Bütün parayı harcadım.Das ganze Geld habe ich ausgegeben.
Çeyrek milyonum var ve sermayemin faizlerinin yarısını bile harcamıyorum.Eine viertel Million hab’ ich, ich brauche nicht die Hälfte meiner Zinsen.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Manche Künstler brauchen Jahre.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.Ich werde meine Tage nicht dazu verschwenden, sie zu verlängern.
Thälmann işine karşılık harçlık yerine haklı bir ücret istiyordu.Thälmann wollte für seine Arbeit einen richtigen Lohn und nicht nur ein Taschengeld.
Hamburg: Bu şehirde bulunan Volksparkstadion'un geliştirilmesi için 17 milyon mark harcanmıştır.Hamburg: Im für 17 Millionen Mark umgebauten Volksparkstadion fanden drei Erstrundenspiele statt.
Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi; her türlü malın sürülmesi fırsatını doğurur.Die eine trägt kostbare Gewänder und verspricht ihm ein Leben voll Genuss und Reichtum.
Harcamaları federal devletin maddi kaynaklarından karşılanmaktadır.Zusätzliche Zuschüsse erhalten sie aus den Steuereinkünften des Bundesstaates.
Ya da güzelliklerini , bencil erkekler uğrunda harcayan acınası âşıklardır.Schuldig seien vielmehr seine törichten Begleiter, die Liebenden.
Finidi George (Doğumu 15 Nisan 1971, Port Harcourt) Nijeryalı futbolcudur.Finidi George (* 15. April 1971 in Port Harcourt) ist ein ehemaliger nigerianischer Fußballspieler.
Projenin bitişine kadar toplam yapılan harcama 280 milyon $'dır.Die Kosten sollten bis zur Fertigstellung etwa 248 Millionen Dollar betragen.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Im Allgemeinen treten die Tiere nur selten auf.
Eski Mısırlılar kil harcını piramitlerin yapımında kullanmışlardır.Gebrannten Kalk verwendeten die Ägypter beim Bau der Pyramiden.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Sie wurde ihm für die außergewöhnlichen Leistungen bei Corinth verliehen.
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.Außerdem gibt es Refinanzierungsmöglichkeiten für Ausbildungskosten.
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.Im Gegensatz zu anderen Handelsunternehmen betreibt Würth einen hohen Aufwand für Forschung und Entwicklung.
Bütçenin büyük kısmı teknik işlere harcandı.Der größte Teil wird für technische Zwecke verwendet.
Zaman Dolarları hizmet sağlayarak kazanılır, hizmet alınarak ise harcanır.Durch das Leisten von Diensten bekommt man Geld und für das Ausgeben für Leistungen verliert man Geld.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Übersteigen die Ausgaben die Einnahmen, ist der Naturhaushalt gestört.
Heinrich ilk yıllarını sahip olduğu araziler üzerindeki gezilerde harcadı.Jaime verrät ihr während der Reise viel über die früheren Jahre.
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.In einer international koordinierten Aktion steigerten die Staaten die Staatsausgaben und senkten die Steuern.
Kasım 2008’den beri banka borcu harcamaları devlet tarafından garanti altına alınmaktadır.Seit Oktober 2008 werden Bankschuldverschreibungen weltweit zunehmend vom Staat garantiert.
NOS, projeye yalnızca 725.000 ABD Doları harcamıştır.Davon fielen 7.725 Mrd. US-Dollar auf die USA.
Yani hayatımı oraya harcadım.Ich spielte um mein Leben.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.Im Juli 2008 wurde Joseph Yobos jüngerer Bruder Norum in Port Harcourt von Kidnappern entführt.
Harcama bir kaynağın belirli bir amaç için kullanılmasıdır.Ein Fonds ist ein Geldmittelbestand, der für einen bestimmten Zweck vorgesehen ist.
Devlet hazinesindeki paraların gereksiz yere harcanmasına engel oldu.Der Staat verschwendet sinnlos Steuergelder der Bürger.
Yiyecek aramaya ayrılan zamanın yaklaşık yarısı dalış için harcanır.Etwa fünfzig Prozent der Zeit, die sie für die Nahrungssuche aufwenden, verbringen Moorenten tauchend.
Ya vergileri artırması ya da harcamaları kesmesi gerekti.Die Steuern erhöhen oder senken?
