Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Większe satelity mogłyby wytwarzać znacznie więcej energii.
Aynı şekilde insan da, çektiklerinden ders alıp aynı hataları tekrarlamama yolunda çaba harcamalıdır.Nie może być tolerancji dla marnotrawstwa i powtarzania ciągle tych samych błędów.
Çevresindeki canlı varlıkları kategorilemek için büyük zaman harcadı.Wokół jego postaci narosło wiele anegdot.
Nahit, İbiş olduğunu kabullenir ve bu karakteri geliştirmek üzere çaba harcayıp mesleğinde ilerler.Zawsze spokojny, zrównoważony, umie zorganizować pracę w dywizji podniósł wyszkolenie.
Tüm enerjisini etkili bir denizaltı filosu yaratmaya harcadı.Zajmował się energicznie tworzeniem silnej floty.
Eposta yazarken çok zaman harcar mısın?Ile czasu zajmuje ci napisanie maila?
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.I snitt spenderar den albanska befolkningen (tillsammans) mer än 300 miljoner euro årligen på tobakprodukter.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Under utvecklingen av Half-Life 2 tillbringade Newell flera månader med att fokusera på Steam-projektet.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.I början av juli 2008 kidnappades hans yngre bror Norum Yobo i Port Harcourt, Rivers, Nigeria.
Kırgız hükümeti oyunlar için 3 milyon dolar harcamıştır.Den svenska regeringen beviljar tre miljoner till beredskapsarbeten.
Yaklaşık 1 milyar dolar bu görev için harcandı.Det antas ha kostat 1 miljon dollar för detta uppdrag.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Löfling ville också passa på att lära sig spanska.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir.Det här vapnet är den nedgrävda "skatten".
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Den sammanlagda militära budgeten för alla Natoländer utgör 69 procent av världens försvarsutgifter.
Şaklabanlara harcama.Tål inte klorblekning.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.Den kostade 4 miljarder US dollar att bygga.
Sonraki yaşamında on yılını sanatını öğrenmek için çıraklıkla harcadı.Istället tillbringade hon de nästa tio månaderna på jakt efter upplysningar om sonen.
Daha sonra uçak, 135 milyon $ harcanarak 18 ay sonrasında yeniden uçuşa başladı.Det tog 18 månader att bygga om flygplanet för ändamålet och det kostade ytterligare 15 miljoner dollar.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.En sådan ränteutgift är avdragsgill vid taxeringen.
İnsanlar çanta gibi çılgın şeylere $300 harcıyor.Folk spenderar 2 000 kronor på galna saker hela tiden, handväskor till exempel.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skönhet gjorde dig högmodig, och du förödde din vishet och storhet.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Landet använder 0,5 % av BNP på militärutgifter.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Dessutom har det upprättats förbindelse med taxibåt förlagd till ön.
Bütçenin büyük kısmı teknik işlere harcandı.En stor del av konstbudgeten finansierades med tipsvinstmedel.
Açılan karenin ortadan üçte birine mercimekli harcı koyulur.Man vann omedelbart tillbaka en tredjedel av de flydda lyssnarna.
Kampanyası için haftada 2 milyon dolar harcayacağını açıkladı.Varje vecka skickade hon oss $5 att spendera.
Harcın, aşkın, özverinin, isyanın ve azmin oluşturduğu bir öykü.Det är fången själv som uttrycker lidande, längtan och ånger.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Hon är känd för sitt stöd för indianernas rättigheter.
Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslararası ticarete de imkân sağlamıştır.På så sätt tjänar alla länder på handeln och världens resurser skulle användas på ett effektivare sätt.
Artan petrol fiyatları, silah harcamalarını da artırmış ve savaş tehlikesini yükseltmiştir.Rökaren påför sig själv kostnader av en förbrukad cigarett och ökad risk för hälsoproblem.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Ju bättre låskonstruktionen är, desto längre tid tar det att forcera låset.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Teoretiskt finns det dock effektivare sätt att frigöra energi.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Den blir då följaktligen allt mer beroende av offentlig finansiering.
Elektrikli cihazların birim zamanda harcadığı enerji miktarı olarak da bilinir.Allt räknat i aktuella energikostnader.
Her yıl yeni Harçlar'a akıl hocalığı yapar.Tretåiga hackspettar anlägger nya häckningshål varje år.
Bunun için ayrıca gereksiz harcamalarda da kısma yoluna gidilmektedir.Överbehandling medför också onödiga kostnader.
Bu verginin amacı kişilerin harcamalarını vergilendirmektir.Organisationens ekonomiska tvingar fram personalnedskärningar.
Büyükler çocuklara şekerleme ikram ederler veya harçlık verirler.Flickorna ska då återgälda pojkarna genom godis eller pengar.
Bu süreçte proje için 31 milyon İsveç Kronu harcanır.[1]Projektet hade då kostat koncernen 31 miljoner kronor.[2]
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Під час створення Half-Life 2, витратив кілька місяців на розробку проекту Steam.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Для цього він намагався зменшити витрати уряду.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Американці витрачають 2,9 млрд доларів на безрецептурні препарати.
1891 ile 1913 arasında demiryolu inşası için harcanan miktar 1.455.413.000 rubledir.Вартість будівництва Транссибу із 1891 по 1913 склала 1 455 413 тисяч карбованців.
Yani hayatımı oraya harcadım.Я закінчив своє життя.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.На виробництво було витрачено 4 мільйони євро.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Великі витрати спустошили державну скарбницю.
Speer oldukça fazla kitap okumaya zaman harcamıştır.Через астму багато часу проводив за читанням книжок.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Обсяг військового бюджету становить 10% бюджету країни.
Hücreler metabolik etkinliklerini azaltır ve gerekli olmayan hücresel proteinlerini harcarlar.Клітини скорочують свою метаболічну діяльність і споживають неістотні клітинні білки.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Всі гроші він витрачає на квіти для дружини.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Мало що відомо про звички цих тварин.
Ancak bu harç ciddi sorunlara sebep olmuştur.Однак реалізація цього задуму наштовхувалася на великі труднощі.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Прагне заробити і зекономити на чому завгодно.
Hep birlikte, milletimiz ve vatanımız uğrunda enerjimizi harcamalıyız.Вони не перестають думати про те, щоб нашкодити нашій країні і нашому народу.
Böylece toplamda 13 milyon Reichsmark harcandı.В цілому витрати склали близько 13 мільйонів рейхсмарок.
Musa mansa Mısır'da savurgan bir şekilde pek çok altını hediye ederek harcıyordu.В Єгипет фараон повернувся з багатою здобиччю.
Bu ısı yalıtkanlığını sağlamak için ise toplam ürettikleri enerjinin % 80'ini harcarlar.Цього достатньо, щоб заповнити 80% запасу енергії.
Kilise tuğla ve harç dan yapılmıştır.Церква викладена із каменю та цегли.
Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.Згідно з неофіційною домовленістю, члени Альянсу повинні витрачати на оборону не менше 2% ВВП.
"The Schizo", uzun zamandır harcananların ve takımının lideri.Більшість часу, проведеного у складі «Шалготар'яна», був лідером та основним гравцем команди.