Haliyle karavanımda yaşamaya devam ettim.Поэтому я осталась в фургоне.
Haliyle karavanımda yaşamaya devam ettim.Тож, я залишалась у машині.
Haliyle karavanımda yaşamaya devam ettim.אז נשארתי בוואן.
Haliyle karavanımda yaşamaya devam ettim.وبقيت في سيارة الفان.
Haliyle karavanımda yaşamaya devam ettim.暑さであまりに具合が悪くて
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız.Natural e să-l tratezi cum te tratează.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız.Pues diente por diente.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.자연히, 이에는 이, 눈에는 눈 방식이 되겠죠.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Lik op stuk zou voor de hand liggen.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Meist folgt dann, Gleiches mit Gleichem zu vergelten.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Naturalmente, occhio per occhio.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Naturalmente se segue que se responderia olho por olho.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Naturellement, vous allez combattre le feu par le feu.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Normalnya, tanggapan yang diharapkan adalah Anda membalas kebaikan dengan kebaikan.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Oczywiście będzie to oznaczać, wet za wet.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.Конечно, вы ответите "услугой на услугу".
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.מטבע הדברים, מגיבים באותה מטבע.
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.ردة فعلكم ستتبع، بشكل طبيعي، سياسة "الجزاء من جنس العمل".
Haliyle, nasıl tepki gösterirseniz, aynı karşılığı alırsınız. Savaşırsınız.より現代的な考え方をして
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Budżet militarny musi być ogromny.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Deci bugetul său militar e clar că va fi enorm.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Donc son budget militaire doit être énorme.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.이런 이유로 국방 예산 역시 커지게 됩니다.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Por ello está obligado a tener un presupuesto militar enorme.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Por isso, o seu orçamento militar é obviamente enorme.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Quindi il suo budget militare deve necessariamente essere enorme.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Så deras militära budget är förstås väldigt stor.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Sein Militäretat muss also enorm sein.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Takže aj jej armádny rozpočet musí byť obrovský.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Takže její armádní rozpočet musí být enormní.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Tehát a katonai költségvetésének is nagynak kell lennie.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Với sự giàu có như vậy thì ngân sách cho quân sự lớn là bình thường.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Zijn militaire budget moet dus wel enorm zijn.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Οπότε ο στρατιωτικός της προϋπολογισμός είναι βέβαιο ότι θα είναι τεράστιος.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Няма начин военния й бюджет да не е огромен.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Поэтому её военный бюджет кажется таким громадным.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.Таким чином, її військовий бюджет зобов'язаний бути величезним.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.אז בודאי שהתקציב הצבאי שלה הוא כל כך עצום
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.لذلك لا بد لميزانيتها العسكرية أن تكون هائلة.
Haliyle ordu bütçeside kocaman olmak zorunda.公平を期して視点を変え
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.Acei părinți care aud tind să încerce să-i vindece.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.Azok a halló szülők hajlamosak rá, hogy megpróbálják őket meggyógyítani.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.대부분의 청각 장애 아이들이 장애없는 부모에게 태어난다는 것을 떠올렸습니다.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.la mayoría de los niños sordos nacen de padres oyentes.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.שרוב הילדים החירשים נולדים להורים שומעים.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.معظم الأطفال الصم يولدون لآباء يسمعون.
Haliyle sağır insanlar o kültürü ve topluluğu gençliklerinde keşfederler.親たちは「治療」を考えがちですが
Haliyle tipik bir internet romanı bir milyon veya daha fazla Çin yazı karakteri içermektedir.Ainsi, un roman en ligne typique contient environ un million de caractères chinois.
Haliyle tipik bir internet romanı bir milyon veya daha fazla Çin yazı karakteri içermektedir.Entonces, una novela típica en línea contiene un millón de caracteres chinos, o más.
Haliyle tipik bir internet romanı bir milyon veya daha fazla Çin yazı karakteri içermektedir.Per questo, un romanzo online ha generalmente un milione o più caratteri cinesi.
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil. Bu yüzden hepsini ondalık sayıya çevireceğim.Bardzo trudno je porównać w obecnej formie, więc zamierzam teraz zamienić je na ułamki dziesiętne.
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil. Bu yüzden hepsini ondalık sayıya çevireceğim.Je těžké je srovnávat, když se na to jen tak podíváme, takže bych je všechny rád přepsal na desetinná čísla.
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil.Det er svært at sammenligne dem, når de står sådan her.
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil.이렇게 보다보면 비교하기가 어렵지만,
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil.Y es muy dícil comparalos de esta forma
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil.Ειναι πολυ δυσκολο να συγρινης οταν το βλεπεις ετσι.
Hepsini bu haliyle karşılaştırmak mümkün değil.私の好みの方法というのは, これらを皆小数に変換するというものです.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.그러면서 매일 치고받고 싸우고 있지요. 그래서 정치가 필요한 겁니다.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.Và chúng tôi phải đối mặt với nó mỗi ngày, thế nên chúng ta cậy nhờ vào chính trị.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.We strijden elke dag met elkaar, dus nemen we onze toevlucht tot politiek.