Harcamaların gelirden fazla olması borçlanma gibi kötü bir sonucu ortaya çıkararır.Zehren die Verluste das Reinvermögen vollständig auf, kommt es zur Überschuldung als Insolvenzgrund.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.Man arbeitet hart daran, dieses zu verbessern.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.3. Das Programm reduziert administrive Ausgaben.
50 milyon euro mertebesinde kaynak harcanmakta olan çalışmaların 2013 yılı içinde tamamlanması beklenmektedir.Der Sanierungsbedarf wird auf eine Million Euro beziffert und mit den Arbeiten soll 2013 begonnen werden.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Du gehst hinaus, spielst was Du willst und die Leute genießen es.
Üstleri benzer taş levhayla örtülmüş ve çamurla yapılan bir harç kullanılmıştır.Solche Meißel werden zum Bohren von weichem und mäßig hartem Gestein eingesetzt.
Fakat bu yüksek harcamaları devlet hazinesini boşalttı.Dadurch füllte er seine Staatskassen auf.
Bu nedenle çok elektrik harcar.Sie verbrauchen mehr Strom.
Yiyecekler hesaplı ve kanılı harcanırdı.Einfach sei die Kost gewesen und dabei stabil.
Ben harcamam.Nicht auszuschöpfen!
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Da dies den Regierungen bewusst sei, würden diese versuchen, einen Krieg zu verhindern.
Hamurların hazır olmasını beklerken harcı hazırlayın.Sie wartet dabei ab, bis die Wirtslarve verpuppungsbereit ist.
Tüm bu gelirler tek bir havuzda toplanıyor, gerekli ön harcamalar buradan karşılanıyordu.Sämtliche Einnahmen kamen in einen gemeinsamen Topf, aus dem zunächst alle Aufwendungen bestritten wurden.
Bir gülüş uğruna harcanmış hayatların muhasebesini tutmaya mecalim kalmadı artık.Rückzug vom sozialen Leben, um sich vor erneuten Traumatisierungen durch herabsetzendes Lachen zu schützen.
Henüz ay üzerinde yeterli zaman harcanmadı aya ait yerçekimi yeterli mi değil mi karar vermek için.Doch nun machen sie sich ernsthafte Sorgen, ob sie noch stimmgewaltig genug sind.
Elektrifikasyonun pek çok avantajı vardır, ancak ciddi yatırım harcaması gerektirir.Viele Rohstoffe können nur unter Einsatz von erheblichen Investitionen gewonnen werden.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.Für den Bau des Werkes wurde eine Investition von 40 Millionen USD aufgebracht.
Bir kahvaltılık gevreğin üretimi için yarım galon (1.8 litre) petrol harcanmaktadır.Pro Befeuerung wurden 1600 Liter Benzol verbraucht.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Jede weitere Sphäre kostet auch mehr Energie.
Restorasyon için harcanan tutar 430,000 Euro'dur. ^Für die Sanierung zahlte der Freistaat Sachen 330.000 Euro.
Harcayacak parası var.Il a de l'argent à perdre.
Çok harcamamaya özen gösteriyorum.Je fais attention à ne pas trop dépenser.
19. Ordu karargahı büyük bir çaba harcayarak Wadino civarında kuşatmayı yarmayı başardı.La 19e Armée tenta d'échapper à l'encerclement près de Wadino.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Pendant la création de Half-Life 2, il s'occupa également, pendant plusieurs mois, de la réalisation de Steam.
Barnard — Keppel Harcourt Barnard (1887-1964), Britanyalı/Güney Afrikalı zoolog.Keppel Harcourt Barnard, (1887-1964), zoologiste britannico-sud-africain.
Onu, Corinthians'tan almak için önemli paralar harcamıştık.Il a laissé une recette pour faire avec de l'étain de Cornouaille de l'argent.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Il reverse la totalité de sa fortune à des associations.
Bu nedenle çok elektrik harcar.Pour cela, il absorbe beaucoup d'énergie.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Moins fréquemment, on retrouve des animaux pour cette thématique.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Elle travaille aussi à l'amélioration des conditions de vie des femmes.
O yaşamının son otuz yılını uzak Asya ve Afrika'nın bir bölümünü gezmeye harcamıştır.Pendant 30 ans, il a parcouru les confins de l’Asie et de l’Afrique.