonderful friend.
Tom Mary'nin onun hard diski yeniden formatlamasına yardım etmesini istedi.Tom asked Mary to help him reformat the hard disk.
Sen harikaydın.You were fantastic.
Harry bir sihirbazdır.Harry is a wizard.
Harry elbisesini ve sihirbaz şapkasını giydi.Harry put on his robe and wizard hat.
Bu harika bir başlangıç!That's a great start!
Ben sadece bu siteyi keşfettim ve bunun harika olduğunu düşünüyorum!I just discovered this website and I think it's fantastic!
Düşünmeden hareket edemeyiz.We can't act without thinking.
Tom'u beklemek için daha fazla zaman harcayamayız.We can't afford to spend any more time waiting for Tom.
Daha fazla mühimmatı boşa harcamayı göze alamayız.We can't afford to waste any more ammunition.
Sadece hiçbir şey olmamış gibi hareket edemezsin.We can't just act as if nothing has happened.