Bu günlük blokaj trajedisinin bir sembolü haline geldi.A Forum napról napra véres harcok színhelyévé vált.
Köprü, kasaba çevresindeki tarım hizmetleri için bir merkez haline geldi.A várost hídfőállásnak használták a vidék földúlásánál.
Bu durumda gemi hala Theseus'un gemisi sayılır mı, yoksa başka bir gemi haline mi gelmiştir?Nem világos, hogy ez azonos e a korábbi hajóval, vagy ez egy másik hajó.
10. yüzyılda ise kendi başına bir yönetim haline gelmiştir.A 19. században pedig adminisztratív központ lett.
Son haftalarda ise takımın önemli oyuncularından biri haline geldi.Pár év alatt a csapat egyik legmeghatározóbb játékosa lett.
Hakkında anlatılanların bazıları hikâyeden ziyade mit haline gelmiştir.A történeteket ábrázoló tahngkák ritkábbak.
İskeleyi tırabzanlarla çevreleyip burayı gezme yeri haline getirmeyi planlamışlardır.Elmondta, hogy a Matrózok idefelé tartanak, és ki kell tervelniük valamit.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.A zenekar végül fellépett élőben, és az egyik legnépszerűbb együttes lett a környéken.
2009 yılında kampüs içerisindeki bir spor salonu da duruşma salonu haline getirildi.2009-ben az oktatóteremben kialakításra került a terráriumi bemutatóterem.
2014' te ise öğrenci sayısının az olmasından dolayı birleştirilmiş sınıflı ilkokul haline dönüştürülmüştür.1920-ban a hallgatók számának jelentős csökkenése miatt megvált az egyetemi állásától.
Zoey, Kristin Cast'ın onun yaşındaki haline çok benzemektedir.Sandybell úgy véli, a grófnő hasonlít édesanyjához.
Kanuni Sultan Süleyman tarafından Eyalet merkezi haline getirilmiştir.Hivatalosan a szultán megmaradt államfőnek.
Ülkenin tartışmasız tek yöneticisi haline geldi.Ez az egyetlen befejezett rendezői munkája.
Zaman içinde "Corona civica" takmak imparatorlara özgü bir ayrıcalık haline geldi.Augustus után a corona civica császári jelképpé vált.
İtalya'nın birleşmesi fikrinin simgesi haline geldi.Politikai végcéljának az egységes Olaszország megteremtését tekintette.
Böylelikle, Mutlak Tin haline gelir.Ekkor válik teljes jogú taggá.
Yani hayvan, görünüşünü tamamen kaybeden motifler haline gelmiştir.Az állatot úgy ábrázolták, hogy mozgása a látásán alapszik.
Kızın haline acıyan Charlie sesini çıkartmaz ve parasını kıza bırakıp sessizce uzaklaşır.Steve semmit nem tesz ennek megakadályozására és gúnyolódik a lányon.
Enformasyon ise bir bilgi yönetim sistemi tarafından işlenerek bilgi haline getirilir.Az információbiztonsági irányítási rendszer tanúsítható rendszer.
Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi.Ezzel véglegesen az lett az ország fővárosa.
1797 yılında Trogir, Habsburg İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi.1797-ben a Velencei Köztársaság megszűnésével a Habsburg Birodalom része lett.
Kendi haline bırakılan her şey eninde sonunda enerjiye dönüşecektir.Minden mód valahogyan fogyasztja az energiát, ami később újratöltődik.
İşlenebilir, tel veya levha haline getirilebilirler.Lehet telepített, vontatott, vagy önjáró.
Oyuna erken giren vezir hedef haline gelir.Az a játékos, aki következik, lépni köteles.
1924 yılında Volga-Alman Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti haline geldi.1924-ben a Nahicseváni Autonóm Szovjet Szocialista Köztársaság fővárosa lett.
1972 yılında bölge şefliği Millî Park Orman İşletme Müdürlüğü haline getirilmiştir.1974-ben a lagei erdészeti hivatal erdőkerületének vezetője lett.
Yeni oluşturulan Group 4 Falck, dünyanın en büyük ikinci güvenlik hizmetleri sağlayıcısı haline geldi.Uusi yritys, Group 4 Falck, oli maailman toiseksi suurin turvallisuuspalvelujen tarjoaja.
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Tästä kuvasta tuli yksi kuuluisimmista kylmää sotaa kuvaavista valokuvista.
1918 yılında Yugoslavya'nın bir parçası haline gelmiştir.Vuonna 1918 siitä tuli osa Jugoslaviaa.
Bu durum kiliseleri Komünün asıl siyasi merkezleri haline getirdi.Tämä määräys teki kirkoista tärkeitä kommuunin poliittisia keskuksia.
Londra Maratonu 29 Mart 1981 yılında varlık haline geldi.Ensimmäinen Lontoon maraton järjestettiin 29. maaliskuuta 1981.
Vsauceun kurucusu Stevens en başarılı YouTuberlardan birisi haline gelmiştir.Vsaucen juontajana Stevensistä tuli yksi menestyksekkäimmistä YouTube-persoonista.
