hani ile cümle

hani kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!Ahh! Släpp mig! Ha Ni!!
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!놔!
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!Α! Άσε με! Χα Νι!
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!Аах! Отпустите ! Ха Ни!
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!Хайде! Хани!
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!!אה! עזבי! הא ני
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!اه ! دعيه ! ها إن
Bırak gideyim, HaNi-ciğim!!おいっ!それ渡せ?!
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Anh ấy không thể nằm trên đường phố. Có thể chúng tôi đưa ông ta vào, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Dia tidak bisa berbohong di jalan. Semoga kita membawanya, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Egli non può mentire in strada. Possiamo portarlo dentro, MARM? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""El nu poate minţi în stradă. Poate aducem el în, Marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Er kann nicht auf der Straße liegen. Dürfen wir bringen ihn in, MARM? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Hän ei voi olla kadulla. Voimmeko nostaa hänet, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Han kan ikke ligge i gaden. Må vi bringe ham i, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Han kan inte ligga på gatan. Får vi ta in honom, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Hij kan niet liegen in de straat. Kan brengen we hem in, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Il ne peut pas mentir dans la rue. Puissions-nous lui apporter, maîtresse d'? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""그는 길거리에서 거짓말 수 없습니다. 우리가 marm, 그를 데려 될까요? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Ne more ležati na ulici. Maja smo ga primem, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Ő nem tud hazudni az utcán. Május hozzuk őt, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""On nemôže ležať na ulici. Môže prinášame ho, marma? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""On nemůže ležet na ulici. Může přinášíme ho, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""On nie może kłamać na ulicy. Możemy go wnieść, Marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Αυτός δεν μπορούν να βρίσκονται στο δρόμο. Μπορούμε να τον φέρει σε, marm; "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Він не може лежати на вулиці. Чи можемо ми привести його, Марм? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Он не может лежать на улице. Можем ли мы привести его, Марм? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""Той не може да лежи на улицата. Може ли да го внесат вътре, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""הוא לא יכול לשקר ברחוב. אנחנו יכולים להביא אותו, marm? "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? ""لا يستطيع أن يكذب في الشارع. قد نأتي عليه في ، marm؟ "
"Böyle sokak ortasında yatamaz. biz miyiz hanımefendi, onu getirebilir miyim? "我々はmarm、彼を持ってもいいですか?" "確かに。
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Älä likaa itseäsi tyhjänpäiväisillä sanoilla kuten "suru" ja "rakkaus".
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Befläcka inte dig själv med triviala ord- -som "sorgligt" och "älskar", unga dam.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Não te deixes enganar com palavras tão banais como "triste" e "amos", jovem.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Nie kalaj się tak trywialnymi słowami jak "smutek" i "miłość", panienko.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Non insudiciarti la bocca con parole così banali come "tristezza" e "amore", signorina.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.No te deshonres con palabras tan triviales como "tristeza" y "amor", jovencita.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Smuds dig ikke til med trivielle ord - - som "sørgeligt" og "elsker", unge dame.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Μην αυταπατάσαι με τόσο τετριμμένες λέξεις όπως "θλίψη" και "αγάπη", νεαρή.
Böyle "üzücü", "sevgi" gibi çetrefilli sözlerle kendini kandırma, küçük hanım.Не оскверняй себя такими пустыми словами, как "ужасный" и "любить", девушка.
Bu bir elipsmiş öyleyse hani bunu grafiğe dökelim.Il s'agit effectivement d'une ellipse, et maintenant nous pouvons effectivement la dessiner sur un graphique.
Bu bir elipsmiş öyleyse hani bunu grafiğe dökelim. Öncelikle merkez çizmeye başlamak için güzel bir yer.Quindi prima di tutto, in realtà un buon punto di partenza, dove stara' il centro di questa ellisse?
Bu bir elipsmiş öyleyse hani bunu grafiğe dökelim.هذا قطع ناقص، ويمكننا الآن ان نمثله
Bu bir elipsmiş öyleyse hani bunu grafiğe dökelim.最初に
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Byl to ten typ sžíravé bolesti, kterou pocítíte, když kousnete do zmrzliny.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Det var den typen av smärta, brännande smärta, som du får när du biter i glass.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Era daquele tipo de dor cáustica que sentimos quando damos uma dentada num gelado.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Het soort pijn -- scherpe steken -- die je krijgt als je in een ijsje bijt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Og det var den slags smerte -- bitter smerte -- som du får, når du bider i en is.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Podobny do tego, który czujemy czasem wgryzając się w lody.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Schmerz, ein brennender Schmerz, den man hat, wenn man in ein Eis beißt.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Și era acel gen de durere - o durere înțepătoare - pe care o simți atunci când muști dintr-o înghețată.
Bu delici bir sancıydı. Hani dondurmayı ısırdığınızda saplanan o sancı gibi.Ήταν το είδος του πόνου - καυστικός πόνος - που έχεις όταν δαγκώνεις παγωτό.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.A pak pivaře, který je šťastný pecivál.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Apoi avem tipul de la Bud Light care e fericitul cartof de canapea.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Aztán az öcsi haver típusú fickó, aki olyan kanapényüstölő fajta.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Dann haben wir unseren "Bud Light"-Typen, der ein glücklicher Stubenhocker ist.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Después está el tipo Bud Light que es un teleadicto feliz.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Et puis nous avons le type du genre Kro qui est heureux de se vautrer devant la télé, une bière à la main.
Bud Light reklamında oynayan şu adam var, hani mutlu bir koltuk müptelası.Je hebt de Bud Light-kerel die lekker op de bank zit.

İlgili Sayfalar