Zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting our time.
Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting precious time.
Zamanımızı boşa harcamasan iyi olur.You'd better not be wasting our time.
Vaktimizi boşa harcıyorsun.You're wasting our time.
Değerli zamanı boşa harcıyorsun.You're wasting precious time.
Nefesini boşa harcıyorsun.You're wasting your breath.
Paranı ve vaktimi boşa harcıyorsun.You're wasting your money and my time.
Tom yaptığı her şeyde istediği kadar zaman harcar.Tom always takes his time in everything he does.
Tom zamanımızı boşa harcadığı için özür diledi.Tom apologized for wasting our time.
Tom'un kesinlikle daha fazla çalışarak zaman harcaması gerekiyor.Tom definitely needs to spend more time studying.
Tom'un çocuklarıyla harcayacak zamanı yoktu.Tom didn't have time to spend with his children.
Tom yeteneklerini boşa harcıyor.Tom is wasting his talents.
Tom'un çalışarak daha fazla zaman harcaması gerekiyor.Tom needs to spend more time studying.
Tom boş zamanını çoğunu TV izleyerek harcar.Tom spends most of his free time watching TV.
Tom babasının ona verdiği parayı bira için harcadı.Tom spent the money his father gave him on beer.
Teste hazırlanmak için çok saatler harcadı.He spent countless hours preparing for the test.
Tom video oyunları oynamaya çok fazla zaman harcıyor.Tom spends too much time playing video games.
Annem parayı boşa harcamamamı öğretti.My mother has taught me not to waste money.
Tom oyunlar oynayarak çok fazla zaman harcar.Tom spends too much time playing games.
Niye vaktinizin çoğunu Tatoeba'da harcıyorsunuz ?Why do you waste most of your time on Tatoeba?
Tom bir sürü alakasız ayrıntıları bildirerek zamanımızı boşa harcadı.Tom wasted our time reporting a lot of irrelevant details.
Birlikte çok zaman harcarlar.They spend a lot of time together.
Birlikte çok zaman harcıyoruz.We've been spending a lot of time together.
Tom ve Mary birlikte çok zaman harcıyorlar.Tom and Mary have been spending a lot of time together.
Birlikte çok zaman harcıyorlar.They've been spending a lot of time together.
Tom istediği kadar zaman harcıyor.Tom is taking his time.
Boston'da çok zaman harcar mısın?Do you spend much time in Boston?
Paramın çoğunu elbiselere, müziğe, filmlere ve arkadaşlarla çıkmaya harcarım.I spend most of my money on clothes, music, movies and going out with friends.
Tom kütüphanede çok zaman harcar.Tom spends a lot of time in the library.
Bir piyano için çok para harcamaya istekliyim.I'm willing to spend a lot for a piano.
Benim harcamak için çok fazlam yok.I don't have much to spend.
Birlikte çok zaman harcadık.We spent a lot of time together.
Tom sanat malzemelerine üç yüz doların üzerinde harcadı.Tom spent over three hundred dollars on art supplies.
Sabahleyin saçınıza ne kadar zaman harcıyorsunuz?How much time do you spend on your hair in the morning?
Çok hızlı harcayanlar asla zengin olmazlar.Those who spend too fast never grow rich.
Tom ne kadar para harcadığı konusunda yalan söyledi.Tom lied about how much money he spent.
Tom, bu kadar çok para harcamamalıydı.Tom shouldn't have spent so much money.
Tom'la zaman harcamayı seviyorum.I love spending time with Tom.
Tatoeba'da çok fazla zaman harcarım.I spend too much time on Tatoeba.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.You spend too much time worrying about things that don't matter.
Endişelenerek çok fazla zaman harcıyorsun.You're spending too much time worrying.
Endişe ederek çok fazla zaman harcıyorsun.You spend too much time worrying.
Burada boşa zaman harcıyoruz.We're wasting time here.
Burada değerli zamanı boşa harcıyoruz.We're wasting valuable time here.
Artık birbirimizin zamanını boşa harcamayalım.Let's not waste any more of each other's time.
Boşa harcanmış zaman telafi edilemez.Wasted time is irretrievable.
Onu ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcıyorsun.You're wasting your time trying to convince him.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.A day without laughter is a day wasted.
O, kazandığından çok para harcıyor.He lives beyond his means.
Onlar kazandıklarından çok para harcıyorlar.They live beyond their means.
Tom kazandığından çok para harcıyor.Tom lives beyond his means.
Tom çok zaman harcadı.Tom wasted a lot of time.
Ben bütün maaşımı bir günde harcadım.I spent all my wages in one day.
Bana zamanımı boşa harcadığımı mı söylüyorsun?Are you telling me I'm wasting my time?
Tom bana zamanımı boşa harcadığımı düşündüğünü söyledi.Tom told me he thought I was wasting my time.
"Sana verdiğim paraya ne oldu?" "Onu harcadım.""What happened to the money I gave you?" "I spent it."
Senin zamanını harcadığım için beni affet.Forgive me for wasting your time.
O boşa zaman harcayacak bir insan değil.He's not a man to waste time.
Tom zamanı boşa harcıyor.Tom's wasting time.
Bütçe bu harcamalar için izin vermez.The budget does not allow for this expenditure.