halkının ile cümle
halkının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSela(84:3) простил беззаконие народа Твоего, покрыл все грехи его,
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSela(85:3) Tu as pardonné l`iniquité de ton peuple, Tu as couvert tous ses péchés; Pause.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaai iertat nelegiuirea poporului Tău,
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaakarattal voltál Uram a te földedhez. Visszahoztad a Jákób [nemzetségébõl ] való foglyokat.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaChúa đã tha gian ác cho dân sự Chúa, Và khỏa lấp mọi tội lỗi của họ.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaChúa đã tha gian_ác cho dân_sự Chúa , Và khỏa_lấp mọi tội_lỗi của họ .
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelader du die Missetat vormals vergeben hast deinem Volk und alle ihre Sünde bedeckt (sela);
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaDu har fordum, Herre, vært nådig mot ditt land, du lot Jakobs fangenskap ophøre.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaEngkau sudah mengampuni dosa-dosa umat-Mu; Kaumaafkan segala kesalahannya
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaHas perdonado la iniquidad de tu pueblo; has cubierto todos sus pecados. (Selah
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaHerra, ennen sinä olit suosiollinen maallesi, sinä käänsit Jaakobin kohtalon.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaHERRE, du var förr ditt land nådig, du upprättade åter Jakobs hus.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaHospodine, ty si bol kedysi láskavý na svoju zem; priviedol si zpät zajatých Jakobových.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSela주의 백성의 죄악을 사하시고 저희 모든 죄를 덮으셨나이다(셀라)
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaLaskavěs se, Hospodine, někdy ukazoval k zemi své, přivedls zase z vězení Jákoba.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaŁaskęś, Panie!niekiedy pokazywał ziemi twojej; przywróciłeś zasię z niewoli Jakóba.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaOdpustil si krivico ljudstvu svojemu, pokril si ves njih greh. (Sela.)
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaPerdoaste a iniqüidade do teu povo; cobriste todos os seus pecados.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaSignore, sei stato buono con la tua terra, hai ricondotto i deportati di Giacobbe
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelatog Skylden bort fra dit Folk og skjulte al deres Synd. - Sela.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaU bent altijd goed geweest voor Uw land, HERE. U hebt het volk van Jakob uit de ellende gered.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaΣυνεχωρησας την ανομιαν του λαου σου εσκεπασας πασας τας αμαρτιας αυτων. Διαψαλμα.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaПростил си беззаконията на людете Си, Покрил си целия им грях. (Села).
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaנשאת עון עמך כסית כל חטאתם סלה׃
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSelaغفرت اثم شعبك. سترت كل خطيتهم. سلاه.
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSela你 赦 免 了 你 百 姓 的 罪 孽 、 遮 蓋 了 他 們 一 切 的 過 犯 。 〔 細 拉
Halkının suçlarını bağışladın, Bütün günahlarını yok saydın. _iSela你 赦免 了 你 百姓 的 罪孽 、 遮蓋 了 他 們一切 的 過犯 。 〔 細拉
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,Efron zat tussen de andere mannen en stond nu op om Abraham te antwoorden. Iedereen luisterde aandachtig.
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,때에 에브론이 헷족속 중에 앉았더니 그가 헷족속 곧 성문에 들어온 모든 자의 듣는데 아브라함에게 대답하여 가로되
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,ועפרון ישב בתוך בני חת ויען עפרון החתי את אברהם באזני בני חת לכל באי שער עירו לאמר׃
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,وكان عفرون جالسا بين بني حثّ. فاجاب عفرون الحثّي ابراهيم في مسامع بني حثّ لدى جميع الداخلين باب مدينته قائلا.
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,當 時 以 弗 崙 正 坐 在 赫 人 中 間 . 於 是 赫 人 以 弗 崙 、 在 城 門 出 入 的 赫 人 、 面 前 對 亞 伯 拉 罕 說
Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,當時 以 弗崙 正 坐在 赫人 中 間 . 於是 赫人以 弗崙 、 在 城門 出入 的 赫人 、 面前 對 亞伯拉罕 說
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.Hong Kong-ban az emberek régi hagyománya, hogy az utcákon tüntetnek, így kifejezve nézeteiket.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.홍콩 사람들은 길거리에서 시위를 하고 자유롬게 자신의 생각을 밝히는데 익숙합니다.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.les gens d'Hong Kong ont l'habitude de descendre dans la rue et de dire clairement leur point de vue.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.ludność Hong Kongu posiada długą tradycje protestowania na ulicach aby ich poglądy były znane.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.Protestam nas ruas, deixam claro seus pontos de vista.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Abraham boog opnieuw voor de mannen en antwoordde Efron: "Nee, ik wil het stuk grond van u kopen.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Abraham se prosterna devant le peuple du pays.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Allora Abramo si prostrò a lui alla presenza della gente del paese
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Áp - ra-ham sấp mình xuống trước mặt dân của xứ ,
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Áp-ra-ham sấp mình xuống trước mặt dân của xứ,
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Avraam s'a aruncat cu faţa la pămînt înaintea norodului ţării.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Da bøide Abraham sig for landets folk,
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Da bøjede Abraham sig for Folkene der på Stedet
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Da bückte sich Abraham vor dem Volk des Landes
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Então Abraão se inclinou diante do povo da terra,
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.És meghajtá magát Ábrahám a földnek népe elõtt.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Ja Aabraham kumarsi maan kansalle
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.아브라함이 이에 그 땅 백성을 대하여 몸을 굽히고
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Maka Abraham sujud di hadapan orang-orang Het itu
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Men Abraham bugade sig för landets folk;
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Pero Abraham se inclinó ante el pueblo de la tierra
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Tedaj se prikloni Abraham pred ljudstvom tiste pokrajine
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Tedy poklonil se Abraham před lidem země té,
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Tedy się pokłonił Abraham przed ludem onej ziemi;
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Vtedy sa zase poklonil Abrahám pred ľudom zeme.
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Και προσεκυνησεν ο Αβρααμ εμπροσθεν του λαου του τοπου
İbrahim ülke halkının önünde eğildi.Авраам поклонился пред народом земли той