Tokyo gerçekten harikaydı.Tokyo was really wonderful.
Bizim ofis için bir harita ekli.Attached is a map to our office.
NTT harfleri ne anlama geliyor?What do the initials NTT stand for?
Hareket halindeyken arabanın kapısını asla açma.Never open the door of a car that is in motion.
Hareket eden bir trene atlamak tehlikelidir.It is dangerous to jump into a moving train.
Hareket eden bir trenden atlamak tehlikelidir.It's dangerous to jump off a moving train.
Hareket etmeyin, lütfen.Don't move, please.
Hareket edemiyorum.I can't move.
Hayvanlar içgüdüsel olarak hareket eder.Animals act on instinct.
Onlar yollarını kaybetme ihtimaline karşı yanlarında bir harita taşıdılar.They carried a map with them in case they should lose their way.
Bir yol haritası alabilir miyim?May I have a road map?
Sayfa yirmi beşteki haritaya bak.Look at the map on page 25.
Güneş batarken, hepimiz eve doğru hareket ettik.The sun having set, we all started for home.
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya silahlara çok para harcamamalıdır.Japan should not spend much money on weapons.
Japonlar 7 Aralık 1941 tarihinde Pearl Harbor'a saldırdı.The Japanese attacked Pearl Harbor on December 7, 1941.
Alır almaz parayı harcarım.I spend money as soon as I get it.
Bir kedi sandalyeye atladı ve hareketsiz yatıyor.A cat jumped onto the chair and lay motionless.
Kediler genellikle hareketli araçlar tarafından ezilirler.Cats are often run over by moving vehicles.
Kediler hariç, hayvanları severim.Apart from cats, I like animals.
Yaşına göre hareket etmeye çalış.Try to act your age.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.
Harap kale şimdi restorasyon altında.The ruined castle is now under restoration.
Ağustos ayının başında İngiltere'ye hareket etti.He left for England at the beginning of August.
O, otobüse biner binmez, otobüs hareket etmeye başladı.As soon as he got on the bus, it began to move.
O bizim rehberimiz olarak hareket etti.He acted as our guide.
Ona bir harita verdim.I handed a map to him.
Onun şakası harikaydı.His joke killed me.
Onun görüşlerini harfiyen almayın.Don't take his remarks too literally.
Onun en son çalışmaları belediye binasında sergileniyor. Onlar açıklama ötesinde harika.His latest works are on display at the city hall. They are fabulous beyond description.
Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.His fingers ran swiftly over the keys.
Onun amacı harika bir doktor olmaktı.His aim in life was to become a great doctor.
Kızı hareketlerinde hızlıdır.His daughter is quick in her movements.
O, hızlı hareket eder.He acts quickly.
O saat onda Tokyo'ya hareket eder.He leaves for Tokyo at ten.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, bir hafta önce New York'a hareket etti.He left for New York a week ago.
O, Afrika'ya hareket etmeden üç gün önce beni görmeye geldi.He came to see me three days before he left for Africa.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O parasını her zaman özgürce harcıyor.He always spends his money freely.
Önceki gün Amerika'ya hareket etti.He left for America the day before yesterday.
O, bu romanı yazarken üç yıl harcadı.He has spent three years writing this novel.
O, John'u vekili olarak hareket etmesi için atadı.He appointed John to act as his deputy.
O, harika bir kişiliğe sahiptir.He has a wonderful personality.
Onun skandalla ilgili yapacak harika bir anlaşması vardı.He had a great deal to do with the scandal.
O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.He grudged spending money on such a thing.
O, yazarın harika olduğunu düşünmüyor.He doesn't think that the writer is great.
Partide harika bir zaman geçirdiğini sözlerine ekledi.He added that he had a wonderful time at the party.
O, Harvard'da hukuk okudu.He studied law at Harvard.
Harvard'ta bir biyoloji profesörüdür.He's a professor of biology at Harvard.
O, Harvard'da hukuk eğitimi görüyor.He is studying law at Harvard.
O, Harvard'da hukuk okuyor.He is studying law at Harvard.
O, Harvard'da öğrencidir.He is a student at Harvard.
O Harry'yi kaldırmada başarısız oldu.He failed to wake Harry up.
En şaşırtıcı akrobasi hareketlerini yapabilir.He can do the most amazing acrobatics.
Harry ağır hasta oldu.Harry fell seriously ill.
O, Londra'ya hareket etmek üzeredir.He is about to leave for London.
O, yaşam için harap edilecek.He will be ruined for life.
O sadece iyi bir vuruşçu değil fakat aynı zamanda harika bir savunma.He is not only a good batter but also a wonderful defense.
O, Londra'ya hareket etti.He set off for London.