Tom Mary'ye parasını böyle bir şeye harcamamasını söyledi.Tom told Mary not to waste her money on such a thing.
Tom Mary'ye bir Noel hediyesi almak zorunda olduğu tüm parayı harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom elindeki tüm parayı Meryem'e bir Noel hediyesi almak için harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Tom spends a majority of his time helping Mary.
Tom Mary ile çok fazla zaman harcar.Tom spends a lot of time with Mary.
Tom Mary'ye ödevini yapmasına yardım etmek için çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time helping Mary do her homework.
Tom her zaman Mary'nin ne kadar harcadığı hakkında şikayet ediyor.Tom is always complaining about how much Mary spends.
Tom Mary'nin Boston'a ne zaman hareket edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know when Mary will leave for Boston.
Tom Mary'nin treninin istasyondan tam olarak saat kaçta hareket ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know exactly what time Mary's train pulled out of the station.
Tom ve Mary her zaman birlikte harika bir zaman geçiriyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary always seem to have a wonderful time together.
Mary Tom'un parasını biraz özgürce harcadığını söylüyor.Mary says that Tom spends his money a little too freely.
Harvard'a girmede Tom'un şansının ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's chances of getting into Harvard are?
Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.Tom seems to have packed everything but the kitchen sink.
Tom yaşlandı ve artık hardal kesemiyor.Tom has grown old and can't cut the mustard anymore.
Tom her zaman kurallara göre hareket etmez.Tom doesn't always play by the rules.
Onun için 10 dolar harcadım.I spent 10 dollars on it.
Ben o sorun ile ilgili daha fazla zaman harcamak istemediğimi fark ettim.I realized that I didn't want to spend any more time dealing with that problem.
Evi temizlerken gereğinden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend any more time than necessary cleaning the house.
Aileme yemek pişirmek için gereğinden daha fazla zaman harcamayacağım.I didn't want to spend any more time than necessary cooking for my family.
Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time working on that project.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Tom'la tartışarak daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time arguing with Tom.
Tom ile daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time with Tom.
Anahtarlarımı aramaya daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time looking for my keys.
Hapishanede daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time in jail.
Mutfak zeminini temizlemek için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time cleaning the kitchen floor.
C'deki değişken isimler büyük küçük harfe duyarlıdır.Variable names in C are case sensitive.
Tom hariç herkes oradaydı.Everyone but Tom was there.
Tom hariç herkes vardı.Everybody but Tom was present.
Tom hariç, herkes katıldı.With the exception of Tom, everyone attended.
Tom'un yaptığı ev harika.The house Tom built is wonderful.
Hava dışında, harika bir piknikti.Except for the weather, it was a great picnic.
Daha hızlı hareket edemez misin?Can't you move faster?
Lütfen bana haritada göster.Please show me on the map.
Joe hariç herkes partiye gitti.Everybody except Joe went to the party.
Ani hareket yapmayın.Don't make abrupt moves.
Küçük çocuk hariç hiç kimse Tango ile oyun oynamak istemedi.No one wanted to play with Tango except the little boy.
Onun konuşması bizi harekete geçirdi.His speech moved us.
O, harika bir fikir düşündü.He thought of a great idea.
Müzik dinlemeye çok zaman harcadım.I spent a lot of time listening to music.
Londra'ya hareket ettim.I left for London.
Böylesine harika bir müzik!Such a wonderful music!
Onun haricinde başka hiç kimse partiye gelmedi.With the exception of him, nobody else came to the party.
Onun yaralarının hepsi haricidir.His injuries are all external.
Tom o kadar çok para harcamamış olmayı diledi.Tom wished he hadn't spent so much money.
Tom Mary'nin Harvard'a girdiğini duyduğunda şok oldu.Tom was shocked to hear that Mary had gotten into Harvard.
Tom genellikle sosisli sandviçlerinin üzerine hardal ve ketçap koyar.Tom usually puts mustard and ketchup on his hot dogs.
Tom Mary'ye zamanını boşa harcadığını söyledi.Tom told Mary that she was wasting her time.
Tom evine oldukça çok para harcadı.Tom spent quite a lot of money for his house.
Tom kaç para harcamak zorunda olduğumuzu tam olarak bilmeli.Tom should know exactly how much money we have to spend.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom, John'un Harvard'dan ne zaman mezun olduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew when John had graduated from Harvard.
Tom bir servet harcamış olmalı.Tom must have spent a fortune.
Tom yeni evine bir servet harcamış olmalı.Tom must have spent a fortune on his new house.
Tom'un harcayabileceğinden daha çok parası var.Tom has more money than he can spend.
Tom Boston'da harika zaman geçirdi.Tom had a wonderful time in Boston.
Tom Pazar hariç her gün akşam 10:00' dan sonra eve gelir.Tom gets home after 10:00 p.m. every day except Sunday.
Tom kullanılmış bir motorsiklet için 300 dolardan daha fazla harcamak istemiyor.Tom doesn't want to spend more than $300 for a used motorcycle.
Tom para hakkında düşünerek çok zaman harcamaz.Tom doesn't spend much time thinking about money.
Tom eğitim için fazla zaman harcamaz.Tom doesn't spend much time studying.