Bleu sonunda prestijli Debbie Allen Dans Akademisi'nde ilk öğrencilerinden biri haline dans eğitimi .Corbin oli ensimmäisiä Debbie Allen Dance Academy'n oppilaita.
Vilgax normal haline geri döner.Bane muuttuu takaisin normaalikokoiseksi.
Fikir, sanat yapan bir makina haline gelir."Tuntuu kuin tekisin tästä ohjelmasta taidetta.”
2000'li yıllarda Çin'in ekonomik kalkınması tüm dünyada önemli bir konu haline geldi.2000-luvulla Kiinan taloudellisesta noususta tuli yleinen puheenaihe.
Yarı otomatik Sportomatic şanzıman, alınabilecek bir seçenek haline getirildi.Huipputason urheiluautojen valmistaminen vaikutti lupaavalta mahdollisuudelta.
1928 yılında kurulmuş olup 1967 yılında North American Rockwell'in bir parçası haline geldi.Se perustettiin vuonna 1928 ja liittyi yhteen Rockwell Standard -yhtiön kanssa vuonna 1967.
Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri'ne rakip tek süper güç haline gelmişti.Neuvostoliitosta tulee maailman ainoa supervalta.
Işıktan korkan hayaletimsi bir yaratık haline geldi ve pis cinayetler işleyerek ve kirli etler yiyerek yaşadı.Hänestä tuli hirveä olento, joka loisti pimeässä valoa ja eli saastaisilla murhilla ja liassa.
Daha sonradan modern Akita'nın merkezi haline gelen Kubota kale kasabası 1604 yılında kurulmuştur.Kubotan linnakaupunki, josta myöhemmin tuli modernin Akitan keskusta, perustettiin vuonna 1604.
Bu isim sonradan markanın ismi haline gelmiştir.Myöhemmin siitä tuli koko yrityksen nimi.
1980'lerde okul 66.000 öğrencisiyle Almanya'daki en büyük üniversite haline geldi.1980-luvulla se oli koko Saksan yliopistoista suurin, tuolloin siellä opiskeli peräti 66 000 opiskelijaa.
İtalya bir ulus devleti haline gelerek birleşti.Italiasta oli tullut yhtenäinen valtio.
İnsanlar burayı bir yerleşim alanı haline getirmiş.Alue kaavoitettiin asuinalueeksi.
Böylece, İnsanlar gibi ölmemelerine rağmen Entler, yaşlandıkça sayıları azalan bir ırk haline geldiler.Vastaavasti kuollessasi vanhana et ole sama ihminen kuin teini-ikäisenä.
Şanghay Limanı, 2010 yılında Singapur Limanı'nı geçerek dünyanın en yoğun konteyner limanı haline geldi.Shanghain satama on ollut vuodesta 2010 maailman vilkkain konttisatama.
Bu süreç onu heel haline döndürüyordu.Yhtiö auttoi häntä kääntämään kaiken parhain päin.
Cava'nın kuzey kıyıları, özellikle Surabaya ve Tuban, önemli ticaret merkezleri haline geldi.Pohjois-Jaavan satamakaupungeista (muun muassa Surabaya) tuli tärkeitä kaupankäyntikeskuksia.
Vincenzo ise sonradan Galileo'nun yasal varisi haline getirilmiş ve Sestilia Bocchineri ile evlenmiştir.Vincenzio, jonka isyyden Galilei myöhemmin tunnusti, meni naimisiin Sestilia Bocchinerin kanssa.
Şubat 2008'de Bazaar bir GNU Projesi haline geldi.Helmikuussa 2001 Nano otettiin osaksi GNU-projektia.
Sonunda çok büyük başarı kazanan film, onu aranan bir yıldız haline getirdi.Tieteiselokuva Fantastinen matka nosti hänet lopulta tähdeksi.
Çin üçüncü büyük uzay gücü haline hazırda bekliyor.Tiangong 3 on Kiinan suunnittelema kolmas avaruusasema.
Bu yaygın bir yakınma haline gelmiştir.Tämä tapa on yleistynyt.
1971'de Tselinni Krayı lağvedildi ve Tselinograd oblastın idari merkezi haline geldi.Vuonna 1961 kaupunki sai nimen Tselinograd ja siitä tuli Tselinogradin piirin hallintokaupunki.
Abonelik sistemi, kuruluşun en önemli iş modellerinden biri haline geldi.Tilausasiakasjärjestelmästä tulikin yksi yrityksen tärkeimmistä toimintamalleista.
1952 yılında da Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir.Vuonna 1952 hänestä tuli museon johtaja.
Berlin Duvarı, Soğuk Savaş'ın simgesi haline geldi.Berliinin muurista tuli kylmän sodan aikaisen idän ja lännen vastakkainasettelun symboli.
Bunun yerine saat 19. ve 20. yüzyıldaki haline tamamen benzer olmalıdır.Asemakylä on syntynyt 1800- ja 1900-lukujen vaihteessa.
20'li yaşları itibarıyla başarısından ötürü Comédie-Française' in başrol oyuncularından biri haline geldi.20-vuotiaana hän oli jo Ranskan suosituimpia teatterinäyttelijöitä Comédie-Françaisessa.