O, tek başına New York'a hareket etmeye karar verdi.He decided to set out for New York by himself.
Günde bir kez nazik bir harekette bulunur.He does a kind act once a day.
İstasyona erken varmak için çaba harcadı.He made an effort to get to the station early.
O, sessizce ve çabucak hareket edebilir.He can move quietly and quickly.
Şirketin harcamasıyla gezi yaptı.He traveled at the expense of the company.
O hızla hareket etti ve yangını söndürdü.He acted quickly and put out the fire.
O, Kyotoya hareket etmiş olabilir.He may have left for Kyoto.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
O, bir deli gibi hareket etti.He acted like a madman.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
Ay sonuna kadar bütün parasını harcamış olacak.He will have spent all his money by the end of the month.
O, az bir hareket özgürlüğüne sahipti.He had little freedom of action.
Onun hareket özgürlüğü kısıtlıydı.He had little freedom of action.
O, Harvard'da son sınıf öğrencisi.He is now a senior at Harvard.
O bu akşam Narita'dan Hawaii'ye hareket ediyor.He is leaving Narita for Hawaii this evening.
O, dün Londra'ya hareket etti.He left for London yesterday.
O, harcayabileceğinden daha çok para kazanıyor.He earns more money than he can spend.
Harcayabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can spend.
Onun harcanılabilecekten daha fazla parası var.He has more money than can be spent.
O, sınavı geçmek için bir çaba harcadı.He made an effort to pass the examination.
Zamanını boşa harcadığı için pişman.He regrets having wasted his time.
Parasını boşa harcadığına üzülüyor.He regrets his having wasted his money.
O kendi adına hareket etmektedir.He is acting on his own behalf.
Bütün parasını arabaya harcadı.He spent all of his money on a car.
Genç olmasına rağmen vaktini boşa harcamaz.Though he is young, he never wastes time.
İçki içmek onu harap etti.Drinking was his ruin.
O, terfi şansını boşa harcadı.He threw away his chance of promotion.
Durumu değerlendirdi ve derhal harekete geçti.He sized up the situation and acted immediately.
O, harikalar yaptı.He has done marvels.
O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı.He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.
O harika bir sporcu gibi görünüyor.He appears to have been a great sportsman.
Düşen bir ağaç tarafından hareketsiz kaldı.He was pinned down by a fallen tree.
Sen hariç burada az sayıda arkadaşı var.He has few friends here except you.
O hızla hareket eder.He moves quickly.
O hareket edemiyordu ve yardım çağırmak zorunda kaldı.He couldn't move and had to call for help.
O hareket edemedi.He was unable to move.
O hareketlerinde hantaldır.He is awkward in his movements.
O, Pazar hariç her gün çalışır.He works every day but Sunday.
Pazar hariç her gün çalışır.He works every day except Sunday.
Atlar hariç tüm hayvanları sever.He likes all animals except horses.
Onların hararetli tartışmaya bir son vermek için boşuna uğraştı.He tried in vain to put an end to their heated discussion.
Kitaplara çok para harcar.He spends a great deal of money on books.
Hokkaido'ya hareket etmeyi bir sonraki aya erteledi.He postponed leaving for Hokkaido until next month.
Yarın Peru'ya hareket ediyor, değil mi?He is leaving for Peru tomorrow, isn't he?
O, yarın Tokyo'ya hareket edecek.He leaves for Tokyo tomorrow.
Onun cesur hareketi ona saygı kazandırdı.His brave deed earned him respect.
Gelecek hafta New York'a hareket edecek.He leaves for New York next week.
O harika bir bilim adamı olacak.He will be a wonderful scholar.
O, harika sonuçlar aldı.He got wonderful results.
O, harika, değil mi?He is cool, isn't he?
Onların zamanının çoğu kısmi zamanlı işlerde harcanır.A lot of their time is spent on part-time jobs.
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Onlar evi yapmak için altı ay harcadılar.They spent six months building the house.
Projeye çok para harcadılar.They spent a good deal of money on the project.
Onlar bilgiye göre hareket ettiler.They acted on the information.
Onlar yavaşca ileriye doğru hareket etti.They moved ahead slowly.
Onların hepsi harika erkeklerdi.They were all great men.
Planlarını tartışarak dört saat harcadılar.They spent four hours discussing their plan.
Onlar hararetli bir tartışmaya girdi.They entered into a heated discussion.
Dün New York'a hareket ettiler.They set sail for New York yesterday.